-
«Meraklandınız galiba.. Haklısınız.. Gelin, isterseniz bizim
afeti tanıtayım size!.»
Ömür
önde, biz arkada ağır ağır merdivenleri iniyoruz. Kapıdan
çıkıyoruz, sağa kıvrılıyoruz ve çeşit çeşit, renk renk
arabaların sergilendiği galeriden içeriye giriyoruz.
Herkesle
samimî ömür Göksel. «Merhaba çocuklar,» diyor. «Bizim yavuklu
ne alemde. Daha talibi çıkmadı galiba. Güzel, çok güzel!...»
Sonra
bize dönüyor, yavuklusunu gösteriyor. 1964 model bir spor Jaguar
bu.. Bir süre süzüyor yavuklusunu, sonra özelliklerini sıralamaya
başlıyor:
- «Bu kadar da başlık
istenmez ki canım!.. Fiyatı elifi elifine iki yüz bin lira. Siz
onun yaşının biraz geçkin olduğuna bakmayın, saatte tam iki yüz
altmış kilometre yapıyor. Altı silindirli. İstediğiniz zaman
üzerini açabiliyor, kendinizi rüzgara kaptırıveriyorsunuz.»
Yine
susuyor, yine yavuklusunu iç çekerek seyrediyor:
- «Ama eninde sonunda
sahip olacağım ona!» diye sözlerine devam ediyor. «Eğer üç
beş dolmuş plağı yapsam çoktan almıştım ya, neyse... Evet
nerede kalmıştık. Tamam hatırladım.. Eninde sonunda sahip
olacağım ona. Bugün olmazsa yarın: yarın olmazsa bir ay, bir yıl
sonra.. Hele teklifime Avrupa'dan bir cevap gelsin, bakalım.
Orada
sanatın sanatçının değerini fazlasıyla veriyorlar...»
Sessiz,
sakin dinliyoruz Ömür'ü: «Anladığımız kadarıyla Avrupa'ya
yolculuk galiba,» diyoruz.
Gülümsüyor: «Kısmet.
Hele bizim Senerad biraz büyüsün, hele Avrupa'dan olumlu cevap
gelsin bakalım.» Üsteliyoruz, «Ne, cevabı?» diye. Tok sesiyle
anlatıyor:
- «İdealim Avrupa'ya
gitmek, Avrupa'nın büyük gece kulüplerinde çalışmaktır.
Teklifimi yaptım, cevap bekliyorum. Ah şu teklif bir olumlu olsa...
Ben de, eşim de, çocuğum da, yavuklum da feraha
çıkacağız!.»...(diğer haberler için aşağıdaki linke
tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder