On
beş gün süreyle Akdeniz sanülerinde tatil yapan Seyyal Taner'i,
İstanbul'a dönüşünde ziyaret ettik. Bronzlaşmış bir tenle ve
dinlenmiş elmanın rahatlığı için, de karşımıza geçen
sanatçı, hala Akdeniz'in güneşini ve denizini yaşıyordu...
Kendisine röportaja değil de, sohbete geldiğimizi söyleyince daha
da rahatladı... Seyyal Taner'le aşk, seks ve uyuşturucu konuları
üzerinde sohbet ettik. İşte sorularımız ve işte sanatçının
verdiği birbirinden ilginç cevaplar: «Bize 'Aşk'ın tanımını
yapar mısınız?»
«Aşk, insanın kendi
kafasında yaşadığı ve yaşattığıdır... Aşk, her insanın
kişiliğine ve dünya görüşüne göre farklılıklar gösterir.
Ben, aşkı şöyle tanımlayabilirim: Duyguların doruğudur o...»
«Aşkın
mantıkla çeliştiği ve çoğu kez de galip geldiği söylenir.
Sizce her aşk mantıksızca mı yaşanır?»
«Aşk
karşılık görürse, zamanla mantık kendiliğinden yok olur..
Nasıl mı? Aşık olan bir kişi istese de istemese de duyguları
ile hareket eder. Çünkü, yukarıda da söylediğim gibi, aşk,
duyguların doruğudur... Yok eğer aşk, karşılık görmezse, o
zaman da eninde sonun, da mantık galip gelir ve zamanın akışına
bırakılan duygular da giderek zayıflar ve bir gün yok olur...»
«Size
göre insan, birden fazla aşk yaşayabilir mi?»
«Aşkın sınırı
olmaz ki!... Duygular sınırlandırılabilir mi hiç? Buna örnek
olarak toplumumuzda çok sık söylenen bazı sözleri vermek
İsterim. 'Gönül ferman dinlemez'.. 'Gönül kimi severse, güzel
odur'... 'Aşkın yaşı olmaz'... Diyeceğim o ki, insan, birden çok
aşk yaşayabilir.»
«Bir
de şu var... Aşkın dereceleri olduğu gibi, çeşitleri de vardır.
Kuşa, kediye, denize, toplu olarak tüm insanlara ve Tanrı'ya
duyulan aşklar vardır... Ancak çeşidi ve derecesi ne olursa
olsun, aşkın kökeninde kutsallık yatar...»
«Bugüne
kadar kaç kez aşık olduğunuzu ve aşık olduğunuzu nasıl
anladığınızı anlatır mısınız?»
«Ben,
bugüne kadar yaşadığım güzelliklere aşığım... Bu nedenle,
bu konuda bir rakam veremeyeceğim. Ben aşık olduğum zaman,
saçmalamaya başlarım... Unutkan olurum... Korkunç derecede dalgın
olurum... Sonra, yalnız kalmak ve bol bol düşünmek gelir
içimden... Şarkıları bir başka dinlerim, bir başka söylerim...
Ayrıca, kalbim her zamankinden hızlı çarpar...»
«İlk
aşk unutulmaz derler... Bize ilk aşkınızı anlatır mısınız?»
«İstanbul
Kız Lisesi birinci sınıfında öğrenciydim... İstanbul Erkek
Lisesi'nden bir gençle flört ettim... İşin komik yanı, daha o
zamanlar flörtün ne olduğunu da bilmiyordum.
«Bir gün, okul
çıkışında, Sultan, ahmet otobüs durağında kız arkadaşlarımla
birlikte otobüs bekliyorduk. O gün yanımdaki tüm kızların
gözleri ondaydı... Hepsi, onun ne kader yakışıklı olduğundan,
ne kadar çekici olduğundan söz ediyorlardı... Aynı otobüse
bindik, Ben artık hareketlerimi kontrol edemiyordum. Çünkü onun
gözleri benim üzerimdeydi... Sürekli bana bakı, yordu.. Bu olacak
iş değildi!.. Ben o zamanlar, erkek gibi bir kızdım. Okulda, hem
Disiplin Kolu, hem de Spor Kolu başkanlığı yapıyordum.
Kara-kuru, çelimsiz,
diz kapaklarının altına kadar uzanan okul formasıyla, erkeklerin
dikkatini çekmektan çok uzak bir tiptim.
«O güne kadar, bir
erkeğin bana bakacağı hiç aklıma bile gelmemiş, ti. Bu nedenle
otobüs içinde blnbir türlü düşünceyle ne yaptığımı
bilemiyordum. İnanır mısınız, hangi durakta ineceğimi unuttum o
gün... Son durağa kadar gittim. O da geldi... Otobüsten inip, eve
yürüyerek dönmeye karar verdim. O da peşim, deydi. İlk söylediği
sözü hiç bir zaman unutamam. Gülerek yanıma yanaştı ve 'Hala
yorulmadın mı?' diye sordu. Cevap vermedim. Çünkü dilim
tutulmuştu... O okul takımında basketbol oynuyordu. Ben de Spor
Kolu başkanı olduğum İçin, spordan söz etmeye başladık. Beni
eve kadar getirdi. Aslında herkesin onu görmesini istiyordum.
Benimle ilgilenen, bana iltifatlar yağdıran bir erkek vardı...
Bizi görünce, bana flörtlerinden söz eden arkadaşları, mın
'çatır çatır' çatlıyacağını düşünüyordum.
«Artık, her gün
otobüs durağında buluşuyorduk... Bir gün beni diskoteğe
götürdü... Hayatımda ilk kez, diskoteğe onunla gittim ve ilk kez
onunla dans ettim... Sonra, okuldan ayrıldım ve Arnavutköy Kız
Koleji'ne girdim. Mezun olduktan sonra da önce İspanya'ya, oradan
da Amerika'ya gittim. Birbirimizi kaybettik...
«Yıllar
sonra bir gün beni ziyaret etti. Evlenmişti... Çocukları da
vardı... Mutluydu da... Ama ikimiz de hala Sultanahmet otobüs
durağını unutamamıştık...»
Aşk
konusundaki sohbetimizden sonra, bu kez Seyyal Taner'in «Seks»
konusundaki düşüncelerini aldık.
«Seks'in tanımını
yapar mısınız?»
«Seks, doğanın
dengesidir.. Seks, doğanın en büyük lütfudur...»
«Seks
özgürlüğünden yana mısınız?»
«Tabii
ki evet... Ama, toplumun gelenek, görenek, örf ve adetlerini
düşünüp, bu değerler içinde bu özgürlüğü dengeli bir
şekilde yaratırım. Seks, yalnızca yatmak değildir...»
«Yurdumuzdaki
seks eğitimi sizce yeterli midir? Değilse, bu konuda neler
yapılmalıdır?»
«Yıllar
önce, dedeleri ve nineleri 'Selamlık' ve 'Haremlik' olarak
adlandırılan bölmelerde ayrı ayrı oturmuş bir neslin
torunlarıyız... Bu nedenle, seks konusunda özgürlüğe hemen
sahip olmamız imkansızdır. Bu konudaki eğitim de yavaş yavaş ve
planlı olarak yapılmalıdır. Eğitim, çileden başlamalıdır.
Seks yalnızca birleşmek değildir. Hayvani duygu, ların tatmini de
değildir. Seks kutsal bir duygudur. Seks konusunda, ki eğitim için,
önce ailelere, sonra da devlete görevler düşüyor.»
«Bugün
tüm dünya kadınları 'Kürtaj' konusunda özgürlük
istemektedirler. Siz de Kürtaj'ın serbest olarak yapılmasından
yana mısınız?»
«Evet... Kürtaj'ın,
hem ekonomik, hem de sosyolojik yapımıza faydalı olacağı
kanısındayım. Ne var ki, aşırısı sağlığa zararlı olduğu
için, bunu ölçülü bir şekilde yapmak gerekir. Bir aileyi
bunalıma itecek çocukların doğmaması için kürtaj gereklidir.
Aksi halde, istenmediği halde dünyaya gelen çocuklar, cami
avlularına terkedilmekte, çocuk esirgeme kurumlarını
doldurmaktadırlar...»
«Kadınlar
arasındaki eşcinselliğin doğuş nedenleri üzerindeki düşün,
çelerinizi öğrenebilir miyiz?»
«Psikolojik
olabilir, baskı sonucu doğabilir, doğuştan olabilir... Böyle bir
kadın tipi, erkeklerden nefret eder. Bu nedenle kendi cinsine aşırı
derecede yaklaşır. Böyle bir kadının bir psikologla karşılıklı
oturup konuşmasında büyük yarar vardır.»
Söz,
uyuşturucu maddeler konusuna gelince, Seyyal Taner, biz soru
sormadan konuşmaya başladı. Anlattıkları ilginçti:
«Hakkımda
çok garip söylentiler dolaşıyor... Sahnedeki hareketlerimi ve
danslarımı görenler, 'Seyyal Taner doping yapıyor' diyorlar. Ben,
7 yıldır sahnedeyim. Bu süre içinde deping yapsaydım, kısa süre
içinde çökerdim, yıpranırdım, bugünkü dinamizmimi
koruyamazdım...»
«Merakınız
nedeniyle, bir kez bile olsa, uyuşturucu maddelerden herhengi birini
denediniz mi?»
«Kesinlikle
hayır...»
«Uyuşturucu
kullanan gençlere neler tavsiye edersiniz?»
Yorumlar
Yorum Gönder