Feriköy'de,
Yüksel Tanık platosundaki odalardan biri.. Duvarlar taş, yerler
taş, hava soğuk mu soğuk... İstanbul’da, kar öncesi ayazı kol
geziyor. Köşede bir soba etrafında toplanmışız.. Nebahat Çehre
ile Yıldız Kenter diz dize oturuyorlar... Tam karşılarındaki
tahta sıraya oturan Tugay Toksöz arada bir kalkıp sobaya odun
atıyor. İçerde rejisör Feyzi Tuna ile kameraman Kaya Ererez
çalışıyorlar. Biraz sonra set hazırlanacak ve bir set işçisi
gelip Yıldız Kenter’i kamera başına çağıracaktır...
YERLİ
MALI «ELMACI KADIN»
1960
- 61'de Hollywood sinemadan elini ayağını çeken eski şöhretleri
korku filimlerinde oynatmaya karar verince, ilk teklif çift Oscar’lı
Bette Davis’e yapılmıştı. 5 nisan 1908'de Lawell'de dünyaya
gelen, uzun yıllar Broadway tiyatrolarında çalıştıktan sonra
sinemaya geçen, «The Man Who Played God» (Allah Rolünü Oynayan
Adam) filmiyle yıldızlar sınıfına giren, 1935 ve 1938 yıllarında
«Pangerous» (Tehlikeli), «Jezebel» filimleriyle iki defa Oscar
kazanan. Barbara, Margo ve Mike admda 3 çocuğu olan Bette Davis, o
sırada dördüncü kocasından da ayrılmıştı, maddi bakımdan
gerçekten zor durumdaydı. Yapılan teklifi kabul edip sinemaya
dönünce filimciler ona korku filmi çevirtmediler. Yerine önce
«Pocketful of Miracles» (Elmacı Kadın) la başlayan «What ever
happened to baby Jane» «Bebek Jane'e ne oldu?» ile devam edip
«Hush hush sweed Charlotte» «Sus sus Tatlı Charlotte» ile
noktalanan üç filim çevirttiler. Atmosferin ön plana geçtiği bu
üç fantezi ile Bette Davis yine en ünlü yıldızlar arasına
girdi.
Türkiye’de
sinema seyircileri Bette Davis’in çevirdiği bu filimlerden ilki
olan «Pocketful of Miracles» i «Elmacı Kadın» adıyla 1966
yılında seyrettiler. Filimde Bette Davis'den başka Glenn Ford,
Hope Lange, Ann Margret ve Thomas Mitchell de oynuyorlardı. Rejisör,
«Amerikan salon komedisi» türünün ustalarından Frank Capra idi.
Önümüzdeki sinema sezonunda bir «Elmacı Kadın» daha göreceğiz.
Yerli «Elmacı Kadın» ın rejisörü Feyzi Tuna, kameramanı Kaya
Ererez. Bette Davis'in rolünü Yıldız Kenter, Glenn Ford'un rolünü
Tugay Toksöz, Ann Margret' in rolünü de Nebahat Çehre oynuyor..
Filmin
konusu kısaca şöyle: Elmacı kadın «Bette Davis - Yıldız
Kenter» düşmüş bir kişizadedir. Elma satarak geçinir.
Dışarlarda bir yerde okuyan bir torunu vardır (Ann Margret -
Nebahat Çehre). Ona yaşadığı hayatı belli etmez, otellerden
aldığı antetli kağıtlara düzmece mektuplar yazıp torununa
yollar. Gangster olan bir gazino sahibi (Glenn Ford - Tugay Toksöz)
işinin düzgün gitmesi için hergün Elmacı Kadın'dan bir elma
alması gerektiğine inandırmıştır kendini... Sonra olaylar iki
yönden gelişir. İki yönden gelişir ama, asıl gerilim torunun
anneannesini görmeye gelmesiyle şekillenir. Dostlan Elmacı Kadın’a
yardım ederler ve torun geldiği zaman karşısında «Elmacı
Kadını» değil, mektuplardaki zengin ve iyi kalpli ihtiyan
bulur...
Geçtiğimiz
haftalarda çekimine başlanan yerli «Elmacı Kadın» ın birçok
önemli yanı var. Bir defa, sadece tiyatro oyuncularının rol
aldığı «Vur Patlasm, Çal Oynasın» ı ve «501 Numaralı Hücre»
yi saymazsak, ilk defa bu filimde bu kadar çok tiyatro sanatçısı
bir araya geliyor. İsterseniz kadroyu bir sayalım: Yıldız Kenter,
Nebahat Çehre, Tugay Toksöz, Hulusi Kentmen, Erol Keskin, Ergun
Köknar, Kerem Yılmazer, Ayşem Sezer, Renan Fosforoğlu, Altan
Günbay, Refik Kemal Arduman, Turgut Boralı, Kayhan Yıldızoğlu...
O bir yana, 1951'de «Vatan İçin» le sinemaya başlayan ve
«Ağaçlar Ayakta Ölür» (1966), «Yaşlı Gözler» (1968) le
devam eden Yıldız Kenter «Elmacı Kadın» la altıncı filmini
çeviriyor.
«TEKLİF
ALMIYORUM Kİ»
Öğle
paydosu verilmişti. Sobalı odada Yıldız Kenter'le ikili bir
diyalog kuruyoruz:
-
«Bugüne kadar yanılmıyorsak 6 filim çevirdiniz. İnsan ister
istemez sinemayla aranızın pek iyi olmadığım düşünüyor.»
-
«Hayır yanlış... Sinemayı çok seviye mun. Çok seviyorum ama,
nedense fazla teklif alamıyorum. Tabii yılda 10 -12 filim çevirecek
kadar vaktim yok ama, pekala 3-4 filimde oynayabilirim. Ama yılda
3-4 teklif almıyorum ki...»
-
«Aynı zamanda hem tiyatroda oynamak, hem filim çevirmek yorucu
olmuyor mu?»
-
«Aksine, garip gelecek belki ama, sinema beni tahmin edemiyeceğiniz
kadar dinlendiriyor. Oyunculuğun tadmı çıkarıyorum sinemada.
Sadece rolüm var ve rolümden başka birşey beni ilgilendirmiyor.
Oysa tiyatroda öyle mi? Bir oyuncumun ayakkabısının bağından,
kapıların kapanışına, rüsumundan yeni oyun seçimine kadar
aklım her dakika binbir şeyle dolu.»
-
«Biraz önce bir sahneniz çekiliyordu. O sahnede konuşmanız da
vardı ama size kimse sufle vermedi. Rolünüzü ezberlemiş
miydiniz?»
-
«Evet...»
-
«Peki, rol ezberlemek sanıldığı kadar yararlı mıdır
sinemada?»
-
«Bakın, önce şunu söyliyeyim: Sinema konusunda genellemeler
yapacak kadar yeterli görmüyorum kendimi. Ama bu konudaki kişisel
yargım şu. Bir oyuncunun rolünü ezberlemesi 'yararlı' olmaktan
öte bir şeydir, bir şarttır bence.»
O
sırada Nebahat Çehre ile Tugay Toksöz de konuşmamıza
katılıyorlar. Tugay, «Bize senaryo vermiyorlar,» diyor. Yıldız
Kenter ona dönüyor, yumuşak bir sesle:
-
«Bana da vermediler,» diyor. «Ben bir gün önceden çekilecek
sahneleri öğrenip sözlerimi bir kağıda kopya ediyor, oradan
ezberliyorum..»
REJİSÖR
Bir
ara Feyzi Tuna ile konuşuyoruz. «Siz,» diyoruz, «Frank
Capra’nınkinden değişik bir yorum getirdiniz mi yerli 'Elmacı
Kadın' a?» Tuna bu soruyu, «Hayır» diyerek cevaplandırıyor,
sonra şunları ilave ediyor:
-
«'Elmacı Kadın,' yapısı itibariyle bir fantezidir. Benim filme
iştirakim tamamen teknik açıdan oluyor. Sadece konuyu
alaturkalaştırmaya çalıştım.»
Sonra
Yıldız Kenter'den konuşuyoruz. Feyzi Tuna Yıldız Kenter'den çok
memnun.
-
«Yıldız hanımla değişik bir çalışma yapıyorum,» diyor.
«Yönetimi çok kolay.. Sahnelerde trafiği yerip o trafik içinde
kendisini serbest bırakıyorum. Yıldız hanım kendi yorumu içinde
oynuyor, küçük bir, iki tashihten sonra hemen çekime geçiyoruz.»
Sonra
Feyzi Tuna çok enteresan bir olayı anlatıyor. Tarabya otelinde
çalışırlarken elektrikler anza yapmış. Onlar tamir edilirken
settekiler de beklemeye başlamışlar... Herkes bir yanda
oturuyor... Gerisini Feyzi Tuna'ndan dinleyelim:
-
«Aradan 10 -15 dakika geçmişti, bir ara gözüm Yıldız hanıma
ilişti. Çekim anında durduğu yerde yere diz çökmüş öyle
duruyordu. Yanına gittim, 'Yıldız hanım, elektrikler anza yaptı,
onun tamirini bekliyoruz,' dedim. 'Biliyorum efendim,' diye cevap
verdi ve o sırada anladım ki ben, 'Yıldız hanım,
dinlenebilirsiniz,' demediğim için orada duruyor. Böyle saygılı
oyuncuya gerçekten çok az rastlanır Türk sinemasında. Hani her
şey bir yana ama, bence sinema oyuncularının çoğu sete gelip
Yıldız hanımı seyretmeliler. Örnek bir sanatçı... Hem oyun,
hem de iş terbiyesi yönünden.»
Evet,
«Elmacı Kadın»ın setinde gördüklerimiz ve konuştuklarımız
bunlar. «Ya gerisi?» diyeceksiniz. Gerisini birkaç ay sonra
sinemalarda göreceğiz...(diğer haberler için aşağıdaki linke
tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder