Ana içeriğe atla

Suzan Uztan

NE tuhaftır Suzan Uztan'ın en sevdiği rollerden biri, «Küçük Sahne» de oynadığı «Pepsi» olmasına rağmen, hayatında en sevmediği şeylerden biri de Pepsi Cola'dır. Bir de kalabalıktan hoşlanmaz, ama mesleği icabı her gece kalabalığın içindedir. «Hababam Sınıfı» ndan tutun da, Kaktüs Çiçeği, Pepsi, Oliver ve en son Nikah Kağıdı'na kadar son yıllarda hep kalabalık bir halk topluluğunun karşısında oynamıştır.
20 temmuz 1938'de Amasya'da doğan Suzan Üztan, ilk okulun 4. sınıfından itibaren bale resitallerine çıkar, çocuk tiyatrolarında çalışırdı. İlk defa profesyonel olarak 9 ya. şmda iken Haldun Taner'in «Dışardakiler» piyesinde oynadı. Ankara Kız Lisesi'n den mezun olduktan sonra 1954'te girdiği imtihanı kazanarak, Devlet Tiyatrosu kadrosuna alındı. 1960'tan sonra İstanbul'a geldi. İlkin Arena'da bir, iki yıl çalıştı. Meşhur kahkahaları burada başladı. Oradan «Küçük Sahne» ye, Ulvi Uraz’ın yanına geçti. Ulvi Uraz, Küçük Sahne'den ayrıldıktan sonra, «Kaktüs Çiçeği» nde Mücap Ofluoğlu Topluluğunun en beğenilen sanatçısı oldu ve o meşhur kahkahalarını orada da sürdürdü. Pepsi'den sonra bir müddet sahneden ayrıldı. 2 aralık 1968'de tanınmış iş adamı Ali Kavala ile evlenince, bir ara onun tamamen sahneden ayrıldığını zannedenler, geçen mevsim Dormen Tiyatrosu'ndaki «Oliver»de misafir sanatçı olarak tekrar gördüler. O sırada Engin Cezzar’la Gülriz Sururi çalışanlarla ortak bir tiyatro kurmayı tasarlayınca ilk baş vurdukları Suzan Uztan oldu. Böylece Suzan, «Engin Cezzar - Gülriz Sururi ve Ortakları» topluluğuna katılmış oldu.
Boyu 1.60, kilosu 48, saçları kızıl kestane, gözleri kahverengi olan Suzan Uztan, 35,5 numara ayakkabı giyer. Bir ailenin beş çocuğundan biri, daha doğrusu Şükran adlı ikiz kardeşiyle birlikte en küçükleridir.
- «Yemeklerden hiç birini tercih etmem,» diye anlatır. «Çünkü yemekle başım hoş değildir. Sadece tatlıyı çok severim, o kadar. Hayvanların hepsini severim. Kediyi, köpeği, atı, ayıyı, hepsini... Pardon sadece sürüngenler hariç tabiî. Onlara bir türlü kanım ısınamadı.»
Bayıldığı renk yeşil, kulüp ise Fenerbahçe’dir. Hayran olduğu kadm yıldız: Vivien Leigh.
Çok okur. Beğendiği yazarlar ise Andre Guide ile Oscar Wilde'dir. Müziğin her türlüsünü opera müziğinden, hafif batı müziğine kadar hepsini sever.
1962'de «Can Evimden Vurdular» adlı bir filimde oynayan Suzan Uztan daha çok tiyatroyu tercih ediyor. Bir de üzüntüsü var. «Tiyatro son yıllarda nedense Bulvar Tiyatrosu olmaktan ileri gidemiyor,» diyor. «Acaba daha önemli, daha kaliteli oyunlar olsa tutmayacak mı? Ama en kafalısından, en basitine kadar birçok seyirci, 'Bütün gün o kadar bunalıyoruz ki, tiyatroya eğlenmek için gitmek istiyoruz,' deyince insanın içine bir şüphedir giriyor.»
İçkilerden rakıyı tercih eden Suzan Uztan, günde iki paket Yeni Harman sigarası içer. Batıl itikatlara müthiş inanır. Her oyuna ilk çıkşmda uzun uzun dualar eder. Her girdiği yere muhakkak ilk defa sağ ayağını atar.
Şimdi ortağı bulunduğu topluluktan çok memnun. «Ben arka planda kalıyorum, o ön plana çıkıyor diye bir şey yok aramızda. Oyun içimizden kimlere uygunsa başrolleri onlara veriyor, biz hepimiz etraflarında toplanıp onlara yardım ediyoruz. Mesela Nikah Kağıdı'ndaki küçük rolüme mukabil, yakında sahneye konacak olan «Tatlı Perşembe» tamamen benim için seçilmiş bir oyun. Orada başroldeyim.»
- «Demek o meşhur kahkahalarınızı yeni oyununuzda bol bol dinleyeceğiz» diyorum.
- «Hayır,» diye müdahale ediyor. «Bundan sonra yok onlar. Bu piyeste beni yepyeni bir hüviyette göreceksiniz.»...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Nükhet Duru'nun Çıplaklığı Başına Dert Oldu

ARTIK Nükhet Duru gecede 3-4 yerde sahneye çıkan bir uvertürdür. Repertuvarına daha bir dikkat eder; saçına, giyimine, hareketlerine daha bir özen göstermeye gayret eder. Bu arada Yeşilçam'dan da film teklifleri gelmektedir. Ve yıl 1970'tir. Ayhan Işık, Bahar Erdeniz ve Yusuf Sezgin 'in başrolleri paylaşacakları bir filmin hazırlıkları yapılmakta ve bu filme bir kadın oyuncu aranmaktadır. Ve Nükhet Duru adında karar verir yapımcılar. O günleri de şöyle anlatır Duru: «Bir gün çalıştığım gazinonun kulisine bir prodüksiyon amiri geldi. 'Nükhet Hanım hikaye tam size göre, Ayhan Işık'la oynayacaksınız' dedi. «Ben 'Oynayamam, imkanı yok' dedim. Adam 'Neden?' diye sordu. «'Zaten gecede üç dört yerde sahneye çıkıyorum. Gündüzleri de uyuyorum filmi ne zaman çekeceğiz. Film çekmeye zamanım mı var?' dedim. «'Biz çekim saatlerini sizin boş saatlerinize göre ayarlarız' dedi adam. «Sonra çekimler başladı. Ben ne filmin adını b...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Sekse Düşkün Mine Soley Ramazanda Oruç Tuttu

Türk sinemasının en çok soyunan kadını Mine Soley , bu günlerde sahneyle, set arasında mekik dokuyordu. Bir aylık mecburi Ramazan istirahatından sonra tekrar ortaya çıkmış, kendini jet hızıyla sahneye ve film setine atmıştı. Mine Soley'i "Ölüm Emri" adlı filmin setinde bulduk. "Ölüm Emri"ni Yücel Uçanoğlu-Metin Film-Işık Toraman adına yönetiyordu. Filmin başrollerini Murat Soydan ve Esen Püsküllü oynuyordu. Ve Mine Soley'İn yanısıra oynıyan öteki oyuncular da Behçet Nacar, Ali Poyrazoğlu , Erden Alkan'dı. Son ikisi tiyatro oyuncularıydı. Mine Soley kamera karşısına çıkmak için sırasını bekliyor bu arada da makiyajını yapıyordu. Sahneyle film setleri arasında mekik dokuyan genç kadın: - ''Bir bilseniz ses alanında neler dönüyor. Bazı ses sanatçıları, sahneye geçen sinema oyuncularım nedense çekemiyorlar. Hanımefendiler bütün yeni şarkıları amborgoya almışlar,bize okutmak istemiyorlar, Eskimiş unutulmuş şarkılar da bize kalıyor. Ama ne ...