Ana içeriğe atla

Cem Karaca Şarkıcılığa Veda Etti

Şu günlerde Cem Karaca cephesinde değişen çok şey var. Birincisi Cem Karaca'nın özel hayatında aylardan beri süren karışıklık Meriç Başaran'dan boşanmaya karar vermesiyle son buluyor. İkincisi ve Cem Karaca için asıl önemli olanı ise Cem'in 1971 kış sezonunda ana-baba mesleğine dönmesi ve birkaç aylığına şa-kıcılığı bırakması... Ama sakın yanlış anlamayın, Cem Karaca şarkıcılığı bırakıyor diyoruz, şarkı söylemeyi deği.. Evet önümüzdeki sezon Cem Karaca'yı Gülriz Sururi, Engin Cezzar ve Ortakları Tiyatrosunda seyredeceğiz. İki yıldır Avrupa ve Amerika'yı birbirine katan ünlü beat operası «Hair»de baş erkek rolünü oynayacak.
CEM KARACA VE «HAİR»...
Cem Karaca'nın dört yıl sonra yine tiyatroya dönmesinden kendisi dahil herkes memnun. Babası Mehmet Karaca oğlu fikrinden caymasın diye ne yapacağını şaşıyor. Annesi Toto Karaca eğer Cem sözünde durursa, yani kış sezonunda «Hair»de oynarsa, yıllardır çalışıp yaptırdığı apartman katını ona hediye edeceğini vaadediyor. Cem Karaca ise bu konuda şunları söylüyor:
- Ben mesleğimde daima yenilik peşinde koşmuşumdur. Bir sanatçı için yenilik şarttır. Son günlerde müzik piyasası müzikle ilgili olmayan kişilerle doldu. Onların arasında her an harcanabilirim. Onun için düşündüm taşındım, birkaç aylığına da olsa hafif batı müziği sahnesinden uzaklaşıp, tiyatro sahnesinde şansımı deneyeyim, dedim.. İkibuçuk yıldır kapalı gişe oynayıp, oynandığı her yerde hadiseler yaratan «Hair» operasının notaları henüz Avrupadan gelmedi. Notalar gelir gelmez hemen provalara başlayacağız. «Hair»de baş kadın rolünü sanatını çok takdir ettiğim, müzikal oyunlarda büyük başarı gösteren Gülriz Sururi oynayacak...
Cem Karaca bundan sonra her yıl bir müzikal oyunda oynamaya karar vermiş. Ayrıca bundan sonra çevireceği filimleri de müzikal yapmak istiyor.
Bunlar Cem Karaca'nın meslek hayatında yaptığı değişiklikler. Özel hayatındaki değişikliklere gelince.. Cem Karaca eşi Meriç Başaran'dan ayrılmaya karar verdi. Şöhretli şarkıcı bu konuda da şunları söylüyor:
AYRILIĞIN SEBEPLERİ...
    - «Ben yaptığım her şeyle Türk olan bir insanım. Benim belki de yobaz diyebileceğiniz sabit fikirlerim vardır. Almanya'da kaldığım süre kulağıma karım hakkında bazı dedikodular geldi. Bunlar gerçek olmasa bile benim için dedikoduların çıkması yeterlidir. Evet karımdan ayrılacağım.»
Meriç Başaran ise bu konuda sadece:

    - «Cem'i çok seviyorum ama ona kırgınım,, demekle yetiniyor...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...