Ana içeriğe atla

Hülya Koçyiğit Model Oldu

Harcıalem bir espridir, bilirsiniz: Biri, yolda gördüğü arkadaşına «Nasılsın?» diye sormuş. O da «Adamına göre.» diye cevap vermiş. Şimdi size soracağımız sorunun cevabı da cinsiyete göre değişen nevidendir her halde. Öyle ya, «Modayı izler misiniz, modaya uygun giyinmek hoşunuza gider mi?» desek hanımlar, «A, tabii.» diye cevap verecekler, işin ucu keselerine gelip dayanan erkeklerin çoğu da önce «Hayır» ı yapıştırıp peşinden, «Zaten matah olsa sık sık değiştirirler miydi?» d!ye bir espri yapacaklar, isin aslına bakarsanız kimsenin kabahati yok. Moda ile ilgili ne varsa çoğunlukla Paris'ten. Londra'dan. Roma'dan çıkıyor. «Kuaför - moda evi - ayakkabıcı» üçlüsü toplanıp bir karar veriyorlar ve aradan bir ay geçmeden bu kara'r dünyanın dört köşesinde uygulama alanı buluyor kendine.
Tanınmış kuaförlerden Muammer Yaprakgül’le Paris dönüşü buluştuk ve SES'in hanım okurlarını aydınlatmak için «1971 yaz saç modelleri» hakkında kendisinden bilgi rica ettik. Bu arada 4 şöhretli yıldızımız. Hülya Koçyiğit, Nebahat Çehre, Sevda Ferdağ ve Ajda Pekkan da ricamızı kırmayıp, hanım okurlarımız için «bila ücret» modellik etmeyi kabullendiler... Resimleri bu sayfalarda görüyorsunuz. Şimdi de biz sözü burada kesip sizleri Muammer Yaprakgül'le baş başa bırakalım:
- «1971 yaz modasına mini - şort yön verdi.. Bugün Avrupa caddelerini işgal eden mini - şort pek tabii saç şeklileri üzerinde de etkili oldu. 1971 yazının saç modellerinde kesin bir eskiye dönüş var. Klasik saçlar, 1900 yıllarının kıvırcık saçları yine moda. Modern bir kıyafetle klasik saç tatlı bir kontrast yaratıyor tabii.»
Evet, «mini - şort» geldi cihane, gerisi hep bahane!... Artık «düz saçlar» tamamen tarihe karışmış... Saç tuvaletlerinde gece - gündüz farkı azalmış (Özellikle koyu renk saçlar hem gündüz, hem gece kullanılabiliyormuş). «Kolye», «taç» gibi aksesuarların hükmü ise geçip gitmiş. «Hakim renkler» de şunlarmış:
- «Şampanya rengi... Gül ağacı... Sarı saçlarda daha açık sarı meçler.»

Haydi gençleri... Bizden bu kadar. Ayna karşınızda, derginiz önünüzde. Geriye yapacak üç iş kalıyor: SES’teki modelleri inceden inceye tetkik etmek, ayna karşısına geçip kendinize en yaraşan aramak ve sonra da miktarı münasip «geçer akça» bulup doğru berberinize koşmak!...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...