Ana içeriğe atla

Emel Sayın Kaçtı

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın büyük önem verdiği Marmaris 2. Turizm ve Sanat Festivalinde konuşulan ve gürültü koparan en bu büyük olay Emel Sayın’ın festivalden kaçarak mavi yolculuğa çıkması oldu. “Skandal” olarak nitelendirilen bu olayın oluşmasında en büyük etken de halkın ve festival için Marmaris’i dolduranların gönlündeki festival kraliçeliği ünvanın Emel Sayın’ın, Ajda ile paylaşmak istememesiydi. İşte bu olay Emel Sayın ile Ajda Pekkan’ın arasını açtığı gibi, Emel Sayın’ın her şeyi unutarak kaçmasına da neden oldu.
Öyle bir festival ki şenlik içinde şenlik... Öyle bir festival ki gerçekten adı gibi karışık olaylarla dolu... Ve bu olayların en büyük iki ismi, daha doğrusu iki kahramanı... Emel Sayın ve Ajda Pekkan...
Festivalden kaçışıyla, konserinin iptal edilmesiyle isminden büyük ölçüde söz ettiren Emel Sayın... Emel Sayın’la çekişmeyi başlatan ise Ajda Pekkan... Dön dolaş yine bu iki sanatçıya gel...
Evet 2. Turizm ve Sanat Festivali’nin açılışında Emel Sayın ve Ajda Pekkan daha açılış kokteylinde yanyana gelmeme savaşını başlattılar. Hem de İstanbul’da geçen kış başlattıkları dostluklarını bir kalemde silip atarak... Değil yanyana gelmek, tesadüfen karşılaşsalar bile konuşmamak için özel bir çaba harcadılar. Hatta bu sürtüşmeleri yüzünden protokol kurallarını bile çiğnediler. Dilerseniz bu çekişmeye bir göz atalım. Bir göz atalım demekten öte, tam bir festival yaratan olayı anlatalım.

Marmaris Festivali’nin 8 Haziran günkü açılış kokteyline Ajda Pekkan pek ilgi göstermedi. Çünkü, açılış kokteylinde Emel Sayın ile Nükhet Duru vardı. “Davetiyesinin geç geldiğini’’ gerekçe göstererek Belediye Başkanı Muharrem Elgin’in kokteyline katılmak istemeyen Ajda, daha sonra ısrarlar sonucu son anda kokteyle gitti. Ajda Pekkan bu tutumuyla, yani geç gelmesiyle özellikle Emel Sayın’a göre "havasını atmıştı." Öte yandan Kültür ve Turizm Bakanı Mükerrem Taşçıoğlu'nun verdiği kokteyle de Emel Sayın gelmedi. Bu sırada ise kokteylde Ajda Pekkan hazır bulunuyordu. Ve bu defa "hava atan''da Emel Sayın’dı... Bu sürtüşmeler böylece devam ederken esas büyük olay patlak verdi. Emel Sayın özellikle halk tarafından büyük ilgi gördü. Nereye gitse büyük bir kalabalığı peşinden sürüklüyordu. Ve halkın gönlündeki festival kraliçeliği için Emel Sayın sempatisiyle, alçak gönüllüğü ve halkla olan diyaloğu ile büyük puan toplamıştı. Ajda Pekkan ise en büyük kendisinin olduğunu kanıtlama savaşına girdiğinden halkla diyaloğu ve sempatisi Emel Sayın’ın ki kadar olmadı. Fakat festival kraliçeliğini Emel Sayın’a kaptırmamak için çeşitli kulis oyunlarına girişti. Ne var ki cevap halk yerine Emel Sayın’dan geldi. “Ben bu tür oyunların sanatçısı değilim’’ diyen Emel Sayın, festival kraliçeliğini bir kenara bırakarak. Ercan Arıklı’nın Mengi isimli yatı ile hemen ertesi günü sabahı sadece ŞEY muhabirinin tanık olduğu mavi yolculuğa çıktı, Marmaris'i terketti. Emel Sayın’ın Marmaris’ten gidene kadar halk tarafından olağanüstü ilgi gördüğünü Ajda Pekkan çok iyi biliyordu. Ve bu kaçışı kendisine bir avantaj olarak gördü... Konserinin olduğu gece bütün sempatisi ile halka yakınlaştı... Alkış aldı... Ancak gönüllerdeki kraliçeliği yine de koparamadı... Ortada kaldı kraliçelik... Ancak olan yine Marmaris’lilere ve festival için Marmaris’e gelenlere oldu... Çünkü Mavi Yolculuk yüzünden Yat Limanı’ndaki Emel Sayın konseri çaresiz iptal edildi...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Nükhet Duru'nun Çıplaklığı Başına Dert Oldu

ARTIK Nükhet Duru gecede 3-4 yerde sahneye çıkan bir uvertürdür. Repertuvarına daha bir dikkat eder; saçına, giyimine, hareketlerine daha bir özen göstermeye gayret eder. Bu arada Yeşilçam'dan da film teklifleri gelmektedir. Ve yıl 1970'tir. Ayhan Işık, Bahar Erdeniz ve Yusuf Sezgin 'in başrolleri paylaşacakları bir filmin hazırlıkları yapılmakta ve bu filme bir kadın oyuncu aranmaktadır. Ve Nükhet Duru adında karar verir yapımcılar. O günleri de şöyle anlatır Duru: «Bir gün çalıştığım gazinonun kulisine bir prodüksiyon amiri geldi. 'Nükhet Hanım hikaye tam size göre, Ayhan Işık'la oynayacaksınız' dedi. «Ben 'Oynayamam, imkanı yok' dedim. Adam 'Neden?' diye sordu. «'Zaten gecede üç dört yerde sahneye çıkıyorum. Gündüzleri de uyuyorum filmi ne zaman çekeceğiz. Film çekmeye zamanım mı var?' dedim. «'Biz çekim saatlerini sizin boş saatlerinize göre ayarlarız' dedi adam. «Sonra çekimler başladı. Ben ne filmin adını b...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Sekse Düşkün Mine Soley Ramazanda Oruç Tuttu

Türk sinemasının en çok soyunan kadını Mine Soley , bu günlerde sahneyle, set arasında mekik dokuyordu. Bir aylık mecburi Ramazan istirahatından sonra tekrar ortaya çıkmış, kendini jet hızıyla sahneye ve film setine atmıştı. Mine Soley'i "Ölüm Emri" adlı filmin setinde bulduk. "Ölüm Emri"ni Yücel Uçanoğlu-Metin Film-Işık Toraman adına yönetiyordu. Filmin başrollerini Murat Soydan ve Esen Püsküllü oynuyordu. Ve Mine Soley'İn yanısıra oynıyan öteki oyuncular da Behçet Nacar, Ali Poyrazoğlu , Erden Alkan'dı. Son ikisi tiyatro oyuncularıydı. Mine Soley kamera karşısına çıkmak için sırasını bekliyor bu arada da makiyajını yapıyordu. Sahneyle film setleri arasında mekik dokuyan genç kadın: - ''Bir bilseniz ses alanında neler dönüyor. Bazı ses sanatçıları, sahneye geçen sinema oyuncularım nedense çekemiyorlar. Hanımefendiler bütün yeni şarkıları amborgoya almışlar,bize okutmak istemiyorlar, Eskimiş unutulmuş şarkılar da bize kalıyor. Ama ne ...