Bazı
sanatçılar vardır, kendisini dev aynasında görür, hiçbir
kusurunu kabul etmez. Bazıları da alçakgönüllüdür. En acımasız
eleştirileri kendisine yöneltir, kendini ve sorunlarını hiç
tereddüt etmeksizin ameliyat masasına yatırır. İşte, Nebahat Çehre de ikinci tür sanatçılarımızdan. Kendisiyle görüşmeye
gittiğimizde, sanat hayatının bir dökümünü çıkardı bize.
1969
yılında Türkiye Güzeli seçilmişti Nebahat Çehre. Tabii,
Türkiye Güzeli seçilen her genç kıza olduğu gibi, ona da
Yeşilçam'dan teklifler yağmaya başladı. Aslında sinemaya
geçmeyi istememesine rağmen, sonunda dayanamadı ve gelen
tekliflere «Evet» dedi. Gençti, güzeldi, yetenekliydi, üstelik
sevmişti de sinemayı. Topluma bir mesajı olan, iyi, kaliteli
yapımlarda oynamayı istiyordu. Ama yönetmenler ona hep şımarık,
züppe kız rollerini veriyorlardı. İşte hatalarından birini
şöyle anlatıyor. Nebahat Çehre:
«Aslında mücadele
etmem gerekiyordu. İstediğim rolleri alabilmek için direnmeliydim.
Yıllarca Türk Sineması'nın zirvesinde kalabilirdim. Ama yapmadım,
geri çekildim. Benim en büyük hatalarımdan biri budur; Mücadeleci
bir insan olmamam.»
Daha
sonra sahneye geçmiş Nebahat Çehre. Ama sahnede de hiçbir iddiası
yok. «Ben sadece bir rengim» diyor ve şöyle devam ediyor:
«Müzik
bilgim yok. Sesim de pek ahım şahım sayılmaz. Ayrıca çekirdekten
yetişme, sahne için yaratılmış bir insan da değilim. Hepsinden
önemlisi, bunları başarabilmek için hırsım da yok. Herhalde en
büyük hatalarımdan biri de bu, yani hırslı bir insan olmamam.»
Bütün bunlara rağmen,
sinema ve sahne dışında, başka bir alanda istediği düzeni
kurmasını bildi Nebahat Çehre. Ticarette istediği yere geldi
güzel yıldız. Kurduğu butiğinde işlerini daha da ilerletmeyi,
hatta ihracat yapmayı planlıyor. Bu arada, sahne çalışmalarını
daha çok bir hobi olarak sürdürüyor. Belki de ticarette kazandığı
başarıdaki en büyük pay, geçmiş hatalarından ders
çıkarmasıdır. Ne dersiniz?..(diğer haberler için aşağıdaki
linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder