Ana içeriğe atla

17 Yıl Gizlenen Çocuk

Jön tipiyle 40 yaşını aşmasına rağmen benim diyen gençlere taş çıkartır Selçuk Ural. Bugüne değin yaşadığı aşklar, yaptığı evlilikler ve halen sürdürdüğü dışarıdan sakin görünen oysa içinde büyük fırtınalar kopan kadın ilişkileri Selçuk Ural’ın adeta gençlik iksiri gibidir. Ve kimse yakışıklı şarkıcının boyunca yetişmiş 17 yaşında bir oğlu olduğuna inanmaz. Gerçekten çok güç Selçuk Ural'ın 17 yaşında yetişkin bir oğlu olduğuna inanmak ama, yıllardır gizlenen bu çocuğu basında ilk kez ŞEY ortaya çıkardı. Hem de nüfus kâğıdıyla, annesinin kimliğiyle ve her şeyden önce Selçuk Ural'ın sonunda ''Pes" edip oğlunu ortaya çıkarmasıyla... Yaşadığı çevre içinde Selçuk Ural'ın oğlu olarak tanınmaktan çekinmeyen Hakan Ural’ın varlığı önce Selçuk Ural’ın ikinci evliliğinden olan kızı Aslı'nın velayet davasında ortaya çıkmıştı. Bir başka çocuğu olduğunu ve bugüne kadar mükemmel bir babalık yaptığını savunan Selçuk Ural kızını da yanına almak için mahkemeye başvurmuştu. Ve o günden beri sürdürdüğümüz takip sonunda Selçuk Ural’ın delikanlılık döneminde beraber olduğu Ceyhan Cem adlı film ve sahne yıldızından bir oğlu olduğunu bulduk. Önüne getirdiğimiz kanıtlar sonunda, bugün 17 yaşında olan oğlunu artık saklayamayan Selçuk Ural 17 yıldır basında ilk kez ŞEY'e Hakan Ural'la birlikte poz verirken üstünden büyük bir yük kalkmış gibi oldukça rahat görünüyordu...
Bugüne kadar şöhretlerin dünyasında çok babalık davası görüldü. Yasak ilişkilerinden olan çocuklarını inkâr edenlerin yüzüne kanıtlar birbir çarpılmasına rağmen, onların büyük bir yüzsüzlükle mahkeme önünde kendini temize çıkarma çabaları günlük gazetelerin birinci sayfalarından, magazin gazetelerinin manşetlerine kadar sansasyonel biçimde yazıldı çizildi... Ancak Türk hafif müziğinin efendi şarkıcısı Selçuk Ural’ın 17 yıldır boyuna erişen bir oğlu olmasına ve de gizlemesine rağmen hiçbir şekilde "Babalık dava"sına hedef olmadı. Öyle ki herkes yasak ilişkilerinden veya mutsuz evliliklerinden olan çocuklarını reddetmeye kalkarken Selçuk Ural modacı Canan Yaka ile yaptığı evlilikten olan kızı Aslı'yı velayetine almak için aylarca mahkeme kapılarını aşındırdı. Ve bu mahkemelerden birinde de ikinci bir çocuğu olduğunu ŞEY ortaya çıkardı...
Tıpkı yurt dışındaki şöhretlerin bir benzerini yaşıyor Selçuk Ural 17 yaşındaki oğlu Hakan'la. Çünkü oğlu hık demiş burnundan düşmüş kadar Selçuk Ural'a benziyor. Konuşması mimikleri hatta konuşurken dilini dışarı çıkarma gibi tiklerine kadar babasının modeli Hakan Ural.
17 yıldır beraber yaşayan baba oğul basında ilk kez ŞEY'e poz verirken görenler Alain Delon’la oğlu Antony Delon’u, Jean Paul Belmondo ile oğlu Paul Belmondo'yu anımsamadan yapamıyor. "Benden daha yakışıklı" dediği oğlunun lise öğrenimi sırasında haylazlığından bıkan Selçuk Ural yeni açtığı video şirketinde onu iş hayatına alıştırıyor. Ve geçtiğimiz günlerde yaptığı Avrupa gezisi sırasında da oğlunu Londra'da okutmaya karar veren Selçuk Ural onun en iyi öğrenimi yapmasını istiyor.
Babasıyla övünen yakışıklı Hakan Ural ise hem okuyup, hem be başarılı bir işadamı olmak için çabalıyor... Gündüzleri birlikte çalışan,geceleri yine birlikte gezip eğlenen Selçuk Ural ile Hakan Ural'a bundan sonra cemiyet içinde de daha da çok rastlayabilirsiniz. Çünkü ŞEY gizliliği ortadan kaldırdı artık...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...