Şişli'de,
Sıracevizler caddesinin sonunda bulunan Luna apartmanının 10
numaralı dairesindeyiz. Burası Sevda Ferdağ’ın evi. Ne zaman
gitseniz, sokağa bakan bütün perdeleri kapalıdır. Bunun sebebini
sahne ve perdemizin şöhretli yıldızına sorduğunuz zaman şu
cevabı alırsınız: «Aydınlıktan hoşlanmıyorum, karanlığı
seviyorum!...»
Sevda Ferdağ,
Bursa'dan bir gün önce dönmüş. Gazinocular eve kadar gelip, bin
dereden su getirmişler, Sevda Ferdağ'ı Bursa’da beş gün
çalışmaya ikna etmişler. Sevda Ferdağ bunları anlattıktan
sonra, «Çok yoruldum,» diye sözlerine devam etti. «Bayrama kadar
sahneye çıkmayacağım, dinleneceğim. Ama aksiliğe bakın
gazinoculardan öyle çok teklif alıyorum ki... Hangi birini
sayayım. Adana’dan, Ankara'dan, İzmir’den, Kayseri’den,
Edirne'den, Adapazarı’ndan bir çok gazinocu evimin kapısını
aşındırıyor, ille de şehirlerinde konser vermemi istiyor. Araya
da kıramayacağım insanları koyuyorlar, ama nafile. Az önce de
söyledim ya, yorgunum. Yorgun ve tek kelime ile bitkinim... Sanki 40
gün, 40 gece uyusam kendime gelemeyecekmişim gibi geliyor...»
Sevda
Ferdağ’ın yüzüne bakıyoruz. Haklı galiba... Yüzü solgun...
Biraz da şişmanlamış. Aklımızdan geçenleri kendisine
söylüyoruz. Başını bir sağa, bir sola sallıyor, «Haklısınız,»
diyor, «Sahneye çıkınca iştahım açıldı. Çok yemek yiyorum.
Sonra sinirlerim de düzeldi. Malum, sahnede perdenin gürültüsü,
patırdısı, dedikodusu yok... Hadi siz siz olun da, bu ortamda kilo
almayın bakalım!...»
Bir
yıllık sahne hayatını saymazsak, Sevda Ferdağ sinema artisti.
Hem de az buz değil... 7 yıllık artist... Eee, bizde sinema
yazarıyız. Sinema ile uğraşan iki insan karşı karşıya
gelirse, sinemadan konuşmaz da neden konuşur? Daldan dala uçan
kelebek gibi konudan konuya geçiyoruz ve sonunda gelip «sinema» da
karar kılıyoruz.
-
«Sinema ile aran nasıl?» diye soruyoruz.
- «Çok iyi!» diye
cevap veriyor. «Her gün yeni bir teklif alıyorum. Fakat şu anda
yeni tekliflerin üzerine eğilemiyorum. Çok önceden mukavele
imzaladığım şirketler hesabına çalışıyorum. Ama çok iyi bir
teklif alırsam iş değişir. Belki programımda ufak bir değişiklik
yaparım. Biliyorum şimdi siz de her gazeteci gibi bana aynı soruyu
soracaksınız. İyisi mi siz sormadan ben söyleyeyim... Bana
'Sinema mı, sahne mi?' derseniz cevabım hazırdır. Sinema benim
esas işim. Kolay kolay kopamam sinemadan. Tabii o beni terk ederse o
zaman başka...»
Kulağımıza bazı
dedikodular gelmişti. Söylenenlere göre Sevda Ferdağ bundan böyle
Osman Kavran'la çalışmayacaktı. Acaba doğru muydu bu haber?
Doğruysa bu kararı niçin almıştı? Sorduk. İşte şöhretli
yıldızın cevabı:
- «Osman beyle aramda
bir anlaşmazlık yok. Yalnız bundan sonra onun gazinosunda, yani
Luna Park'ta çalışmayacağım. Sebebi de şu: O gazinonun
müşterisi beni çok gördü. Kimsenin benden bıkmasına tahammülüm
yoktur. Allah nasip, ederse bu kış başka semtteki gazinolarda
sahneye çıkacağım. Şu anda altı, yedi teklif var. Oturacağım,
düşüneceğim, sağa sola soracağım, ondan sonra kararımı
vereceğim.»
Sevda Ferdağ ile
farkına varmadan üç saate yakın konuşmuşuz. Birden, «Eyvah,»
diye ayağa fırlıyor, «Akşama çipra balığı aldırtacaktım.
Tamer çok sever de. Sabah evden çıkarken, 'Aman balığı unutma,'
diye tembih etmişti.»
Ayrılık saatinin
gelip çattığını anlıyoruz. Önümüzdeki günlerde Film
setlerinde, bayramdan sonra da gazino kulislerinde görüşmek üzere
kendisine veda ederken Sevda Ferdağ perdeleri daima sıkı sıkı
kapalı duran evinde telaşla hizmetçisine emir veriyordu:
- «Aman Emine dikkat
et, balık taze olsun... Hem ayağını da biraz çabuk tut. Tamer
neredeyse gelir.»...(diğer haberler için aşağıdaki linke
tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder