Fransa'da Johnrry
Hallyday'e, Türkiye'de de Selçuk Ural'a hayatta en çok neyi
sevdiklerini soracak olsanız her ikisinden de muhakkak şu cevabı
alırsınız: «Sürat.» Johnny Hallyday yılda en az beş, altı
araba değiştirir. «Bu değiştirme ne zamana kadar sürecek?»
diye soranlara da şu cevabı verir: «En hızlı giden otomobili
buluncaya kadar.» Selçuk Ural ise bizim ölçülerimize göre çok
fazla araba değiştirenlerden biridir. O da kendisininkinden daha
çok sürat yapan araba gördü mü dayanamaz, parasını son
kuruşuna kadar sayıp, borç harç o arabayı alır. Kira evinde
oturur, bankada parası pulu yoktur ama, kapısında son model bir
otomobil daima nazır, onu bekler. Söz ne zaman otomobillere,
sürate, otomobil yarışlarına gelse şöyle der Selçuk Ural: «Ben
sürat için doğmuş bir insanım. Benim kullandığım bir
otomobilde sürat ibresi eğer yüz kilometrenin altına düşecek
olursa can sıkıntısından patlarım. Gaza bastığım zaman
dertlerimi unutuyorum. Ne yaparsınız elde değil, sürat
delisiyim.»
Herkesin bir parça,
bir şeyin delisi olduğu şu dünyada, Selçuk Ural da, Türkiye
temsilciliğini yaptığı Johnny Hallyday gibi sürat delisi. Bu hız
tutkusu onu önümüzdeki günlerde Monte Carlo'ya götürecek.
Biliyorsunuz Monte Carlo. beynelmilel kumarhaneleri ve otomobil
yarışları ile ün yapmış minik bir Akdeniz şehridir. Selçuk
Ural bu ünlü şehre yarışlarına katılmak için gidecek.
Selçuk Ural Monte
Carlo’daki geleneksel otomobil yarışına 200 bin lira değerindeki
1970 model Ford XLR 3000 GT model arabasıyla katılacak. Katılacak
ama arabanın hızı onu kara kara düşündürüyor. Çünkü Ford
yapsa yapsa saatte 240 kilometre yapıyormuş ve bu hızla insan
Monte Carlo'da değil derece yapmak, dereceye girmek: nal toplamaya
bile imkan bulamazmış! Bu yüzden Monte Cario'ya gitmeden önce
Almanya'ya uğrayacak, Alpina fabrikalarında arabasının hızını
50 kilometrecik daha arttıracak. Selçuk Ural birkaç yıl önce
Johnny Haliyday'ın girip elendiği yarıştan ümitli:
- «Johnny araba
kullanırken soğukkanlılığını kaybediyormuş. Oysa sürat
yaparken en önemli şey, serinkanlılığı muhafaza etmektir.
Heyecanlandığınız zaman ne direksiyona, ne arabaya, ne kendinize
hakim olabilirsiniz. Ben yıllardır araba kullanırım, boş
yollarda daima 100 km.'nın üstünde giderim ve Allaha şükür,
bugüne kadar hiç kaza yapmadım. Bütün bunlar ümidimi
arttırıyor. Hele arabamın hızı 290'a çıkınca siz o zaman
seyreyleyip beni...»...(diğer haberler için aşağıdaki linke
tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder