Ana içeriğe atla

Gülgün Ok Beyazperdeyi Terketti

Ses mecmuasının 1963 yılında tertiplediği «Sinema Artisti Yarışmasında finale kalarak «Boş Ver Doktor» filmi ile yerli sinemaya giren Gülgün Ok, 6 yıl sonra bu kervandan ayrılarak tiyatroya geçti. Uzun saçları, çilli yüzü ile sinemaseverlerin yakından tanıdıkları Gülgün Oku bundan sonra tiyatroda seyredeceğiz. Ardında açık bir kapı bırakmak için olsa gerek, «Sinemadan kesin olarak ayrılmadım, iyi bir rol olursa oynarım. Ammaa...» diyor. Bu «Ammaa...» kelimesinin arkasında o kadar çok şartlar var ki. Bir defa peşin para verilecek Gülgün Ok'a. Sonra rol iyi olacak, şirket büyük olacak, oynadığı jön şöhretli olacak...
Gülgün Ok, bu mevsim Nisa Serezli Tiyatrosu’nda sahneye çıkacak. Şimdilik «Tatlı Kaçık» piyesinde Gloria rolünü oynuyor. Bu rolün serüveni bir hayli karışık. Geçen yıl Gloria’yı ilk defa Nurhan Damcıoğlu oynamıştı. Nurhan Damcıoğlu’nun şarkıcılığa başlaması üzerine rol Zerrin Sümer’e verildi. Bir süre sonra Zerrin Sümer de Gloria olmaktan istifa edince, yerini Beyhan Benek aldı, tam iki ay sahneye Gloria hüviyetiyle çıktı. 1969-70 tiyatro mevsiminin Gloria’sı ise Gülgün Ok.
Biz Nisa Serezli'nin Şişli’de Samanyolu sokağında bulunan yeni tiyatrosuna gittiğimiz zaman Gülgün Ok, Nisa Serezli ve Tolga Aşkıner’le prova yapıyordu. Karı-koca, Gülgün Ok’u yeni rolüne hazırlıyordu.
Prova bittikten sonra, Gülgün Ok’la tiyatro üzerine konuşmaya başladık. «Tiyatroda oynamak nereden geldi aklınıza,» diye sorduk. Tatlı tatlı gülümsedi: «Tiyatroda oynamayı ne zamandır düşünüyordum,» diye anlatmaya başladı. «Kısmet bugüneymiş. Geçen yıl Ankara'da «Tatlı Kaçık» ı seyretmiştim. Kuliste Nisa hanımla tanıştık. Beni kadrosuna transfer etmek istedi, ben de kabul ettim. Doğrusunu isterseniz bir süreden beri Yeşilçam’ın dışına kaçmak için bahane arıyordum. Böylece gökte aradığım kısmet Ankara'da ayağıma geldi.»
Gülgün Ok’un perdeden sahneye transferi ile ilgili olarak Nisa Serezli’nin de söyleyecekleri olacaktı her halde. Sorduk. İşte «Tatlı Kaçık» ın SES’e söyledikleri:
- «Gülgün hanım tiyatro için bulunmaz bir tip. Oyun gücü hayli yüksek. Kısa zamanda tiyatroda büyük bir isim olacağını tahmin ediyorum.»
Tolga Aşkıner de tiyatronun yeni transferinden memnundu.
- «Gülgün, hanımefendi, iyi niyetli, iş terbiyesine sahip bir sanatçı, her halde umduğumuzdan önce havamıza girecek,» diyordu.

Bakalım Yeşilçam’da umduğunu bulamayan Gülgün Ok’un tiyatro serüveni, hem patronu hem de rol arkadaşı olan Nisa Serezli’nin dediği gibi olumlu yolda mı gelişecek? Ne diyelim, inşallah öyle olur...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Ayhan Işık'ın Gözüyle Avrupa

AYHAN IŞIK Avrupa'dan döndü. Uzun süren bu seyahatinde «Kral»ın görüp gezmediği yer hemen hemen kalmamış. Danimarka. İsveç, Almanya. Hollanda. Avusturya, İngiltere... Her gittiği yerden bir iz kalmış. Kimi daha dün gürmüşçesine net; kimi flu fotoğraflar gibi sisli anılar... Beğenip hayran kaldıkları, şaşıp akıl erdiremedikleri, Türk mantığıyle Batılı düşünce tarzına vurduğunda farklı sonuçlara ulaşan olaylar... Bizim mutfağımızdan uzak yemekler, bizim lezzetimizden farklı içkiler, bize ters düşünceler, duygular... Hepsi, ama hepsi kendine yer bulmuş Ayhan Işık'ın anıları arasında; ama az ama çok! «BİR AN MEMLEKET BOŞALDI ZANNETTİM» Ayhan Işık bu seyahatinde bir şeye çok üzülmüş, önce kendini duygulandıran, sevindiren bir ilgi, sonra onu düşünceye sevk etmiş. - «Avrupa'da bu defa en çok dikkatimi çeken şey, orada rastladığım Türklerin çokluğu aldu,» diyor. «Kopenhag'da yemek yerken. Berlin'de kitap, gazete alırken, Münih'te bira içerken, İsveç'te ...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

DÜNYANIN birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik ’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam ’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İsta...

Maximilian Schell Muamması

O evde olduğu zamanlar, herkes koridorlarda ayaklarının ucuna basarak dolaşır. Telefonlar arka odalara kaldırılır. Misafirlerin sayısı azalır. Kısacası evin içine bir korku havası hakim olur. Bazı günler Maximilian Schell'in odasından tatlı piyano sesleri gelir. Bazan da piyanonun sesi değişir, bir dangırtı halini alır. Bazan da odada bir erkek gür sesiyle dünya edebiyatının şaheser şiirlerini okur... Maximilian Schell'in birbirine hiç uymayan garip davranışları, ailesinin fertlerini olduğu kadar yakın dostlarını da şaşırtıyor. Sinema dünyasının bir numaralı aktörlerinden biri olmasına rağmen teklif edilen rolleri kabul etmemek için şirket sahiplerine bin dereden su getiriyor. İyi bir piyanist olduğu halde konser turnelerine çıkmaktan kaçınıyor. Aşağı yukarı bir seneden fazla bir süredir yazdığı piyesin üzerinde uğraşıyor. Piyesi tamamladığı halde oynama hakkını satın almak isteyenlere de «Ben tüccar değilim» cevabını veriyor. Maximilian Schell, iki üniversite, bir konser...