Ana içeriğe atla

İzzet Günay ''Alo'' Dedi ve Ortalık Karıştı

SES okuyucuları Filiz Akın, Kartal Tibet, Selda Alkor, Cüneyt Arkın ve Sema Özcan’dan sonra nihayet İzzet Günay'la da konuştular. «Nihayet» diyoruz, çünkü bilindiği gibi «Sevdiğiniz Artist Telefonda» programı İzzet Günay’la başlayacaktı, ama eşinin ani ölümü, Türk sinemasının bu ünlü yıldızını hayranlarının karşısına çıkıp onların sorularına cevap vermekten alıkoymuştu.
İzzet Günay 29 temmuz pazartesi günü idarehanemize elifi elifine 16.00’da geldi. Bu «erkenciliğini» de bize şöyle izah etti:
- «Ben ne zaman yeni bir filme başlasam heyecanlanırım. Bugün de yeni bir filme başlıyormuş gibi heyecanlıyım. Onun için havaya alışıp üstümdeki heyecanı atayım diye biraz erkence geldim.»
Saat 17.55’te İzzet elini cebine attı ve önceden hazırladığı notları telefonun bulunduğu masanın üzerine yaydı. Kendisine son defa gerekli açıklamalar yapıldı... Ve nihayet tam 18.00’de ilk telefon santraldan SES mecmuasına bağlandı. Artık söz İzzet’le, İzzet Günay hayranlarınındı.
ERGİN ATİLLA (27) Banka Memuru:
«İzzet Günay mısınız, aman ne iyi... Bize bu imkanı sağladığı için SES mecmuasına ne kadar teşekkür etsek azdır vallahi... Ben, banka memuruyum? N'olur bizim bankada hesap açtırın.»
CEVAP: «Hayhay ama sebebi ne han'fendi?»
- «Sebep mi? Hesap açtırınca bankaya sık sık uğrarsınız, biz de sizi yakından görebiliriz İzzet bey.»
GÜLÇİN GÜLCANLI - BALIKESİR:
«İzzet bey, bana bir şey söyler misiniz?»
CEVAP: «Ne söyleyeyim bilmem ki. Size iyi, sıhhatli, başarılı günler dirim.»
İNCİ GÜLCANLI (15) Öğrenci: «Kaç yaşındasınız?»
CEVAP: «Siz kaç tahmin ediyorsunuz? 30 mu? Çok çok teşekkürler... 33 yaşındayım efendim.»
    ERKAN EFECAN (20) Tüccar: «Sizi sahnede de görmüştüm. Sizce tiyatro mu daha iyi, yoksa sinema mı?»
CEVAP: «Tabii ki tiyatro. Tiyatronun havası bir başka oluyor.»
    HALİM OKAN (14) Öğrenci: «Dünyada en çok sempati duyduğunuz ülke hangisidir?»
CEVAP: «Önce kendi memleketim tabii: Türkiye. Ondan sonra da Ingiltere.»
    MERİH KARANOĞLU (17) Kursiyer: «İzzet bey, biz size ailece hayranız. N'olur, bize bir ikindi çayına gelin.»
CEVAP: «İnşallah efendim, ama bugünlerde maalesef olmaz. Bu telefon konuşması biter bitmez hemen İzmir'e hareket edeceğim. İzmir dönüşü mümkün olabilir.»
    HÜLYA İNCİ (18) Öğrenci: «Hanımınızın ölümü sizi çok sarstı mı, tekrar evlenmeyi düşünüyor musunuz?»
CEVAP: «Tabii ki çok sarstı. Şuanda evlenmeyi falan düşündüğüm yok.»
    SELMA YİĞİTER (15) Öğrenci: «En çok hangi çiçeği seversiniz?»
CEVAP: «Gül.»
    REYHAN (24) Memur: «Karınız ölünce neler hissettiniz?
CEVAP: «Bunun izahı çok güç. Anlatamam, ya da anlatırım ama bu telefonda olmaz. Çok uzun, çok elim şeyler. Allah kimsenin başına vermesin. İyi akşamlar efendim.»
    İNCİ KILİÇASLAN (18) KONYA: «İzzet bey, Konya'ya gelmeyi düşünüyor musunuz?»
CEVAP: «Kısmet. Biz filimciyiz. Nerde akşam, orada sabah. Gelirsem tabii ziyaret ederim efendim.»
    AYSEMİN DÖNER (18) Memure: «Hanım artistlerden hangisiyle oynamak istersiniz?»
CEVAP: «Türkan hanımla.»
    FERHAN KILIK: «Sigara tiryakisi misiniz, hangi sigarayı içiyorsunuz?»
CEVAP: «Maalesef tiryakisiyim. Günde 2,5 paket Samsun içiyorum. Bir ara Amerikan sigarası içerdim. Hisar'ı da beğeniyorum.»
    AZRA BALKAN (17) Manken: «Hafif Batı Müziğini seviyor musunuz?» En çok sevdiğiniz parça hangisidir?»
CEVAP: «Klasik müzik kadar olmasa da seviyorum diyebilirim. En çok sevdiğim şarkıya gelince. Biliyorsunuz bu, zamana göre değişiyor. Şu anda Mario Zelinotti'nin söylediği «II Conto Torna» benim favori şarkım.»
    FİLİZ KASABA (22) Ev kızı: «İlk filminizi kimle, ne zaman çevirdiniz?»
CEVAP: «1959'da. Belgin Doruk'la, Zeki Müren'in oynadığı Kırık Plak'ta küçücük bir rolüm vardı. Onu saymazsanız ilk filmim olarak 1962’de Ayhan Işık, Leyla Sayar ve Serpil Gülle oynadığımız Çifte Nikah'ı söyleyebilirim»
    VİLDAN İMAR (14) Öğrenci - BURDUR: «Sevdiğiniz şarkıcılarla, sevdiğiniz şarkıların isimlerini rica edeceğim.»
CEVAP: «Tom Jones, Timur Selçuk, en beğendiğim şarkıcılar. Şarkı mı? II Conto Torna, A Man Without Love ve Dünya Dönüyor.»
    CEYLAN ATEŞ (19) Öğrenci: «Denize giriyor musunuz?»
CEVAP: «Denizi çok severim, ama bu yıl pek giremedim. Sadece iki filim arasında bir yarım gün bulup yalan yanlış bir başımı ıslatabildim, o kadar. Arkadaşlar, 'Hadi denize' demiyorlar mı, onları bir güzel döveceğim geliyor!»
    S. Ç. (20) Ev Kadını - BURDUR: «N'olursunuz benim adım mecmuada S.Ç. olarak geçsin. Çok mersi. Çocukları sever misiniz İzzet bey?»
CEVAP: «Evet, hem de pek çok. Çocuğum var mı? Hayır efendim maalesef.»
    HALUK YABANCI (19) Öğrenci: «Meziyet ve kusurlarınızı sayar mısınız?»
CEVAP: «Bana göre en büyük kusurum aşırı derecede titiz olmam. Meziyetlerime gelince, onları yakın arkadaşlarım benden daha iyi bilebilirler her halde.»
    YALÇIN KARAKÖYLÜ (17): «İzzet bey, adresinizi rica edebilir miyim?»
CEVAP: «İzzet Günay. Kalıpçı Sokak No: 93 Teşvikiye — İstanbul. Ama zarfa sadece İzzet Günay — Teşvikiye derseniz de gelir efendim.»
    FETİNAZ CARTEL (28): «İzzet bey, sizden bir imzalı resim istemiştim. Londra'dan. Hatırladınız mı? Zahmet edip göndermişsiniz, çok mersi. Ben şimdi İstanbul'a döndüm, size Londra'dan bir hediye getirdim. Acaba ne zaman, nerede verebilirim?»
CEVAP: «Vallahi ben bugün İzmir'e gidiyorum hanımefendi. Şimdiden teşekkür ederim. Onu dönüşte kararlaştırırız efendim.»
    BERNA GÜNEŞ (11) Öğrenci: «Sayın İzzet Günay, size çok hayranım, diğer meslekdaşlarınız gibi sahneye çıkmayı düşünüyor musunuz?»
CEVAP: «Hiç düşünmedim. Bir teklif gelirse düşünürüm ve sonunda 'hayır' derim.»
    SALİHA KOŞMAZ (18) Öğrenci: «İzzet bey, gümüş bir çerçevem var, resminizi bekliyor.»
CEVAP: «Adresinizi verin de beklemekten kurtulsun efendim.»
    NURTEN SARAÇOĞLU (22) Öğrenci: «İzzet bey, beni bir filminizin setine davet eder misiniz?»
CEVAP: «Tabii ederim efendim. Telefonunuz var mı? Peki, İzmir'den dönünce gününü kararlaştırırız.»
    NESRİN ÜNAL (20) Memure - ANKARA: «İzzet bey, şimdi hangi filmi çeviriyorsunuz, sizden başka kimler oynuyor?»
CEVAP: «Menderes Köprüsü'nü çeviriyoruz. Tamer Yiğit, Sevda Ferdağ, Pervin Par, Kadir Savun, Hüseyin Saradan' la birlikte.»
    ZERRİN ERGİN (15) Öğrenci: «Çok aşık oldunuz mu?»
CEVAP: «Oldum ya. Hem de bir hayli. İsimleri mi? N'apıcaksınız canım?»
    İBRAHİM ERDEM (15) Radyo Tamircisi - ANKARA: «Artistlik nasıl bir meslek? Hayatınızdan memnun musunuz?»
CEVAP: «Elhamdülilllah. Meslek olarak çok zor tabii, ama ben mesleğimi çok seviyorum.»
    NERMİN UYGAR (19) Desinatör: «Boş zamanlarınızda ne yaparsınız?»
CEVAP: «Benim bazı hastalıklarım var, onlarla uğraşırım. Pullarımla oynarım, kitaplarımı düzeltirim, antika eşya koleksiyonumu düzenlerim, müzik dinlerim, okurum. Böyle işte.»
    ENVER ÖZEL (19) Tüccar Terzi - BİLECİK: «Kaç yıldır perdedesiniz?»
CEVAP: «İlk 'Kırık Plak'ı sayarsanız 9, Çifte Nikah'ı sayarsanız 6 yıldır, ama tiyatroya başlayalı 11 sene olduğu için ben kendimi bu meslekte oldukça eski sayıyorum.»
    İNCİ ŞENAY (15) Öğrenci: «Nerelisiniz, kaç yaşındasınız?»
CEVAP: «İstanbuilu'yum. Kaç yaşında gösteriyorum?»
    - «35...»
    - «Yapmayın canım. Herkes 18 falan diyor! Efendim. En çok sevdiğim yemek mi? Barbunya fasulyesi tabii. Siz sever misiniz? Yanında bir de pilav olacak, bir ondan, bîr bundan. Tavsiye ederim, bir deneyin.»
    GÜLŞEN GÜLER (21) PTT Memuresi: «Kaç sene daha filim çevireceksiniz?»
CEVAP: «İşimi, mesleğimi çok seviyorum. Onun için çalışabildiğim kadar çalışacağım.»
    NAKİYE PEKACAK (18) Öğrenci:
«Boyunuz kaç?»
CEVAP: «1.80»
    SEMA ADIYAMAN (20) PTT Memuresi - MUDANYA: «Yalnız bir odada yaşasanız yanınıza ne alırsınız?»
CEVAP: «Kitap.»
    MÜRVET SARP (13) Öğrenci: «Filim çevirirken ne hissedersiniz? Filim çevirirken sonunu merak eder misiniz?»
CEVAP: «Vallahi ne bileyim, bir şeyler hissederim işte. Hayır, çevirdiğim filmin sonunu merak etmem. Neden mi? Çünkü filme başlamadan sonunu bilirim de ondan. Ama bakın size bir sır vereyim. Filmin sonunu değil de, ondan sonrasını çok merak ederim. Yani seyircilerin tepkisini...
    SELMA PEKÖZ (25) Ev kadım: «Yabancı di! biliyor musunuz?»
CEVAP: «Çat pat İngilizce.»
    MEHMET İNLER (21) Memur: «İstanbul'un Hangi tarafı hoşunuza gider?»
CEVAP: «Her tarafı, ama Anadolu yakası bir başka oluyor. Hele Salacak. Bilmem siz de aynı kanaatte misiniz?»
    NEŞE SİPAHİ (19) Öğrenci: «Hangi tip kadınlar hoşunuza gider, sarışını mı, esmeri mi tercih edersiniz?»
CEVAP: «Ayrım yapmam, bence bir kadının zeki olması kafidir.»
    MELEK SUNAR (16) Ev kızı: «En çok hangi filminizi seviyorsunuz?»
CEVAP: «Vesikalı Yarim'i...»
    EMEL SAĞNAK (17) Öğrenci: «Bugün benim yaş günüm. Sizinle konuşmak benim için en büyük hediye oldu.»
CEVAP: «Çok teşekkür ederim. Size hayırlı, uğurlu seneler dilerim. 17 yaş, yaşların en güzelidir. Kıymetini bilin.»
    MEZİYET GÜRGÖZE (21) Memure - MERZİFON: «Tekrar dünyaya gel
seniz ne olmak istersiniz, kızınız olsa ne isim koyarsınız?»
CEVAP: «Vallahi bilmem, ama her halde aktör olmam. İsim mi? Benim sade isimler hoşuma gider. Ayşe, Fatma, Zeynep gibi.»
    SADUN GÜLER (40) Şirket Müdürü: «İzzet bey, sizi sahnede görmeyi çok arzu ediyoruz. Şarkıcılık yapacak mısınız?
CEVAP: «Çok mersi beyefendi, ama ben kendimi sahnede görmeyi pek arzu etmiyorum. Tabii 'Sahne' derken tiyatroyu kastetmiyorum.»
    MELEK DAYIOĞLU (22) Ev Kızı: «Unutamadığınız hadiseleri sorabilir miyim?»
CEVAP: «Vallahi o kadar çok ki. Hangisini anlatayım. Geçirdiğim deniz kazası, tiyatroda ilk sahneye çıkışım, ilk filmimin ilk sahnesi, evlenişim, yedeksubayda geçirdiğim araba kazası, ilk aşık oluşum ve eşimin ölümü.»
    MAHİNUR BEYDEŞ (23) Ev Kadını: «Nerede doğdunuz?»

CEVAP: «İstanbul'da, Sarıyer'de efendim.»...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Ahu Tuğba'nın Erkeği Kenan Kalav Olacak

Yazın son günlerini yaşadığımız Eylül ayının en büyük sansasyon yaratacak filmini çekmeye hazırlanıyor Ahu Tuğba . Türk - İran ortak yapımı olarak gerçekleşilecek bu filmde Tuğba’nın erkeği Kenan Kalav olacak... Gün artık büyük söz söyleme günü değil... Yoksa ademoğluna öyle yuttururlar ki zamanı ve yeri gelince... Nasıl mı? Alın size en canlı en güzel örneği. Daha bir hafta öncesine kadar Kenan Kalav’la film çevirmeyeceğini, hiç bir şekilde görüşmediğini önüne gelene söyleyen Ahu Tuğba üç gün önce Türk - İran yapımı bir filmde genç aktörle oynamayı kabul etti. Peki söylediği o kadar lafı nasıl yuttu dersiniz? Nasıl olacak 8 milyon Türk Lirası’na. Evet bugün Türk sinemasının zirvedeki yıldızları Türkan Şoray ’ın, Hülya Koçyigit ’in, Müjde Ar ’ın alamadığı ücreti bir film başına alarak yine ol vay kadın oluverdi Ahu Tuğba. Geçtiğimiz haftabaşı yaptığı anlaşmadan sonra nakit 8 milyon lira aldığının çabası, bir de hakaret ettiği, hor gördüğü Kenan Kalav’la kamera karşısına geçmeyi...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Önder Somer'in Şansı Açıldı

İstanbul'un Caddebostan, Suadiye ve Bostancı semtlerinin bu mevsimde sesiz, yalnız bir havası vardır. İnsana huzur, biraz da hüzün veren bir havadır bu... Hele hava yağmurluysa, hele yapraklar rüzgarın tesiriyle oradan oraya uçuşuyorsa... Biz de şubat ortasında, böyle bir akşam üstü, Caddebostan Plajyolu Mehtap Sokağında 33 numaralı evde oturan Önder Somer 'in evini arıyoruz. Etraf tenha. On dakikadır yürüdüğümüz halde yolda ya iki insan gördük, ya da üç... Sert lodos rüzgarı kulaklarımızı sağır edercesine uğulduyor... Kapıda bizi Önder Somer karşıladı. İki yaşındaki oğlu Öner de sırtında. Tıpkı babasına benziyor. Hani derler ya: «Hık demiş, burnundan düşmüş!» diye, öyle işte. - «Buralarda ne işin var?» dedik. «İki saattir yoldayız!» Bir süre yüzümüze bakarak güldü: - «Hele bir oturun bakalım,» dedi. «Bir yorgunluk kahvesi içelim, sonra konuşuruz.» Oturduk, kahvelerimizi içtik... Önder Somer anlatmaya başladı: - «İstanbul tarafını hiç sevmem. İnsan...