Ana içeriğe atla

1983 Yılı Böyle Geçti

1983 SANAT olayları bir çok yönleriyle hayli ilginç özellikler taşıyor... Kimi ünlü isimler mutluluk dolu bir yıl geçirirken kimi ünlüler de talihsiz bir dönem yaşadılar...
«Yorgun Savaşçı» filminin yakılma olayı, videonun zaferi, dünya gençliğini çıldırtan iki ünlü yapıt ve Türkan Şoray ile Cihan Ünal'ın evliliği bu yıla rastlayan olayların sadece birkaçı...
Tabii yurt içinde olan olayların genel bir değerlendirmesini yapacak olursak herhalde Türkân Şoray’ın evliliği ön sıralarda yer alır. Uzun bir süredir Rüçhan Adlı’yla beraber olan Türkân Şoray'ın bu ani evliliği bütün Türkiye’de sürpriz oldu...
Ayrıca Türkiye’de ve dışarıda birçok olay daha cereyan etti 1983’ te... Acı ve tatlı yanlarıyla bir yılın sanat olaylarını izlemek istiyorsanız sayfalarımıza bir göz atmanız yeterli...
İşte, ölen, evlenen, yıldızı parlayan ve çeşitli sanat gösterilerine imzasını atarak ünlerini pekiştiren birçok ismin öyküsünü buyrun birlikte okuyalım...
BİR FLİM YAKILDI
ÇEKİMİ 2 yıla yakın süren ve en pahalı yapım ünvanını elinde tutan TV dizisi «Yorgun Savaşçı» olayı TRT Genel Müdürü’nün bir açıklamasıyla yeni bir boyut kazandı... Uzun bir süreden beri film gösterildi, gösterilecek denirken bir de öğrenildi ki, «Yorgun Savaşçı» yakılıvermiş... Çeşitli çevrelerin büyük tepkisine neden olan bu «film yakılma olayı» daha uzun süre tartışma konusu olacağa benzer... Halit Refiğ'in yönetmenliğini yaptığı, Can Gürzap, Selçuk Özer ve Meral Orhonsay’ın başrollerini oynadıkları bu film Kurtuluş Savaşı’nın bir kesitini anlatıyordu...
Devleti milyonlarca lira zarara sokan ve bunca emeğin bir anda yokolmasına neden olan film yaktırma olayında kimin emir verdiği henüz tam olarak bilinmemekte...Ancak bilinen odur ki, böylesine çağdışı bir karar tarihimizin kara bir sayfası olarak gelecek kuşaklara yansıyacak ve yargılanacaktır...
VİDEONUN ZAFERİ
SON bir yıldır yeni bir olay patlak verdi... Video salgını... Artık her mahallede ve hatta her sokakta bir ya da iki-üç video şirketine rastlamak mümkün...
Günümüzde videonun sinemaya etkisi ya da videonun televizyona rekabeti konusu tartışıladursun, video kasetleri bir çığ gibi büyüyor ve dünyanın her tarafından gelen çeşitli nitelikte filmler adeta kapışılıyor... Bu arada bizim sanat dünyamızdan bazı isimler de video ticaretine el atmış durumdalar...
Örneğin, Ferdi Tayfur, Meral Orhonsay, Ahmet Sezgin, Selçuk Ural, Neco, Kartal Kaan, Cenk Koray, Yılmaz Köksal, Serdar Gökhan, Türker İnanoğlu gibi isimler birer video şirketi açarak büyük bir rekabete giriştiler...
DÜNYA GENÇLİĞİNİ ÇILDIRTAN İKİ FİLM
GEÇTİĞİMİZ yıl içinde adından en çok söz ettiren iki film vardı. Bunlar John Travolta'nın başrolünü oynadığı «Stayin Alive» ile Jennifer Beals’ın rol aldığı «Flashdance»... Öyle ki bu iki filmin gördüğü ilgi, Oscar kazanmış «Gandi»yi bile ikinci plana düşürüyordu.
Filmleri gişe rekorları kırarken John Travolta ve Jennifer Beals gençliğin ilahları olup çıkmışlardı.
John Travolta’yı ülkemizde gişe rekorları kıran «Greases»den tanıyoruz. Buna karşın Türk sinemaseverleri Jennifer Beals ile henüz karşılaşmadılar.
SÜRPRİZ BİR EVLİLİK
İLK kez bir gazetenin manşetinde patlamıştı haber... «Türkan Şoray ile Cihan Ünal evleniyorlar...»
Aradan aylar geçti ve sanatçıların kendileri tarafından sürekli yalanlandı bu tür haberler... Uzun bir süre magazin sayfalarını işgal eden Türkan Şoray-Cihan Ünal beraberliği nihayet gizli bir nikâhla Kastamonu’da noktalandı... Şu sıralarda Ankara'daki evlerinde oturan çiçeği burnunda çift yasal beraberliklerini bütün ısrarlara rağmen görüntülemekten kaçınıyorlar... Herhangi bir röportaj önerisini kabul etmedikleri gibi yaptıkları bir basın toplantısının dışında beraber görünmekten dahi kaçınmaya özel bir itina gösteriyorlar.

ACISIYLA, tatlısıyla koca bir yıl daha geride kaldı... Geçip giden 1983 yılı kimilerine şans, ün, para, mutluluk getirirken, kimilerine de acı, ayrılık, gözyaşı getirdi... Biz, 1983 yılı içindeki tüm olayları bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. İşte yılın önemli haberlerinden seçmeler:
Emel Sayın, Ankara'daki sahne çalışması sırasında saldırıya uğradı.
Tarık Akan, İzmir’deki film setinde kaza geçirdi.
Almanya'da yapılan Eurovision Şarkı Yarışması’na «Opera» adlı şarkıyla katılarak Türkiye'yi temsil eden Çetin Alp, sonuncu oldu.
Zeki Müren kalbini muayene ettirmek için Amerika'ya giderek bir süre kaldı. Daha sonra Bodrum'a dönen sanatçı muhteşem bir konser verdi.
Erkin Koray, Almanya’da beyin sarsıntısı geçirdi.
    Orson Welles, tiyatroya döndü.
    Şarkı sözü yazarı Ahmet Selçuk İlkan, Türkiye’de ilk defa müzikli şiir plağını yaptı.
    Yeşilçam, televizyonda gösterilen «Yalan Dünya» adlı diziyi protesto etti.
    Sadri Alışık, «Kartallar Yüksek Uçar» dizisiyle tekrar sanat hayatına döndü.
    Zerrin, güzelleşmek için Avrupa'da bir dizi operasyon geçirdi.
    Ali Rıza Binboğa, kulak ameliyatı geçirdi.
    TELİF HAKLARI YASASI ÇIKTI
    UZUN zamandan beri çıkması çıkması beklenen Telif Hakları Yasası nihayet 1983’ün son ayları içinde yürürlüğe girdi. Yasanın uygulanması altı ay içinde çıkacak tüzük ve yönetmeliklere bağlı. Eğer bu tüzük ve yönetmelikler çıkartılmazsa yasanın uygulanma olanağıda ortadan kalkacak. Telif Hakları Yasası için sevinen sanatçılar şimdi büyük bir merakla bekliyorlar.
    OSCAR'I «GANDİ» ALDI
1983'ün Oscar ödülünü «Gandi» adlı film aldı. Hindistan'ın kurtuluş savaşını anlatan filmde ulusal kahraman olan Gandi’yi, Ben Kingsly canlandırdı. Kingsly ayrıca bu filmdeki rolü ile de «En İyi Erkek Oyuncu» ödülünü aldı. «Gandi» adlı film gösterildiği ülkelerde büyük ilgi görüyor. Oscarlı bu filmi büyük bir olasılıkla 1984 yılı içinde Türk sinema seyircisi de izleme imkânı bulacak...
ÖDÜL ALANLAR
ANTALYA Film Festivali’nde bu yıl «En İyi Kadın Oyuncu» seçilerek «Altın Portakal» ödülüne «Derman» adlı filmdeki rolü ile layık görülen sanatçı Hülya Koçyiğit oldu. Festivalde «En İyi Erkek Oyuncu» seçilerek «Faize Hücum» adlı filmdeki rolü ile de Genco Erkal «Altın Portakal»ı aldı. Önceki yıllara oranla Antalya Film Festivali bu yıl da oldukça sönük geçti.
ÖLENLER
GEÇTİĞİMİZ yıl içinde şarkı sözü yazarı Çiğdem Talû, yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak henüz 42 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Sahne ve film sanatçısı Feri Cansel de, uzatmalı sevgilisi Melih Ük tarafından vurularak öldürüldü. Ünlü şarkıcı ve müzisyen Tino Rossi ve ünlü sanatçı David Niven 83’le birlikte anılara karıştı.
TİYATROYA DÖNENLER
FİKRET Hakan, Selçuk Özer, Sevda Ferdağ ve Füsun Önal tekrar tiyatroya döndüler. Füsun Önal, «Kelebekler Özgürdür» adlı müzikal oyunla, Fikret Hakan, «Ve Saksağandı Jüliet» adlı oyunuyla yeniden sahne yaşamına döndüler.
ÇOCUĞU OLANLAR
KOMEDİ sanatçısı Virgül ya da asıl adıyla Enver Demirkan'ın bir kızı oldu. Bu arada üzerinde en çok konuşulan konu İbrahim Tatlıses ile Perihan Savaş beraberliği idi. Özellikle Savaş'ın çocuk beklediği haberi uzun süre magazin dünyasını meşgul etti. Perihan Savaş, hamileliğini de uzun süre gizlemeyi başardı. Ancak sonunda her şey ortaya çıktı ve İbrahim Tatlıses ile Perihan Savaş’ın bir kız çocukları dünyaya geldi.
BOŞANANLAR
SANAT dünyasındaki birçok aile de 1983'te dağıldı. Sezen Aksu, Sinan Özer’den ayrıldı. Aksu, şimdilerde oğlu Mithat Can'la birlikte yaşıyor. Ahu Tuğba, Ferdi Özbeğen ile nişanlandı ve kısa süre sonra da ayrıldı. Gülden Karaböcek Atilla Alpsakarya beraberliği de geçen yıl içinde sona erdi. Bu arada Nil Burak, manken sevgilisi Haldun Kutlu ile nişanlandı. Kısa süre sonra da ayrıldı. Füsun Önal da Tunç Başaran'dan şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşandı. Yılın en büyük olayı da şüphesiz Türkan Şoray ile Rüçhan Adlı’nın yıllardır süren nikâhsız beraberliğinin sona ermesiydi.
KONSER VERENLER

«PENCERE» adlı uzunçaları ile önemli bir çıkış yapan İlhan İrem, Hodri Meydan'da ve okullarda gençlik konserleri verdi... Lili Ivanova, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın davetlisi olarak İstanbul'a gelerek iki konser verdi. Avusturyalı rock grubu Eela Craig, İstanbul’da konser verdi. İstanbul, Ankara ve İzmirli sanatseverler caz ustası Gary Burton’u izleme imkânı buldular. Edip Akbayram, Ferdi Özbeğen, Barış Manço ile Timur Selçuk-Nükhet Duru İkilisi ve Beş Yıl Önce On Yıl Sonra, Ra,-Mozaik, Gün Doğarken grupları konserler verdiler. Ajda Pekkan, «Süper Star 83»le görkemli bir müzik gösterisi sundu. Gloria Gaynor da İstanbul'a gelerek konser verdi. Emel Sayın ve Coşkun Sabah'ın bulunduğu Neşe-i Muhabbet adlı müzikal Şan Müzikholü'nde başarıyla sahneye konuldu. Zerrin Özer'de Oiympia’da konser verdi...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Zavallı Oya Hep Yatakta

Oya Aydoğan 'ın sinemadaki çizgisi bellidir... Çevirdiği her filmde mutlaka dişiliğini şöyle ya da böyle gösterir ya da göstertirler... İşte, Berhan Şimşek’le birlikte oynadığı son filmi olan “Zavallılar”da da, Oya Aydoğan bir türlü yataktan çıkamadı. Çeşil çeşit zavallılık vardır... İnsan, açlıktan zavallıdır, çaresizlikten zavallıdır, işsizlikten, parasızlıktan, kimsesizlikten zavallıdır... Fakat bizim bilmediğimiz bir başka zavallılık türü daha varmış... Aşk zavallısı... Bunu nerede mi teşhis ettik? Hemen söyleyelim, Oya Aydoğan'ın son çevirdiği filmin setinde... Yapımcı Kemal Dilbaz adına, yönetmen Ümit Efekan tarafından çekilen ve “Zavallılar” ismini taşıyan filmde, Oya Aydoğan, köyden şehre gelip, büyük kentin çarkları arasında kaybolan ve kaderin acımasızlığına karşı koyamayıp, hayalleri yok olan ve sonunda da onun bunun elinde oyuncak olan bir genç kızı canlandırıyor. Bu filmde Oya Aydoğan, yukarıda söylediğimiz gibi tam bir aşk zavallısı... Mekanı ise çoğu ...