Ana içeriğe atla

En Pahalısı Fenerbahçe

FENERBAHÇE'NİN milyonerlerden oluşan yeni yönetim kurulu, Türk futbol tarihinde eşine rastlanmamış bir «TEMMUZ HAREKATI» ile 100 milyon lira harcadı.
İç transferde de, sözleşme yenilemeleri için yaklaşık 20 milyon ayrılmıştı. Böylece Fenerbahçe 81'in fiyatı 120 milyona dayandı.
Eh, böyle pahalı bir takımın yeni sezona girişi de muhteşem olabilirdi ancak. Öyle de oldu... Yönetim, teknik kadro ve tüm futbolcular 5 Temmuz Pazar günü Ali Sami Yen'in yeşil çimi üzerinde toplandılar... Tribünlere de, sanki lig maçı oynanırmışçasına 10 bine yakın taraftar gelmişti.
Fenerbahçe 81'in yeni sezonu açışı, tribünlerden sahaya dökülen ve tüm Mecidiyeköy'ü inleten «ŞAMPİYON, ŞAMPİYON» sloganı ile son buldu.
Şimdi tüm spor kamuoyu merakla bekliyor; 120 milyonluk takım şampiyon olabilecek mi? Daha da ileri düşünenler var, bu takım Avrupalılarla boy ölçüşebilecek mi?
Muhteşem açılış gününe gelen eski yönetici, eski futbolcu, tüm futbol adamları, bir türlü ortak noktada buluşamıyorlardı. Kimisi, toplama takımdan başarı çıkmaz derken, kimisi de liglerde fırtına gibi eseceğini iddia ediyordu Fenerbahçe’nin.
Fenerbahçe Ali Sami Yen'in ve Türkiye'nin elverişsiz tesislerine değil, dünya futboluna hükmeden Batı Almanya’nın muhteşem spor tesislerine iniyordu. Nefis çim sahalar, harika tesisler ve malzeme zenginliği...
Her şey geçen sezonki gibi başlıyordu. Bir farkla: Yepyeni bir Fenerbahçe yaratılmıştı.

Türkiye'de taraftar, bir aylık, «Büyük Fenerbahçe»nin özlemini çekecekti. Bu takım nasıl dönecekti Türkiye'ye? 120 milyon sayılmış, her şey tepeden tırnağa yenilenmişti...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
Tozlumagazin

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Ayhan Işık'ın Gözüyle Avrupa

AYHAN IŞIK Avrupa'dan döndü. Uzun süren bu seyahatinde «Kral»ın görüp gezmediği yer hemen hemen kalmamış. Danimarka. İsveç, Almanya. Hollanda. Avusturya, İngiltere... Her gittiği yerden bir iz kalmış. Kimi daha dün gürmüşçesine net; kimi flu fotoğraflar gibi sisli anılar... Beğenip hayran kaldıkları, şaşıp akıl erdiremedikleri, Türk mantığıyle Batılı düşünce tarzına vurduğunda farklı sonuçlara ulaşan olaylar... Bizim mutfağımızdan uzak yemekler, bizim lezzetimizden farklı içkiler, bize ters düşünceler, duygular... Hepsi, ama hepsi kendine yer bulmuş Ayhan Işık'ın anıları arasında; ama az ama çok! «BİR AN MEMLEKET BOŞALDI ZANNETTİM» Ayhan Işık bu seyahatinde bir şeye çok üzülmüş, önce kendini duygulandıran, sevindiren bir ilgi, sonra onu düşünceye sevk etmiş. - «Avrupa'da bu defa en çok dikkatimi çeken şey, orada rastladığım Türklerin çokluğu aldu,» diyor. «Kopenhag'da yemek yerken. Berlin'de kitap, gazete alırken, Münih'te bira içerken, İsveç'te ...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

DÜNYANIN birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik ’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam ’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İsta...

Maximilian Schell Muamması

O evde olduğu zamanlar, herkes koridorlarda ayaklarının ucuna basarak dolaşır. Telefonlar arka odalara kaldırılır. Misafirlerin sayısı azalır. Kısacası evin içine bir korku havası hakim olur. Bazı günler Maximilian Schell'in odasından tatlı piyano sesleri gelir. Bazan da piyanonun sesi değişir, bir dangırtı halini alır. Bazan da odada bir erkek gür sesiyle dünya edebiyatının şaheser şiirlerini okur... Maximilian Schell'in birbirine hiç uymayan garip davranışları, ailesinin fertlerini olduğu kadar yakın dostlarını da şaşırtıyor. Sinema dünyasının bir numaralı aktörlerinden biri olmasına rağmen teklif edilen rolleri kabul etmemek için şirket sahiplerine bin dereden su getiriyor. İyi bir piyanist olduğu halde konser turnelerine çıkmaktan kaçınıyor. Aşağı yukarı bir seneden fazla bir süredir yazdığı piyesin üzerinde uğraşıyor. Piyesi tamamladığı halde oynama hakkını satın almak isteyenlere de «Ben tüccar değilim» cevabını veriyor. Maximilian Schell, iki üniversite, bir konser...