Lorenzo
Lamas ile John James'i tanıyormusunuz diye sorsak yine yüz kişiden
doksanı olumsuz cevap verir. Ama Şahin Tepesi’nin şımarık
Lenz'i kaza geçirmiş desek hemen “Vah vah çok yazık olmuş”
diye yanıt alacağımıza yüzde yüz eminiz. Keza video sahibi
olanlar için Hanedan’daki Jeff'in diziden ayrıldığını
söylesek yine aynı tür hayıflanmaları duyarız. Çünkü biz
milletçe özellikle yabancı artistlerin esas adlarından önce
şöhret oldukları rollerdeki adlarını ezberlemeyi daha bir kolay
öğreniriz. Ama merak etmeyin ne Şahin Tepesi'nin şımarık Lenz’i
kaza geçirdi ne de Hanedan'ın kişiliksiz damadı Jeff Colby
diziden ayrıldı. Sadece iki genç aktörün Amerika'da yayınlanan
röportajlarındaki itirafları oldukça ilginç olduğu için bu
sayfalarda baş köşeye oturdular. Evet Lorenzo Lamas ile John James
Amerika’da aranılan aktör olarak basını meşgul ederken Aşk
Gemisi’ndeki figüran rolleriyle Türkiye'ye yolculuk ettikten
sonra şanslarının açıldığını açıkladılar. Ve bizler Aşk
Gemisi Türkiye’ye geldiği zaman kaptan Stubing'in, kaprisli
Julie'nin, sempatik Goffer'in neşeli Ayzek'in ve doktorun peşinde
koşturmaktan bugünün iki televizyon şöhretinin farkına bile
varamamışız. Oysa onlar çekim boyunca bir güzel eğlendikleri
gibi Türkiye'yi unutamadıklarını, İzmir’de patlayan balonların
meydana getirdiği kazayı, İstanbul’da şereflerine verilen
kokteylin zenginliğini anlata anlata bitiremiyorlar. Kendilerine
Türkiye'nin çok uğurlu geldiğini söyleyen Şahin Tepesi’nin
Lenzi ile Hanedan dizisinin Jeff'i en kısa zamanda İstanbul’a
yeniden geleceklerini de ilave ediyorlar. Uzun boyu, sarı saçları,
mavi gözleri ile biranda kadınların gözbebeği olan John James
ile atletik yapılı esmer yakışıklı Lorenzo Lamas şu sıralarda
Hollywood'un en çok para kazanan aktörlerinden ikisi. Onun için
pek fazla umutlanmamak gerek Türkiye'yi hatırlamaları açısından.
Figüranlık günlerinde olduğu gibi ancak gözden düştükleri
anda gelirlerse ona da şükür...(diğer haberler için aşağıdaki
linke tıklayın)
Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...
Yorumlar
Yorum Gönder