Ana içeriğe atla

Ahu Tuğba Karıştığı Kavgayı Anlattı

Geçtiğimiz hafta aktör sevgilisi Kenan Kalavla birlikte gittiği gece kulübünde çıkan olayların basına yansımasından sonra adeta deliren Ahu Tuğba yerinde oturamıyor öfkesinden. Skandala alet olması için homoseksüel yardımcısı Şakir Şener ile Ermeni barmen Aldo’nun ellerinden geleni yaptıklarını söyleyen Ahu Tuğba’nın sözleri oldukça ilginç...
- ''Beni satamayacaklar. Bundan sonra beni pazarlayamayacaklar artık. O akşam hep yapamadıkları için oldu. Benim yalnız geleceğimi sanıyorlardı. Kenan’ı görüne hepsi taş kesildi ve olay çıkardılar. Ama bundan sonra benim yüzümü göremeyecekler. Artık eski Ahu değilim ben..."
Takılmış plak gibi önüne gelene hop oturup hop kalkarak böyle dert yanıyor Ahu Tuğba. Neden mi? Geçtiğimiz hafta gittiği gece kulübünde çıkardığı kavga ile yine skandal kadını olarak basına yazıldığı için... Avrupa gezisinden sonra gece gazinolarını sıklaştıran ve kendi deyimiyle hasret gideren Ahu Tuğba bu sefer homoseksüel yardımcısı Şakir Şener ile değil aktör sevgilisi Kenan Kalav’la boy gösteriyor her yerde. Ama bundan sonra gösterir mi bilemiyoruz. Çünkü son olarak gittiği gece kulübünde çıkardığı kavga yüzünden Ahu Tuğba’nın başı hayli ağrıyor. Kulüp kapanana kadar kendini zor tuttuğunu anlatan Ahu Tuğba resmen kavgaya kışkırtıldığını ve bunun tek sorumlusunun kulübü işleten kadınsı tavırlı Ermeni barmen Aldo ile homoseksüel yardımcısı Şakir Şener’in olduğunu köpürerek anlatıyor:
- ''Kulübe yalnız gelseydim işlerine gelirdi. Kimbilir beni o gece kaç erkeğe pazarlamışlardı. Ama ben başıma gelecekleri çok iyi bildiğim için Kenan’dan rica ettim birlikte gidelim diye. Kulübe girdiğimde taş kesildiler. Onların morarmış halini gördükçe bana gülme krizi geldi. Şakir denen yıllardır ekmeğimi yiyen adam pistten yan gözle bakıp pis pis laf attı sadece. Aldo denen adam masa masa dolaşıp dedikodumu yaptı. Sonra da kulüp kapandıktan sonra hesap yüzünden bana laf atmaya başladı. Ben 100.000 liralık hesabı ödemeyecek adamla dolaşır mıyım? Hele hele eski kocam olacak adamın grubundan atılan laflar aklımı yerinden oynattı. Aldo olacak adam eger kulüp işletmecisiyse müşterilerine sahip çıkması gerek. Yoksa kulüp kavga meydanına dönar. Ama o sadece bardaki erkek müşterileriyle ilgilendiği için her akşam bir kavga çıkar orada. Beni pazarlayamadıkları için Kenan’dan aldılar hırslarını. Ama artık eski Ahu değilim. Burunlarından fitil fitil getireceğim..."

Çok ilginç konuşuyor Ahu Tuğba. Eskiden yanından ayrılmayan homoseksüel yardımcısı Şakir’i resmen kadın tellalı olarak ilk kez suçluyor. Keza Ermeni barmen Aldo’yu da... Yakında kıyamet kopacak ama nerede? Belki de evlerinin arasında sadece beş yüz metre mesafe bulunan Ulus’ta...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...