Ana içeriğe atla

Selda Alkor'un Sevgilisiyle İlk Resmi

9 MAYIS 1970 tarihli SES mecmuasında Selda Alkor ile, «İlk defa aşık oldum» dediği flörtü milli basketçi, Teknik Üniversite’li Cihat'ın röportajını yayınladığımız zaman sizlere ikisinin beraberce çekilmiş bir fotoğrafını verememiştik. Fakat bunda bizim suçumuz yoktu. Zira, gerek Selda Alkor, gerekse Cihat, beraberce fotoğraflarını çekmek için yaptığımız bütün teşebbüsleri şiddetle reddetmişler, «Şimdilik böyle bir şey imkansız» demişlerdi. Üstelik de bugüne kadar hiçbir gazeteci ikisinin beraber fotoğraflarını çekmeye, hatta ve hatta ikisini beraberce birarada görmeye muvaffak olamamıştı. Fakat... SES mecmuasının herkesin çok İyi bildiği bir prensibi vardı. Özellikle aşk dedikodularından elinde delil, yani dedikoduya adı karışanların beraberce çekilmiş fotoğrafları olmadıkça bahsetmez, böyle bir şeyi gerçek de olsa yok farzederdl ve SES bu kuralı ilk defa olayın doğruluğundan çok çok emin olduğu için Selda Alkor röportajında bozmuştu.
O röportajın yayınlandığı tarihten sonra insanüstü bir çalışma temposuna girdik. Bir tek kare fotoğraf çekebilmek için günlerce Selda Alkor’un evi ile Cihat'ın Fatih’deki evini abluka altına aldık, neticede sıkı bir takipten sonra iki sevgiliyi Kilyos’ta başbaşa yakaladık.
O gün Kilyos'ta güneşli, pırıl pırıl bir gün vardı. Bütün İstanbul Kilyos sahillerine dökülmüştü ama, Selda ile Cihat, yukarılarda kendilerini kimsenin kolay kolay fark edemeyeceği bir yerdeydiler. El ele, kol kola baharın tadını çıkarıyorlardı. Neler konuşuyorlardı pek duyamıyorduk. Aniden önlerine çıkıyoruz, deklanşöre basıyoruz, 50 metre kadar koşup bizi bekleyen otomobile kendimizi dar atıyoruz.. Nihayet muradımıza ermiş, istediğimiz fotoğrafı çekmiştik..
Ertesi gün Selda Alkor’un evindeydik. Davetimiz üzerine — pek gelmek istememişti ama— Cihat da yanımızdaydı. Mağlubiyeti kabullenmiş insanların psikolojisi içinde ilk olarak Cihat konuştu: «Selda dünyanın en iyi kızı, en efendi kızı, takdir ettiğim bir sanatçı, ilerde evleneceğiz ama, benim şu anda bunlardan daha önce düşünmem gereken bir şey var. Oynadığım Teknik Üniversite basketbol takımının başarıları ve tahsilim. öyle değil mi Selda?»
Bu son cümle konuşmaları dalgın dalgın dinleyen Selda’yı bir anda kendine getirdi ve sözü Cihattan devraldı: «Evet Cihat çok haklı. Ben anlayışlı bir insanım. Elbette onun takımındaki durumunu, tahsilini sarsmak istemem. Bilakis bu İki yönden de her zaman ona yardımcı olmaya çalışmışımdır. Sık sık onu ikaz etmişimdir. Antrenmanlarda İyi çalış, uykunu, gıdanı ihmal etme, derslerine dikkat et, diye. Cihat’ın başarıları benim başarılarım demektir. Bu bakımdan ben ikimizi tek bir insan gibi kabul ediyorum. Madem ki ilerde bir yuvamız olacak, elbette bu yuvanın tentelerinde ikimizin de emeği yatmalı.»

Kim ne söylerse söylesin biz o gün Selda ile Cihat’ın arasındaki arkadaşlığı samimi, mantığa dayanan bir beraberlik olarak gördük. Ne diyelim, inşallah her şey düşündükleri gibi olur...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Nükhet Duru'nun Çıplaklığı Başına Dert Oldu

ARTIK Nükhet Duru gecede 3-4 yerde sahneye çıkan bir uvertürdür. Repertuvarına daha bir dikkat eder; saçına, giyimine, hareketlerine daha bir özen göstermeye gayret eder. Bu arada Yeşilçam'dan da film teklifleri gelmektedir. Ve yıl 1970'tir. Ayhan Işık, Bahar Erdeniz ve Yusuf Sezgin 'in başrolleri paylaşacakları bir filmin hazırlıkları yapılmakta ve bu filme bir kadın oyuncu aranmaktadır. Ve Nükhet Duru adında karar verir yapımcılar. O günleri de şöyle anlatır Duru: «Bir gün çalıştığım gazinonun kulisine bir prodüksiyon amiri geldi. 'Nükhet Hanım hikaye tam size göre, Ayhan Işık'la oynayacaksınız' dedi. «Ben 'Oynayamam, imkanı yok' dedim. Adam 'Neden?' diye sordu. «'Zaten gecede üç dört yerde sahneye çıkıyorum. Gündüzleri de uyuyorum filmi ne zaman çekeceğiz. Film çekmeye zamanım mı var?' dedim. «'Biz çekim saatlerini sizin boş saatlerinize göre ayarlarız' dedi adam. «Sonra çekimler başladı. Ben ne filmin adını b...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Sekse Düşkün Mine Soley Ramazanda Oruç Tuttu

Türk sinemasının en çok soyunan kadını Mine Soley , bu günlerde sahneyle, set arasında mekik dokuyordu. Bir aylık mecburi Ramazan istirahatından sonra tekrar ortaya çıkmış, kendini jet hızıyla sahneye ve film setine atmıştı. Mine Soley'i "Ölüm Emri" adlı filmin setinde bulduk. "Ölüm Emri"ni Yücel Uçanoğlu-Metin Film-Işık Toraman adına yönetiyordu. Filmin başrollerini Murat Soydan ve Esen Püsküllü oynuyordu. Ve Mine Soley'İn yanısıra oynıyan öteki oyuncular da Behçet Nacar, Ali Poyrazoğlu , Erden Alkan'dı. Son ikisi tiyatro oyuncularıydı. Mine Soley kamera karşısına çıkmak için sırasını bekliyor bu arada da makiyajını yapıyordu. Sahneyle film setleri arasında mekik dokuyan genç kadın: - ''Bir bilseniz ses alanında neler dönüyor. Bazı ses sanatçıları, sahneye geçen sinema oyuncularım nedense çekemiyorlar. Hanımefendiler bütün yeni şarkıları amborgoya almışlar,bize okutmak istemiyorlar, Eskimiş unutulmuş şarkılar da bize kalıyor. Ama ne ...