Büyükdere’de,
bahçe içinde dört katlı bu eski zaman evi. Pencereleri oymalı,
kapıları kakmalı, trabzanları ve bütün ahşap kısımları
işlemeli bu saray yavrusu bir, bir buçuk yıldan beri Yeşilçam’ın
emrinde, «plato» olarak kullanılıyor. Dede Efendi’nin
bestelerinin yankılandığı ahşap tavanlarda spotlar asılı,
cariyelerin «Lebbeyk» diye topuk koşturdukları sofalarda elektrik
kordonundan, kamera aksesuarından geçilmiyor.
Bugün,
burada Topkapı Film, «Kralların Öfkesi» adlı filmi çeviriyor.
Odalardan birinin sağ kıyısına saman balyaları serpiştirilmiş.
Üstünde Murat Soydan’la, Figen Han rol icabı sevişiyorlar.
Etrafımız hep tanıdık simalarla dolu. Hemen yanıbaşımızda
Tugay Toksöz sıranın kendisine gelmesini bekliyor. Beri yanda
Danyal Topatan,, Atilla Ergün, Zeki Tüney ve Özcan Bilge
oturmuşlar, çıt çıkarmadan sigaralarını tüttürüyorlar. Ve
bir köşede Cem Karaca biraz sonra çekilecek ilk planının
heyecanını elindeki sigaranın dumanlarıyle hafifletmeye
çalışıyor. Evet evet, yanlış okumadınız. Nihayet Cem
Karaca’da yapılan cazip tekliflere dayanamayıp filmcilere,
«Evet,» dedi ve «Kralların Öfkesi» adını taşıyan filmde
oynamaya başladı.
Rejisör
Yücel Uçanoğlu Murat Soydan’la Figen Say’ın sahnelerini
çekerken biz de Yeşilçam’ın yeni transferi Cem Karaca ile
konuşuyoruz:
«Bu
ilk filminiz oluyor, değil mi?»
- «Evet. İlk film.»
- «Peki bundan önceki teklifleri niye kabul etmemiştiniz? Bu teklifi niçin kabul ettiniz? Ya da soruyu şöyle değiştirelim isterseniz: Niçin sinemaya geçtiniz?»
Cem
Karaca peşpeşe gelen sorular karşısında bir an duraklıyor,
sonra, «Ne desem gibilerden» gözlerini kısıp biraz düşünüyor.
Derin bir nefes alıp sorularımızı cevaplandırmaya başlıyor:
- «Sorularımızın hepsine toptan bir cevap vereyim isterseniz. Bundan önce yapılan tekliflerin hepsi şarkıcı Cem Karaca’ya idi, her teklifin gerisinde sadece perdede şarkı söyleyen bir adamın canlandırılması yatıyordu. İşte bundan önce yapılan teklifleri bu nedenle geri çevirdim. Ama bu defa durum başka. Filmde şarkıcılığım ikinci planda kalıyor... Üstelik senaryoyu okudum, konuyu da çok ilgi çekici buldum.»
- «Sinemaya daha yeni 'merhaba' diyorsunuz, ama biz şimdiden soralım. Sinema ile müzik arasında bir kıyaslama yapar mısınız?»
- «Yapamam,» diyor Cem Karaca. Sonra devam ediyor: «Henüz sinemayı tanımıyorum. Bildiğim kadarıyle Türk müziği oturmuş, kendini kabul ettirmiş. Türk sineması için aynı şey söylenebilir mi? Bu yüzden bu soruyu, evet veya hayır şeklinde cevaplandırmayacağım»
O
sırada Yücel Uçanoğlu yanımıza geliyor ve, «Hadi Cem hazırlan
bakalım. Biraz sonra seninle çalışmaya başlayacağız,» diyor.
Cem hazırlığını yaparken bize dönüp şöhretli şarkıcı
hakkındaki fikirlerini şu cümlelerle açıklıyor:
— «Cem
Karaca sinema için gerçekten çok iyi bir tip. «Kralların Öfkesi»
adlı filmde sinemaya alışılmışın çok dışında, yepyeni bir
tip getiriyor. Eğer bu tıp seyirci tarafından beğenilirse Cem’in
kısa süre içinde zirveye çıkmaması için hiçbir sebep
yok.»...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder