Bundan
25 yıl kadar önce İngiliz sinemasında zayıf, nahif bir delikanlı
vardı. Yumuşak, muzip bakışları ve sevimli tavırlarıyle salon
komedilerinin bir numaralı oyuncusuydu bu delikanlı. İngiltere’de
genç doktorların hayatını hicveden «Doktor» lu serilerde büyük
başarı sağlamıştı. Bu tür komedileri sevenler Dirk Bogarde
diyorlar da, başka bir şey demiyorlardı. Asıl adı Von den
Bogoerd olan Dirk Bogarde 1920'de Hollanda'da doğmuştu. İlk
filmini İngilizlerin meşhur «Rank» şirketi hesabına çevirdi:
«Esther Waters».
Sonra
filimierini yeni filimleri izledi. Şans kapısını çalmıştı bir
kere... «Doktor» serisi Dirk Bogarde'a para ve şöhret
kazandırmasına kazandırdı. Ancak ünlü aktör için bu yeterli
değildi. Sabun köpüğü gibi kabarıp sönüveren bir artist olmak
istemiyordu o... Sanat gücünü gösterip unutulmaz filimlere
imzasını atmak istiyordu.
Dirk
Bogarde, bu isteğini gerçekleştirmeyi aklına koyduktan sonra iş
düşüncesini tatbik etmeye kaldı. Fakat bu da, o yıllarda İngiliz
sinemasının içinde bulunduğu şartlarla pek kolay olmayacaktı.
ikinci Dünya Savaşı yıllarında, dünya sinemasının öncülüğünü
yapan İngiliz filimcileri, savaştan sonra eski basanlarını devam
ettirememişlerdi. Hele şöhretli İngiliz sanatçılarının büyük
bir çoğunluğu da Amerika'ya yerleşince İngiliz sineması için
tehlikeli bir devre başlamıştı.
O yıllarda Dirk
Bogarde'ın sanat gücünü ispata çalışması, bulanık suda balık
avlamaya benzemişti. Genç aktör bir süre sinemadan uzak kaldı.
Kendini unutturmak, daha sonra da başka Avrupa ülkelerinde, ya da
Amerika’da filim çevirmekten başka çaresinin kalmadığını çok
iyi biliyordu.
İşte
Dirk Bogarde'ın dünü böyle parlak başarılarla süslü fakat
aynı zamanda yavan, verimsiz bir devre oldu. Bugün ünlü aktör
eski günlerini anarken içinde hiç bir pişmanlık duymadığı
gibi, eski günlerin de hasretini çekmiyor. «Neydim, ne oldum»
cümleciğini hatırına bile getirmiyor...
Gelelim
Dirk Bogarde'ın bugününe. Hollanda asıllı, elli bir yaşındaki
aktör bugün kendini başarılı bir karakter artisti olarak sinema
dünyasına kabul ettirmiştir. Komedi filimlerinde değil oynamak,
bu tür filimleri sinemada bile seyretmekten kaçınmaktadır. Aktör
«Hizmetçi» filmiyle başladığı yeni devresini büyük bir
başarıyle devam ettiriyor. Ancak onun da derdi var: Dün filimleri
gişelerde hâsılat rekorları kırarken, bugün filim şirketlerini
zarara sokuyor. Eleştiricilerin göklere çıkardıkları filimleri
ise Dirk Bogarde'a maddi bakımdan hiç bir kazanç sağlayamıyor.
Ünlü aktör, bugün hayatından her şeye rağmen şikayetçi
değil. «Ben zaten Hollywood stilinde bir sanatçı değilim.
Sinemayı bir sanat olarak kabul ettiğim için filim çeviriyorum,»
demektedir. «Para getiren filimleri seyretmek beni utandırdıktan
sonra, milyonların bence bir değeri olamaz, olmaması gerekir.
Seyircinin beni bir jön olarak düşünmesini de katiyen
istemiyorum.»
Aktörün gelecek için
neler düşündüğüne gelince: Dirk Bogarde, sıhhati müsaade
ettiği sürece filim çevirmeye kararlı. Fakat asla romantik
rollere dönmeyecek. «Kiev'deki Adam» filmindeki gibi karakter
artisti olarak başarısını devam ettirmek niyetinde. Yıllardan
beri İngiltere’ye hiç uğramadığını belirten aktör,
Cannes'da muhteşem bir villa satın aldı. Niyeti buraya
yerleşmekti. Fakat filim çalışmaları daima seyahat etmesini
gerektirdiği için Cannes’daki villası bugün boş duruyor.
Aktörün gelecekle ilgili tasarıları arasında Cannes’daki
villaya çekilip sinema tarihi yazmak da var...(diğer haberler için
aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder