Ekranın
ilk televizyon gazetecisi Uğur Dündar 11 yıldan bu yana çeşitli
programlarla karanlıkta kalmış olayları ekranda aydınlığa
çıkarmış ve büyük sansasyonlar yaratmıştı. ''Yaşadığımız
Günler'' ''İşte Hayat" ''Günler Geçerken'' "Çarşamba
Gecesi" ''İşte Cumartesi'' ''Günlerin Getirdikleri'' ve son
olarak "Olay'' adlı programıyla başarılı gazeteciliğini
sürdüren Uğur Dündar'ın son "Kumar'' programını hemen
hatırlarsınız. Kumarın bir çeşit hastalık olduğunu,
bu.alışkanlığın insanlara büyük felaketler yaşattığını
uzun bir süre anlatmaya çalışan Uğur Dündar bu arada mali
ekiplerle birlikte çeşitli kumarhanelere yapılan baskınlara
katıldığı, için yeraltı dünyasının büyük tepkisini görmüş
ve tehdit edilmiştir. Büyük federe kulüplerde oynanan milyonluk
kumar oyunlarından söz bile etmeyen Uğur Dündar bu eksiği
yüzünden yapılan eleştirilere yine kulak tıkayarak ''Kumarın
Ötesi" adlı programı hazırlayıp oiaym devamını hazırladı.
Ama bu arada da büyük bir gizlilik içinde kumarhane açmak üzere
girişimlere başladığı ortaya çıktı Uğur Dündar'ın. Evet
çok zor inanılacak bir olay ama ekranda milyonlarca izleyiciye
kumarı kötüleyen, kumarın yaşattığı felaketleri anlatan Uğur
Dündar Devlet Deniz Yollarına alt lüks Ankara gemisinde kumarhane
açmak üzere büyük gizlilik içinde ön girişimlerine başladı.
Yaz aylarında Akdeniz ülkelerine turistik sefer yapan, halen
İstanbul-İzmir arasında çalışan Ankara feribotunun büyük
eğlence salonunu kumarhane olarak işletmeyi ilgili bakanlıklara ve
Devlet Deniz Yollarına öneren Uğur Dündar'ın bu girişiminden
sadece geminin kaptanları ve başvurduğu yetkili merciler
haberdar... Ekranda yaptığı yorumsuz gazeteciliğinin tecrübesiyle
büyük gizlilik içinde hazırlıklarım sürdüren Uğur Dündar'ın
ilk kez gazeteniz ŞEY'de bu haberi gördükten sonra göstereceği
politika ne olur bilinmez ama ünlü sunucuyu ekranda.yeniden ''Kumar
ve Ötesi'' programında izlerken şüphesiz sizin de ağzınız açık
kalacak...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...
Yorumlar
Yorum Gönder