Ana içeriğe atla

Zeki Müren'e Mini Şort da Yakıştı

Zeki Müren sadece «dinlenilen» değil, aynı zamanda «seyredilen» bir sanatçıdır da... Bunun için sahne kıyafetlerine çok itina eder, moda dünyasında hangi kıyafet fırtınalar estiriyorsa onunla sahneye çıkar. Hepinizin bildiği gibi şu günlerde dünya caddelerinde mini - şort rüzgarı esiyor. Bu rüzgar bize de geldi, ama henüz bütün kuvvetiyle esmiyor. Hanım şarkıcılarımızın, sinema yıldızlarımızın çoğuyla Türkiye’nin jet sosyetesinin kalburüstü hanımları mini - şort modasının Türkiye temsilcileri. Onlar mini - şort giyer de. Zeki Müren durur mu hiç?.. Geçen ilkbaharda mini eteği, yaz aylarında da maksiyi sahnede lanse eden Zeki Müren, şimdi de dünya sahnelerinin ilk mini - şortlu erkek şarkıcısı unvanını kazandı...
Salon bir insan meşheri, dapdaracık koridorları ise bir çiçek bahçesi halinde.. Salonda, İstanbul sosyetesinin şöhretli hanımları, beyleri, koridorlarda ise renk renk çiçekler var.. Güller, karanfiller, orkideler.. Sahnede ise, beyazlara bürünmüş sazların önünde, siyahlar giyinmiş ünlü bir şarkıcımız, Türk müziğinin sevilen şarkılarını söylüyor... Her şarkının sonunda salon alkıştan yıkılıyor, şöhretli şarkıcı, yerlere kadar eğilerek, heyecan dolu titrek bir sesle, hayranlarına teşekkür ediyor...
  • «Çok teşekkürler canımdan çok sevdiğim aziz dinleyecilerim... Alkışlarınıza layık olabilmek en büyük dileğimdir..»
Birden salonun ışıkları kararıyor. Ve sahnedeki şöhretli şarkıcımız Zeki Müren, bir adım öne çıkıyor:
  • «Pek muhterem dinleyicilerim» diyor. «Şimdi sizden iki dakika izin isteyeceğim.. Bu iki dakikanın sonunda da karşınıza en yeni ''cicimle'' geleceğim.»
Çapkın, çapkın göz kırpıyor, sazlar boşluk doldurmak için çalarken, o gözden kayboluyor.
Ve iki dakika sonra tekrar sahneye geliyor... Salon bir defa daha alkıştan yıkılıyor. Zeki Müren’in üzerinde «cicisi» var... Bir mini - şort bu... Siyah - beyaz parıltılı bir kumaştan yapılmış. 3 parça. Bir pelerin, bir blüz ve bir mini mini şort... Strass ve simle işlenmiş.. Ayağında siyah rugandan çizmeler, belinde de aynı deriden kalın bir kemer var...
Bir süre sahnede dolanıyor... Moda defilesinde podyumda yürüyen mankenler gibi... Sonra sazlarına işaret veriyor ve Zeki Müren’in ilkbahar galasının son kısmı başlıyor...
Program bitmiş. Zeki Müren sahneden inmiştir... Ter içinde... Heyecanı hâlâ yatışmamış... Hizmetkarları üzerindeki kıyafeti değiştirip, terini kurutur, makyajını silerken biz de ünlü sanatçıyla, koyu bir sohbete dalıyoruz.. Tabii konuşmamız, son günlerin modası mini - şort üzerine. İşte ilk sorumuz.
    - «Zeki bey kaça çıktı bu mini - şort?»
Bir an duruyor, düşünüyor, hesaplıyor ve cevabı veriyor:
    - «Eh, yaklaşık olarak 14 bin lira galiba... Yedi hanım terzi tam bir hafta bu kıyafetin üzerinde göznuru döktü, strass ve simle işlediler. Motiflerini ben çizdim. Kemerle çizmelerin biçimini ise bir İngiliz mecmuasından aldım.»
Ve sorular soruları cevaplar cevapları izliyor:
    - «Eğer yanılmıyorsak ve sahneye sıfr espri olsun diyerek mini - şortla çıkan Vasfı Uçar oğlu orkestrasının elemanlarını saymazsak siz dünya sahnelerinde ilk defa mini - şort giyen erkek sarkıcısınız. Bu kıyafetle sahneye çıkmak nereden geldi aklınıza?»
- «Efendim, dünyada ne kadar yeni moda varsa, Türkiye’de bunun naçiz bir öncüsü olmak isterim ben... Bence büyük bir sanatçı için dünya modasını yakından izlemek şarttır. Tabii bir şeyi daha bilmek şarttır. O modanın kendisine yakışıp, yakışmayacağını...»
- «Sevdiniz mi mini şortu? Sizce geçen yıl sahneye çıktığınız mini etek mi daha güzel, yoksa mini - şort mu?»
    - «Çoook, hem de çok sevdim mini - şortu. Bizim kılıç - kalkan ekibinin elbiselerini, futbolcuların kıyafetini, İzmir efeleriniz havasını, kabadayılığını dile getiriyor. Bence mini - şort, mini etekten daha cazip, daha kullanışlı.»
    - «Hanımlara mini eteği mi, yoksa mini - şortu mu tavsiye edersiniz?»
    - «Onu bilmeyecek ne var canım!. Elbette ki mini - şortu. Farkına varmadınız mı, deminden beri reklamını yapıyorum size!.»
Ve işte Zeki Müren’e son sorumuz: «Mini - şorttan sonra sahneye hangi kıyafetle çıkacaksınız Zeki Bey?..»

- «Bilemem ki efendim.. Dünya caddelerinde yarın hangi kıyafetin moda olacağını bilemem ki.»...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Ahu Tuğba'nın Erkeği Kenan Kalav Olacak

Yazın son günlerini yaşadığımız Eylül ayının en büyük sansasyon yaratacak filmini çekmeye hazırlanıyor Ahu Tuğba . Türk - İran ortak yapımı olarak gerçekleşilecek bu filmde Tuğba’nın erkeği Kenan Kalav olacak... Gün artık büyük söz söyleme günü değil... Yoksa ademoğluna öyle yuttururlar ki zamanı ve yeri gelince... Nasıl mı? Alın size en canlı en güzel örneği. Daha bir hafta öncesine kadar Kenan Kalav’la film çevirmeyeceğini, hiç bir şekilde görüşmediğini önüne gelene söyleyen Ahu Tuğba üç gün önce Türk - İran yapımı bir filmde genç aktörle oynamayı kabul etti. Peki söylediği o kadar lafı nasıl yuttu dersiniz? Nasıl olacak 8 milyon Türk Lirası’na. Evet bugün Türk sinemasının zirvedeki yıldızları Türkan Şoray ’ın, Hülya Koçyigit ’in, Müjde Ar ’ın alamadığı ücreti bir film başına alarak yine ol vay kadın oluverdi Ahu Tuğba. Geçtiğimiz haftabaşı yaptığı anlaşmadan sonra nakit 8 milyon lira aldığının çabası, bir de hakaret ettiği, hor gördüğü Kenan Kalav’la kamera karşısına geçmeyi...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Önder Somer'in Şansı Açıldı

İstanbul'un Caddebostan, Suadiye ve Bostancı semtlerinin bu mevsimde sesiz, yalnız bir havası vardır. İnsana huzur, biraz da hüzün veren bir havadır bu... Hele hava yağmurluysa, hele yapraklar rüzgarın tesiriyle oradan oraya uçuşuyorsa... Biz de şubat ortasında, böyle bir akşam üstü, Caddebostan Plajyolu Mehtap Sokağında 33 numaralı evde oturan Önder Somer 'in evini arıyoruz. Etraf tenha. On dakikadır yürüdüğümüz halde yolda ya iki insan gördük, ya da üç... Sert lodos rüzgarı kulaklarımızı sağır edercesine uğulduyor... Kapıda bizi Önder Somer karşıladı. İki yaşındaki oğlu Öner de sırtında. Tıpkı babasına benziyor. Hani derler ya: «Hık demiş, burnundan düşmüş!» diye, öyle işte. - «Buralarda ne işin var?» dedik. «İki saattir yoldayız!» Bir süre yüzümüze bakarak güldü: - «Hele bir oturun bakalım,» dedi. «Bir yorgunluk kahvesi içelim, sonra konuşuruz.» Oturduk, kahvelerimizi içtik... Önder Somer anlatmaya başladı: - «İstanbul tarafını hiç sevmem. İnsan...