Ana içeriğe atla

Engin Çağlar Mine Mutlu'yu Bıraktı

Mine Mutlu ile 19 günlük bir Avrupa gezisine çıkan Engin Çağlar, geçen hafta Mine'yi Avrupa'da bırakarak Istanbul'a döndü. Yeşilköy'de uçağa kolkola, yanak yanağa binen Yeşilçam'ın iki şöhretli ismi, Avrupa'da kavga mı etmişlerdi acaba? Engin Çağlar'a bunu sorduğumuz zaman güldü: «Hayatımda kimse ile kavga, münakaşa etmedim ben. Hele bir kadınla, asla,» diyerek başladı Avrupa'ya çift gidip tek gelişinin sebebini anlatmaya: «Mine Londra'da lisan, bilgi, görgü okuluna yazıldı. Şubat ayının sonuna kadar bu okulda okuyacak, sertifika alacak. İngilizce konuşmasını, yürümesini, oturmasını, kalkmasını, çatal, bıçak tutmasını, makyaj yapmasını, giyinmesini kuşanmasını öğrenecek. Bu okula dünyanın bir çok ünlü kadınları devam etmişlerdir. Hatırımda kaldığına göre, İra Fürstenberg, çok eski yıllarda Jacqueline Onassis, Kraliçe Süreyya bu isimler arasındar.»
Engin Çağlar, Avrupa gezisinden bayağı neşeli, zinde olarak döndü. Biz sormasak bile o hemen her cümlenin içinde Mine kelimesinin geçmesine bilhassa dikkat ediyordu. Anlaşılan Yeşilçam'ın yeni yakışıklı jönü gönlünü Mine Mutlu'ya iyice kaptırmıştı.
    - «Bu beraberliğin sonu ne olacak? Mine Mutlu İngiltere'den döndükten sonra ne yapacaksınız?» diye sorduğumuz zaman mahcup mahçup önüne baktı, sonra başladı anlamaya:
    - «Herhalde gene beraber olacağız. Belki bir ev tutar birfikte otururuz. Çünkü o böyle istiyor. Mine'yi yalnız bırakmayacağım. İyi kız. Himayeye, ihtiyacı var.»
Sonra söz döndü dolaştı, Avrupa'da geçen 19 günün bilançosuna geldi. İlk durakları Roma'dan başlamış. Yeni yıla Mine Mutlu ile Roma’da girmişler. Şehir baştan aşağı ışık cemdeymiş. Herkes çılgınlar gibi eğleniyormuş. Collesium’u renmişler. Meçhul Asker anıtına gitmişler, dilekleri olsun diye ünlü Travi Çeşmesi’ne para atmışlar. Gelin, sonrasını Engin'den dinleyelim:

«Roma'dan Barcelona'dan geçtik. En çok bu şehri sevdik. Eğlenceli temiz insanları neşeli bir şehir. Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfettiği gemi olan Santa Maria’da fotoğrafız çektirdik. Sonra Madrid, Paris. Paris bambaşka tabii, Avrupa'nın zevk beldesi. Ne ararsan her şey var. Londra ise her zamanki gibi.. Mininin minisi, kadının güzeli, erkeğin acaibi, eğlencenin çeşidi hep Londra'da.»...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Nükhet Duru'nun Çıplaklığı Başına Dert Oldu

ARTIK Nükhet Duru gecede 3-4 yerde sahneye çıkan bir uvertürdür. Repertuvarına daha bir dikkat eder; saçına, giyimine, hareketlerine daha bir özen göstermeye gayret eder. Bu arada Yeşilçam'dan da film teklifleri gelmektedir. Ve yıl 1970'tir. Ayhan Işık, Bahar Erdeniz ve Yusuf Sezgin 'in başrolleri paylaşacakları bir filmin hazırlıkları yapılmakta ve bu filme bir kadın oyuncu aranmaktadır. Ve Nükhet Duru adında karar verir yapımcılar. O günleri de şöyle anlatır Duru: «Bir gün çalıştığım gazinonun kulisine bir prodüksiyon amiri geldi. 'Nükhet Hanım hikaye tam size göre, Ayhan Işık'la oynayacaksınız' dedi. «Ben 'Oynayamam, imkanı yok' dedim. Adam 'Neden?' diye sordu. «'Zaten gecede üç dört yerde sahneye çıkıyorum. Gündüzleri de uyuyorum filmi ne zaman çekeceğiz. Film çekmeye zamanım mı var?' dedim. «'Biz çekim saatlerini sizin boş saatlerinize göre ayarlarız' dedi adam. «Sonra çekimler başladı. Ben ne filmin adını b...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Sekse Düşkün Mine Soley Ramazanda Oruç Tuttu

Türk sinemasının en çok soyunan kadını Mine Soley , bu günlerde sahneyle, set arasında mekik dokuyordu. Bir aylık mecburi Ramazan istirahatından sonra tekrar ortaya çıkmış, kendini jet hızıyla sahneye ve film setine atmıştı. Mine Soley'i "Ölüm Emri" adlı filmin setinde bulduk. "Ölüm Emri"ni Yücel Uçanoğlu-Metin Film-Işık Toraman adına yönetiyordu. Filmin başrollerini Murat Soydan ve Esen Püsküllü oynuyordu. Ve Mine Soley'İn yanısıra oynıyan öteki oyuncular da Behçet Nacar, Ali Poyrazoğlu , Erden Alkan'dı. Son ikisi tiyatro oyuncularıydı. Mine Soley kamera karşısına çıkmak için sırasını bekliyor bu arada da makiyajını yapıyordu. Sahneyle film setleri arasında mekik dokuyan genç kadın: - ''Bir bilseniz ses alanında neler dönüyor. Bazı ses sanatçıları, sahneye geçen sinema oyuncularım nedense çekemiyorlar. Hanımefendiler bütün yeni şarkıları amborgoya almışlar,bize okutmak istemiyorlar, Eskimiş unutulmuş şarkılar da bize kalıyor. Ama ne ...