Ana içeriğe atla

Kartal Tibet Şart Koştu

Hey gidi günler hey! Şu insanoğlu ne garip yaratıktır! Söylenenler zamanın sözleri arasında kalınca ne çabuk unutulur. Verilen sözlerden «Sırtında yumurta küfesi yok ki!» misali nasıl dönülür, işte alın prodüktör Suat Yalaz'la ilk ve hakikî «Karaoğlan» Kartal Tibet'i.. Bundan aylarca önce aralarına kara kedi girdiği zaman birbirlerine nasıl ver yansın etmişlerdi. Doğrusu bu sözler, yenir yutulur cinsten ithamlar, isnatlar, değildi.. O günlerde Suat Yalaz, bar bar haykırıyor, önüne gelen gazeteciye dert yanıyordu:
ONU SİNEMAYA BEN KAZANDIRDIM
- «Hayatımda bu Kartal kadar nankör adam görmedim. Ankara Devlet Tryatrosu'nda 500 lira maaşla çalışırken, elinden tuttum, İstanbul'a getirdim,
«Karaoğlan» filminin başrolünde oynatıp onu sinemaya soktum. Şöhretini, servetini her şeyini bana borçludur. O turduğu katı, altındaki otomobilini, bankadaki paralarını her şeyini, her şeyini.. Sonra elinde tuttuğu Kartal Tibet'in Karaoğlan kılığında çektirdiği resime bir çarpı işareti koyuyor, »Kartal Tibet artık Karaoğlan değildir.» diyordu..
«BİR DAHA SUAT YALAZ’LA FİLİM Mİ YAPMAK?»
Suat Yalaz böyle konuşuyor da, Kartal Tibet durur mu hiç? O da Suat Yalaz’ı itham ediyor, sözlerine cevap veriyor ve aynen şöyle konuşuyordu:
- «Bir daha Suat Yalaz gibi sözünün eri olmayan bir adama filim yapmak mı? Asla... Beş tane »Karaoğlan» filmi yaptım, ona milyonlar kazandırdım. Daha ne istiyor benden, anlayamadım. Hala aleyhimde konuşuyor, beni herkesin yanında, gazetecilerin, hayranlarımın yanında küçük düşürmeye çalışıyor. Biraz daha konuşursa, benim de başka söyleyeceklerim olacak herhalde..»
SARI KARAOĞLAN İŞ BAŞINDA
Bu sırada Suat Yalaz, işletmecilerden avans aldığı veya onlara, «Karaoğlan filmi yapacağım,» diye söz verdiği için yeni bir «Karaoğlan» bulmuştu. Sarı saçlı Kuzey Vargın’dı bu. Yeni Karaoğlan’ı gazetecilere tanıştırırken, «Göreceksiniz,» diyordu. «Kuzey Vargın, Kartal Tibet’ten daha iyi «Karaoğlan» olacak. Ondan iyi ata biniyor, ondan iyi kılıç kullanıyor.»
Fakat evdeki hesap çarşıya uymaz misali, Suat Yalaz'in düşündükleri de gerçekleşmedi. Yeni «Karaoğlan» filmi hakikisinin yanında pek iş yapmadı. Seyirci Kuzey'i «Karaoğlan» olarak benimsememişti. benimseyememişti.
KUZEY VARGIN ALMANYA'YA GİDİNCE...
Suat Yalaz bu defa da Kuzey Vargın için verip veriştiriyordu: »Beni mahvetti. Filmin çekimi sırasında kan kusturdu bana,» diyor ve sözlerini şöyle noktalıyordu: «Böyle olacağını bilseydim, ona değil başrol oynatmak, yazıhanemden içeri bile sokmazdım, işte şimdi halini görüyorsunuz. Dışarlarda sürünüp duruyor. Bir daha Yeşilçam’da kolay kolay iş bulamaz.»
Suat Yalaz'ın Kuzey Vargın için bu sözleri sarfettiği günlerde sarı Karaoğlan, Almanya’da Münih’te bulunuyor, ora da ticaret işleriyle uğraşıyordu. Bize Almanya’dan yolladığı kartta yazdıklarına bakılırsa Almanya ile Türkiye arasında ticaret yapacak bir «export» mağazası açmaya uğraşıyordu. Anlaşılan Kuzey de eninde sonunda Yeşilçam’dan ümidim kesmişti..
Bütün bunlardan sonra hafta içinde Suat Yalaz'ın, Kartal Tibet ile barıştığı haberleri çalınmaz mı kulağımıza? Önce Suat Yalaz ile konuştuk. Kartal Tibet ile barıştığı haberini doğruluyordu:
- «Ankara’dan dönerken Kartal ile trenin restoranında konuştuk, anlaştık.» diyordu. «Karaoğlan»! tekrar Kartal Tibet oynayacak. Benim özür dilememi, söylediğim sözleri herkesin içinde geri almamı şart koşuyor, kabul edeceğim. Başka çarem yok.»
«BİR ŞARTIM VAR»
Daha sonra evinde konuştuğumuz Kartal Tibet ise Suat Yalaz'ın sözlerini doğrulamakla beraber daha başki şartlar da ileri sürüyordu: «Suat Yalaz, trende bendeh özür diledi, sözlerini geri aldı. Ama tekrar onunla çalışmam için bunlar yeterli değil. Gazetelerde resmimin üzerine çarpı işareti çekmişti. Herkesin içinde yüksek sesle benden özür dilemesi lazım. Bir de filmin rejisörlüğünü başkası yapacak. Eğer Suat Yalaz, gene Karaoğlan filminin rejisörlüğünü yapmaya kalkışırsa onunla katiyen çalışmam. Yeşilçam'da «Karaoğlan»ı daha iyi çekebilecek birçok rejisör vardır zira..»

Bütün bu karşılıklı beyanatlardan sonra bütün şarjlar yerine getirilse bile Kartal Tibet, «Karaoğlan» filminde oynayacak mı? Suat Yalaz, herkesin içinde Kartal Tibet'ten özür dilemeyi göze alamayacağına, bir de filmin rejisörlüğünü yapmaktan vazgeçemeyeceğine göre, biz şimdilik «Karaoğlan» filminin yapılabileceğine pek ihtimal vermiyoruz. Ama yine de kesin konuşmamayı tercih ediyoruz.. Zira burası Yeşilçam'dır ve burada olmayacak şey yoktur...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Ahu Tuğba'nın Erkeği Kenan Kalav Olacak

Yazın son günlerini yaşadığımız Eylül ayının en büyük sansasyon yaratacak filmini çekmeye hazırlanıyor Ahu Tuğba . Türk - İran ortak yapımı olarak gerçekleşilecek bu filmde Tuğba’nın erkeği Kenan Kalav olacak... Gün artık büyük söz söyleme günü değil... Yoksa ademoğluna öyle yuttururlar ki zamanı ve yeri gelince... Nasıl mı? Alın size en canlı en güzel örneği. Daha bir hafta öncesine kadar Kenan Kalav’la film çevirmeyeceğini, hiç bir şekilde görüşmediğini önüne gelene söyleyen Ahu Tuğba üç gün önce Türk - İran yapımı bir filmde genç aktörle oynamayı kabul etti. Peki söylediği o kadar lafı nasıl yuttu dersiniz? Nasıl olacak 8 milyon Türk Lirası’na. Evet bugün Türk sinemasının zirvedeki yıldızları Türkan Şoray ’ın, Hülya Koçyigit ’in, Müjde Ar ’ın alamadığı ücreti bir film başına alarak yine ol vay kadın oluverdi Ahu Tuğba. Geçtiğimiz haftabaşı yaptığı anlaşmadan sonra nakit 8 milyon lira aldığının çabası, bir de hakaret ettiği, hor gördüğü Kenan Kalav’la kamera karşısına geçmeyi...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Önder Somer'in Şansı Açıldı

İstanbul'un Caddebostan, Suadiye ve Bostancı semtlerinin bu mevsimde sesiz, yalnız bir havası vardır. İnsana huzur, biraz da hüzün veren bir havadır bu... Hele hava yağmurluysa, hele yapraklar rüzgarın tesiriyle oradan oraya uçuşuyorsa... Biz de şubat ortasında, böyle bir akşam üstü, Caddebostan Plajyolu Mehtap Sokağında 33 numaralı evde oturan Önder Somer 'in evini arıyoruz. Etraf tenha. On dakikadır yürüdüğümüz halde yolda ya iki insan gördük, ya da üç... Sert lodos rüzgarı kulaklarımızı sağır edercesine uğulduyor... Kapıda bizi Önder Somer karşıladı. İki yaşındaki oğlu Öner de sırtında. Tıpkı babasına benziyor. Hani derler ya: «Hık demiş, burnundan düşmüş!» diye, öyle işte. - «Buralarda ne işin var?» dedik. «İki saattir yoldayız!» Bir süre yüzümüze bakarak güldü: - «Hele bir oturun bakalım,» dedi. «Bir yorgunluk kahvesi içelim, sonra konuşuruz.» Oturduk, kahvelerimizi içtik... Önder Somer anlatmaya başladı: - «İstanbul tarafını hiç sevmem. İnsan...