Ana içeriğe atla

Türkan Şoray'ın 7 Kocası

TÜRKAN ŞORAY 25 yıllık ömrü boyunca henüz bir erkeğe «Evet,» demedi ama, ocak ayının sonlarında başrolünü oynayacağı «Yedi Kocalı Hürmüz» filminde rol icabı tam yedi kocaya birden «Evet» diyecek ve yedisiyle birden evlenecek.
Geçenlerde bir gece Türkan Şoray, yanında filmin rejisörlüğünü yapacak olan Atıf Yılmaz olduğu halde tiyatroya geldi ve kahkahadan kırı la kırıla «Yedi Kocalı Hürmüz» piyesini seyretti.
Piyes bittikten sonra sahnenin Hürmüz'ü Ayfer Feray, sinemanın Hürmüz’ü Türkan Şoray'ı sahneye davet etti ve ona kocalarını tanıttı: «Tavsiye ederim hayatım,» dedi. «Filimde de kocaların bunlar olsunlar. Rahat edersin!» Türkan Şoray yedi erkeğin karşısında «koca» lafını duyunca kıpkırmızı kesildi, ama ne yapsın iş işti...
«Laf lafı açar» derler, iki Hürmüz de konuştukça açıldılar, açıldıkça konuştular ve sonunda espriler yıldız gibi saçılmaya başladı ortalığa.
- «Hayatım vallahi çok güzel Hürmüz olacaksın sen. Bayılacak millet.»
- «Yok canım sizin kadar iyi olamam herhalde. Baksanıza piyesi 800 defa oynamışsınız. Demek hüner sizde. İşvenizde, cilvenizde, edanızda!»
AYRILIK BULUTLARI GENE DAĞILDI
1970’in son günleri Cüneyt Arkın'a hiç yaramadı. Yıldırım hızıyla peşpeşe gelen olaylar, Cüneyt Arkın adını ön plana çıkarırken, ayrılık rüzgarı da Arkın’ların yuvasını temellerinden sarstı.
Olay, Betül Arkın'ın «baba evine» gitmesiyle başladı. Betül Arkın’ın «koca evini» terketmesi kimine göre Cüneyt Arkın'ın içkiye karşı aşırı düşkünlüğü, kimine göre de Betül'ün, Cüneyt Arkın’ın anne ve babası ile aynı evde oturmak istemeyişiydi. Betül Arkın ise bu «ayrılışa» annesinin yanında kalmakta olan çocuğunun aniden hastalanışını sebep gösteriyordu.

Ayrılık bir hafta kadar sürdü. Bu bir haftanın sorunda Betül Arkın evine döndü, o eve dönerken, uzun süreden beri oğlu ve galini ile birlikte yaşamakta olan Cüneyt Arkın’ın hacı annesiyle babası da. Cüneyt Arkın'ın bekarken oturduğu apartman katına taşındılar. Yukarıdaki fotoğraf olaylar sırasında Betül Cüreklibatır’ın baba evinde çekilmiştir. Daha sonraki günlerde eski o mutlu yaşantılarına dönen genç çift yeni yılı evlerinde karşılayacaklar. Arkınlar arasındaki buzlar çözülmüş, bir yuva yıkılmaktan kurtulmuştur. Gelecek günlerin neler getireceği bilinmez, ama bir sükunet ve mutluluk getirmesini gönülden diliyoruz...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Ahu Tuğba'nın Erkeği Kenan Kalav Olacak

Yazın son günlerini yaşadığımız Eylül ayının en büyük sansasyon yaratacak filmini çekmeye hazırlanıyor Ahu Tuğba . Türk - İran ortak yapımı olarak gerçekleşilecek bu filmde Tuğba’nın erkeği Kenan Kalav olacak... Gün artık büyük söz söyleme günü değil... Yoksa ademoğluna öyle yuttururlar ki zamanı ve yeri gelince... Nasıl mı? Alın size en canlı en güzel örneği. Daha bir hafta öncesine kadar Kenan Kalav’la film çevirmeyeceğini, hiç bir şekilde görüşmediğini önüne gelene söyleyen Ahu Tuğba üç gün önce Türk - İran yapımı bir filmde genç aktörle oynamayı kabul etti. Peki söylediği o kadar lafı nasıl yuttu dersiniz? Nasıl olacak 8 milyon Türk Lirası’na. Evet bugün Türk sinemasının zirvedeki yıldızları Türkan Şoray ’ın, Hülya Koçyigit ’in, Müjde Ar ’ın alamadığı ücreti bir film başına alarak yine ol vay kadın oluverdi Ahu Tuğba. Geçtiğimiz haftabaşı yaptığı anlaşmadan sonra nakit 8 milyon lira aldığının çabası, bir de hakaret ettiği, hor gördüğü Kenan Kalav’la kamera karşısına geçmeyi...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Önder Somer'in Şansı Açıldı

İstanbul'un Caddebostan, Suadiye ve Bostancı semtlerinin bu mevsimde sesiz, yalnız bir havası vardır. İnsana huzur, biraz da hüzün veren bir havadır bu... Hele hava yağmurluysa, hele yapraklar rüzgarın tesiriyle oradan oraya uçuşuyorsa... Biz de şubat ortasında, böyle bir akşam üstü, Caddebostan Plajyolu Mehtap Sokağında 33 numaralı evde oturan Önder Somer 'in evini arıyoruz. Etraf tenha. On dakikadır yürüdüğümüz halde yolda ya iki insan gördük, ya da üç... Sert lodos rüzgarı kulaklarımızı sağır edercesine uğulduyor... Kapıda bizi Önder Somer karşıladı. İki yaşındaki oğlu Öner de sırtında. Tıpkı babasına benziyor. Hani derler ya: «Hık demiş, burnundan düşmüş!» diye, öyle işte. - «Buralarda ne işin var?» dedik. «İki saattir yoldayız!» Bir süre yüzümüze bakarak güldü: - «Hele bir oturun bakalım,» dedi. «Bir yorgunluk kahvesi içelim, sonra konuşuruz.» Oturduk, kahvelerimizi içtik... Önder Somer anlatmaya başladı: - «İstanbul tarafını hiç sevmem. İnsan...