Ana içeriğe atla

Orhan Günşiray Setlere Döndü

Bir zamanların «1» numaralı jönü olan Orhan Günşiray yaptığı birkaç deneyden çok olumlu sonuçlar alınca kesin kararını verdi ve sinemaya döndü. 1966 yılında siyah-beyaz sinemaskop «Sırat Köprüsü» nde oynadıktan sonra sinemayı bırakan Orhan Günşiray dönüşünün gerekçesini SES'e şöyle açıkladı:
- «Önce sinemaya kırgındım. Bu yüzden piyasadan ayrıldım... Geçen yıla kadar yapılan tekliflerin çoğunu kabul etmedim. Kabul etmedim ama, her reddettiğim teklifle içim bir daha eziliyordu. Sinema sevgisi garip bir şey. İnsanın kanına girdi mi, çıkmak bilmiyor. Sonunda «Şeytan Kafesi» adlı bir filimde oynadım. Ardından iki filim daha çevirdim ve bir daha yıkıldım. Önceden bana anlatılanlarla sonradan ortaya çıkan filimler birbirinden çok farklıydı.»
Bu yüzden Orhan Günşiray bir süre daha uzak kalmış Yeşilçam’dan. Bu arada, hayatını devam ettirebilmek için çeşitli işlere girip çıkmış, sonra «Sefahattin Eyyubi» adlı filimle tekrar sinemaya dönmüş. Fakat içinde belli belirsiz bir çekingenlik varmış. Filim çok iyi olmuş, herkes sözünü tutmuş ve Günşiray'ın kırgınlığı falan da kalmamış. O günlerde. «Acaba yine dönsem mi?» diye düşünürken işin içine Yılmaz Güney girmiş. Orhan Günşiray bundan sonrasını şöyle anlatıyor:
- «'Şeytan Kayalıkları' adlı filimde Yılmaz’la beraber oynadık. Bana çok yardımcı oldu, destek oldu. Peşinden beni kendi filmi olan 'Vurguncular' da oynattı. Sonra yine kendi filmi olan 'İbret' te oynamamı teklif etti. Kabul edince de gözlerimi yaşartan bir jestte bulundu. Senaryoyu yeniden yazdı, beni ön plana çıkardı. Tabii bunları unutmama imkân yok. Onun üzerime bu kadar iyi niyetle eğilmesi moralimi düzeltti, kesin kararımı vermeme yardımcı oldu.»
Orhan Günşiray kararını verdikten sonra sıkı bir rejime girmiş. Adeta kendisi için örfî idare ilân etmiş. İçki kesinlikle yasak, sıkı bir pehriz, vücudunu forma sokmak için her gün saatlerce jimnastik, erken yatıp geç kalkmak... Kısa sürede bu rejimin faydalarını görmüş. 91 kilodan 82'ye inmiş. Daha 5 kilo zayıflayacak ve eski atletik vücuda ve kondisyona ulaşacakmış.
Orhan Günşiray’ın son filmi «Dişi Hedef». Bir seks ve avantür filmi. Başrol oynuyor. Filmin diğer oyuncuları Ölkü Özen, Yeşilçam'da çevrilen her filmin çıplaklık unsuru olan Melek Görgün, Atilla Ergün, Behçet Nacar, Feridun Çölgeçen ve Özcan Tekgül... Bu filim bittikten sonra yine Kemal Film hesabına, başrolünü oynayacağı bir filim daha çevirecek Orhan Günşiray. Sonra filimler peşpeşe devam edecek. Peki ya ücret? Orhan Günşiray bu konuda şunları söylüyor:
- «Ben gerçekçi adamım. Şu anda eski fiyatların çok çok altında bir fiyatla çalışıyorum. Bu rakam her prodüktörün verebileceği ölçüde makul.»
Orhan Günşiray gazinosunu da tadil edip «yazlık sinema» şekline sokuyor. Ve bir iddiası var:

- «Sanıyorum bir 'Fosforlu' çevrilse gene büyük iş yapar,» diyor ve ekliyor: «Ben Neriman'ın da sinemaya kazandırabileceğine inanıyorum. İkimiz bir 'Fosforlu' çevirsek, Yeşilçam bundan sonra Neriman Köksal'ı da kazanabilir...»...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...