Ana içeriğe atla

Barbra Streisand ve Ryan O'Neal Aşkı

Geçtiğimiz hafta içinde Amerika'daki sinema dergilerinde ve gündelik gazetelerin sinema sayfalarında çıkan bir haber beyazperde aleminde bir bomba gibi patladı. Habere göre dünya sinemasını biribirine katan «Aşk Hikayesi» filmindeki rolüyle bir anda şöhrete erişen Ryan O’Neal eşinden ayrılmaya karar vermişti. Ne bahasına olursa olsun Barbra Streisand'la evlenmek istiyordu!
Haber ilk anda şaşırtıcıydı. Bu yüzden pek çok kimse buna önce inanmak istemediler. Fakat ertesi günü ve daha sonraki günlerde duyulanlar, haberin gerçekliliğini doğrulayacak mahiyetteydi. Ryan O'Neal bu haberi reklam olsun diye mahsus etrafa yaymamıştı ve eşinden boşanmak için de kanuni yollara başvurduğunu basına açıklamıştı.
«En iyi aktör» olarak bu yıl Oscar ödülüne aday gösterilen Ryan O'Neal, eşi Leigh Taylor Young'la bundan birkaç yıl önce Los Angeles'te tanışmıştı. O sıralarda Ryan bir seri televizyon filmi için geceli gündüzlü çalışıyor, du ve başını kaşıyacak hali yoktu. Ne var ki Leigh Taylor Young herkesin bakışlarını üzerinde toplayan bir kızdı. Güzeldi... Sevimliydi, arkadaş canlısıydı. Bütün bunlardan ayrı olarak da filim eleştiricileri ondan, «... Şu son yirmi yılın beyazperde üzerindeki en güzel genç kızı» diye bahsetmişlerdi.
Ryan, o sıralarda Joanna Moore'yle evlendi. Ama Leigh ona her şeyi unutturduğu gibi, eşini de unutturmuştu. Ryan'la Leigh kısa zamanda arkadaş oldular, birbirlerini sevdiklerini anladılar, sonra da bir uçağa atladıkları gibi Honolulu'ya uçtular. Tabii bu arada Ryan eşiyle anlaşarak ayrılmayı başarmıştı. Gittikleri yerde acele evlendiler. Okyanusya adalarında da uzun bir balayı seyahatine çıktılar.
Görünüşte yeryüzünde sanki onlardan daha mutlu çift yok gibiydi. Her yerde el ele görülüyorlar, yanak yanağa poz veriyorlar, herkese birbirlerini çok sevdiklerini söylüyorlardı. Bu durum iki yıl kadar devam ettiyse de, sonunda onların da evliliklerini gölgeleyen kara bulutlar ufukta gözükmekte gecikmedi.
«Aşk Hikayesi» filminin Londra'da ilk oynatılması dolayısıyle düzenlenen, Kraliçe Elizabeth'in de hazır bulunduğu prömiyere Ryan O’Neal'in tek başına gelmesi pek çoklarınca şüpheyle karşılandı. Ama Ryan, «ikimizi birbirimizden ayıran tek şey, sadece aramızdaki millerce uzaklıktır. Yoksa kalplerimiz bir arada,» diyerek haklarındaki şüpheleri dağıtmaya çalıştı. «Şu sıralarda evimizde bazı değişiklikler yapıyoruz, üstelik mobilyalar da baştanbaşa değişiyor. Leigh bu bakımdan Londra’ya gelemedi.» dedi.
Ama ne derse desin, birkaç aya kalmadan gerçek kendini belli etti. Ryan'la eşinin arasına giren kara kedi bu evliliğin daha uzunca bir süre devam etmesine engel olacaktı.
Bütün bunlar olup biterken Barbra Streisand'ın adı hiç geçmiyordu. Söylendiğine göre Leigh Taylor Young bu sefer de bir başka «mutlu» çiftin arasını açmak için harekete geçmişti. Bu mutlu çift Peter Sellers'le genç eşi Miranda Ouarry’ydi. İngiltere’deki mali sorumluluklarından kurtulabilmek için İrlanda’ya geçmişler, orada sakin, kendi hallerinde bir hayat yaşıyorlardı. Ama geçen yılın sonlarında Peter Sellersin «I love you Alice B. Toklaş» adlı filimde rol arkadaşı olarak karşısına Leigh Taylor Young çıkınca işler karışmış, genç kadın Sellers’le eşinin arasına girmeyi başarmıştı.
Eşi Leigh Taylor Young, Peter Sellers’le arkadaşlığını ilerletedursun, Ryan O’Neal de Barbra Streisannd’la hemen her yerde beraber görülüyordu. Gerçi, Barbra, Amerikan sinemasının güçlü isimlerinden Gauld Elliot’la yedi yıldan beri evliydi, 5 yaşında bir de çocukları vardı, ama bir yıldır kocasıyla aynı evi paylaşmıyor, tek başına yaşıyordu. Adı zaman zaman çeşitli dedikodulara karışıyordu, fakat bu maceralar uzun ömürlü olmuyordu. Barbra ile Ryan O’Neal’i aynı gece kulüplerinde görenler önce bunun da geçici bir heves olduğunu sandılar. Ta ki, günün birinde Ryan O’Neal ile Barbra Steissand, sanki ağız birliği etmiş gibi aynı anda, fakat ayrı şehirlerde, eşlerinden ayrılmak için kanunî yola başvuracaklarını basına açıklayıncaya kadar...

Şimdi pek çok kimse Barbra ile Ryan’ın evlenip evlenmeyeceklerini merak ediyor ve çeşitli dedikoduları değerlendirmeye çalışıyor. Bu işin sonu neye varacak? Şimdiden bunu kimse kestiremiyor. Yalnız Ryan’ın ne bahasına olursa olsun Barbra’yla evlenmek isteğinde kararlı olması Hollywood’da bir bomba gibi patladı... Patlayan bombanın etkileri ise bir süre sonra belli olacak...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Nükhet Duru'nun Çıplaklığı Başına Dert Oldu

ARTIK Nükhet Duru gecede 3-4 yerde sahneye çıkan bir uvertürdür. Repertuvarına daha bir dikkat eder; saçına, giyimine, hareketlerine daha bir özen göstermeye gayret eder. Bu arada Yeşilçam'dan da film teklifleri gelmektedir. Ve yıl 1970'tir. Ayhan Işık, Bahar Erdeniz ve Yusuf Sezgin 'in başrolleri paylaşacakları bir filmin hazırlıkları yapılmakta ve bu filme bir kadın oyuncu aranmaktadır. Ve Nükhet Duru adında karar verir yapımcılar. O günleri de şöyle anlatır Duru: «Bir gün çalıştığım gazinonun kulisine bir prodüksiyon amiri geldi. 'Nükhet Hanım hikaye tam size göre, Ayhan Işık'la oynayacaksınız' dedi. «Ben 'Oynayamam, imkanı yok' dedim. Adam 'Neden?' diye sordu. «'Zaten gecede üç dört yerde sahneye çıkıyorum. Gündüzleri de uyuyorum filmi ne zaman çekeceğiz. Film çekmeye zamanım mı var?' dedim. «'Biz çekim saatlerini sizin boş saatlerinize göre ayarlarız' dedi adam. «Sonra çekimler başladı. Ben ne filmin adını b...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Sekse Düşkün Mine Soley Ramazanda Oruç Tuttu

Türk sinemasının en çok soyunan kadını Mine Soley , bu günlerde sahneyle, set arasında mekik dokuyordu. Bir aylık mecburi Ramazan istirahatından sonra tekrar ortaya çıkmış, kendini jet hızıyla sahneye ve film setine atmıştı. Mine Soley'i "Ölüm Emri" adlı filmin setinde bulduk. "Ölüm Emri"ni Yücel Uçanoğlu-Metin Film-Işık Toraman adına yönetiyordu. Filmin başrollerini Murat Soydan ve Esen Püsküllü oynuyordu. Ve Mine Soley'İn yanısıra oynıyan öteki oyuncular da Behçet Nacar, Ali Poyrazoğlu , Erden Alkan'dı. Son ikisi tiyatro oyuncularıydı. Mine Soley kamera karşısına çıkmak için sırasını bekliyor bu arada da makiyajını yapıyordu. Sahneyle film setleri arasında mekik dokuyan genç kadın: - ''Bir bilseniz ses alanında neler dönüyor. Bazı ses sanatçıları, sahneye geçen sinema oyuncularım nedense çekemiyorlar. Hanımefendiler bütün yeni şarkıları amborgoya almışlar,bize okutmak istemiyorlar, Eskimiş unutulmuş şarkılar da bize kalıyor. Ama ne ...