Ana içeriğe atla

Patrick Duffy Gönlünü Kaptırdı

Sonunda olanlar oldu ve işler iyiden iyiye arap saçına döndü. Her hafta Yuing Ailesi'ndeki yeni yeni olaylarla, sansasyonel haberlerle milletin yüreğini ağzına getiren «Dallas», sonunda oyuncularının özel hayatlarında da başlarına çorap örmeye başladı ve mazbut ev erkeği Patrick Duffy'nin yuvasının temellerini çatırdatmayı başardı.
Bobby’yi karısına son derece bağlı, dürüst, aklıbaşında bir erkek olarak tanımıştık hepimiz... Ağabeyi Ceyar'a taban tabana zıt bir kişiliğe sahipti. Ceyar'ın bütün namussuzluklarının, kötülüklerinin ilk karşısına dikilen Bobby oluyordu. Hele Ceyar'ın fırtınalı aşk hayatı, onu iyiden iyiye huzursuz ediyor, yengesi Sue Ellen'i hep ağabeyine karşı korumak zorunda kalıyordu.
Bu davranışları ve kişiliğiyle Türkiye'deki seyircilerin de kalbini kazanmasını bilen Bobby'nin özel hayatıyla ilgili haberler basında yer almaya başladı bir süre sonra. Evliydi Patrick Duffy. Gözü karısı Caryln'den başka kadın görmüyordu... Setten çıkar çıkmaz koşa koşa evine gidiyordu. Pek gece hayatı da yoktu genç çiftin... Genellikle evlerinde başbaşa oturarak müzik dinlemeyi veya evin hemen kıyısından başlayarak arkadaki tepeye doğru uzanan koruda el ele yürümeyi tercih ediyorlardı. 6 yaşındaki oğulları Padraic Terence, mutlulukların; tamamlıyordu. Hele üç ay önce ikinci oğulları da dünyaya gelince, Caryın Patrick çiftinin keyfine diyecek kalmamıştı. Bütün set çalışanlarına ve rol arkadaşlarına muhteşem bir parti vererek kutlamıştı Patrick Duffy ikinci oğlunun dünyaya gelişini.
Herkes bu mutluluğu kimse bozamaz diye düşünüyordu. Yıllardır peşinde koşturan birbirinden güzel ve genç kızlara yüz vermeyen Patrick Duffy'den ümit yoktu. Onun için varsa yoksa ailesiydi.
«ÜZÜM ÜZÜME BAKA BAKA KARARIR» MI?
Bu arada «Dallas»ın çekimleri de devam ediyordu. Dizinin iki bölümünde Joanna Cassidy adlı yıldız da rol alacaktı. Sally adıyla dizide kısa bir rol alan sanatçı zengin bir işkadınını oynayacaktı. Sally'nin kocası Yuing Petrol'de Ceyar'ın iş ortaklarından biriydi. Fakat aniden ölünce bütün işleri Sally yüklenmiş, tabii bu arada Ceyar ve Bobby ile tanışmıştı. Dizide sadece iş ilişkisi sınırları içinde kalmıştı bu tanışıklık. Oysa gerçek hayatta böyle olmadı.
Genç, güzel, hayat dolu bir kadındı Joanna Cassidy. Her erkeğin başını döndürebilirdi. Nitekim döndürdü de... Rol aldığı kısacık süre içinde önce «Dallas»ın yardımcı yönetmenlerinden biriyle görüldü, birkaç gece üstüste. Bu arada sette Patrick Duffy ile de iyi bir dostluk kurmuştu. Ya da herkes böyle olduğunu düşünüyordu.
VE DEDİKODULAR BAŞLADI...
Sonra bir fısıltı dolaştı gizliden gizliye set aralarında. Patrick Duffy ile Joanna Cassidy, şehrin dışındaki bir motelde bir sabah birlikte kahvaltı ederlerken görülmüşlerdi. Sabahın o saatinde uzak bir motelde, ikisinin ne işi olduğunu sormaya başladı çok kişi birbirine. Ancak yine de büyük çoğunluk, bunun sadece dedikodu olduğunu düşünüyor, gerçekliğine ihtimal vermiyordu. Bunca yılın Patrick Duffy'sini herkes tanıyordu, Şimdiye kadar hiçbir kadına yan gözle bile bakmayan aktör, tam da üç ay önce yeni baba olmuşken, böyle bir maceraya girer miydi? Bu sadece, onların mutluluğunu çekemeyenlerin bir uydurmasıydı.
Ama bomba birden ve çok ani patladı. Hem de bu kez hiçbir şekilde inkar edilecek tarafı kalmamıştı. Joanna Cassidy - Patrick Duffy İkilisinin, uzak bir kır lokantasında başbaşa yemek yerken resimlerini çekmişti bir magazin dergisinin muhabiri...
Herkes donup kaldı. Gerçi bu tip İlişkiler bütün Hollywood'da her gün rastlanan ve hiçbir zaman yadırganmayacak şeylerdi ama bu kez durum farklıydı. Skandalin kahramanı Patrick Duffy idi. Ve herkes şaşırıp kalmakta haklıydı...

Bu konudaki soruları cevaplamıyor Patrick Duffy. Eşi Caryln Duffy ise, eve gelen gazetecilerin yüzüne sert bir şekilde kapadı kapıyı. Yakın zamana kadar huzur dolu, sevgi dolu bu evde büyük fırtınaların yaşandığı muhakkak. Bu fırtınanın nasıl dineceği de henüz bilinmiyor ama bazıları yine suçu Ceyar'a yüklemekten kaçınmıyorlar. «Ne olacak?» diyorlar, «Zavallı Bobby, dizi boyunca Ceyar'ın yaptıklarından etkilendi sonunda. Ne de olsa üzüm üzüme baka baka kararır.»...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...