Ana içeriğe atla

Neco'nun 3 Kadını

YIL 1978... Aylardan ağustos. Ajda Pekkan'ın, İsrail’de başarılı konserler vermesinden ve İspanya'daki 8. Tokyo Dünya Popüler Şarkı Yarışması'nda Türkiye'yi temsil ederek «Başarılı Şarkıcı» ödülünü almasının üzerinden bir yıl geçmiş. İstanbullu müzikseverler sahnelerden güne kadar pek görülmemiş olan bir dayanışmaya tanık oluyorlar... Ajda Pekken ve Neco, birlikte sahneye çıkarak show yapıyorlar... Sonuç, beklenilenin çok üstünde bir ilgi...
Yıl 1980... Aylardan kasım... Neco yine sahnede. Bu kez yanında Nükhet Duru var. «Merhaba Müzik» adlı gösteriye katılan sanatçılarla birlikte Neco da, Nükhet Duru da gördükleri sıcak ilgiden ötürü mutlu.
Yıl 1981... Aylardan temmuz... Şimdi sahnelerde yeni bir ikili var. «Disko Tango» adını verdikleri potpuri ile sahneye birlikte çıkarak show yapan Neco ile Nil Burak'ı İzleyenler hep aynı soruyu soruyor:
«Bu beraberlik nereye gider?»
Bu sorunun yanıtında sürpriz bir şey yok. En azından Neco için olağanüstü bir durum değil. Yalnızca bir değişiklik var. 1978 ve 1980'de birlik’e sahneye çıktığı A|da Pekkan ve Nükhet Duru'dan sonra Neco bu kez Nil Burak'la birlikte show yapıyor. Neco ile Nil Burak birlikte olmalarının amacını şöyle açıklıyorlar:
«Herkes neden birlikte olduğumuzu merak ediyor. Amacımız, halkın kulağına ve gözüne değişik birtakım pasajlar verebilmektir. İki tanınmış sesin, iki tanınmış yüzün bir araya gelerek, halkın karşısına çıkması, halkın hoşuna gidecektir. Biz de onun için bir araya geldik.»
Her iki sanatçının yukarıdaki açıklamalarından sonra, «Bu beraberlik nereye gider?» sorusuna şimdilik şöyle cevap verilebilir. Gitse gitse, İzmir Fuarı’na gider. İkili, İzmir Fuarı'na gidecek mi, gitmeyecek mi? Sanatçılara kulak verelim:
«Teklif geldi. Ancak kesin bir cevap veremedik. Gidebiliriz de, gitmeyebiliriz de... İşlerimizi ayarlayabilirsek, büyük olasılıkla gideriz.»
Neco ile Nil Burak'ın sahnede ne yaptıklarına gelince... «Disko Tango» adı verilen bu potpuri gösterisini izleyenlere sözğmüz yok. Biz izlemeyenler için anlatalım. Neco ile Nil Burak, cicili bicili giysileri ile neye gelerek, «Disko Tango» adını verdikleri potpuriyi söylüyorlar. Ayrıca dans edip, göbek atıyorlar. Sonra, «Kaldır Bir Kadeh» adlı parçayı birlikte söylüyorlar... Ardından dört parçalık bir potpuri daha sunan iki sanatçı, showun finalinde müzik dünyasının unutulmayan caz parçalarını yorumlarken, dinleyenleri yıllar öncesine götürüyorlar.
Neco ile Nil Burak'ın sahnede sergiledikleri show böyle... Amaçları bir olduğu için yaptıkları işten her ikisi de memnun görünüyor. Şimdi bu beraberliğin nasıl doğduğuna gelelim. Onu da Nil Burak şöyle anlatıyor:

«Bir ay önce Neco'yu aradım ve 'Benimle birlikte sahneye çıkar mısın?' deyiverdim. Telefonda konuştuğumuz İçin rahat değildik. Neco, 'Ben hemen atlayıp sana geliyorum' dedi. Karşılıklı oturduk ve konuşmaya başladık. Kısa süre sonra, yıllardan beri onun da benim duygularımı paylaştığını öğrendim. Hemen kollarımızı sıvadık ve çalışmaya başladık. Çoğu kez çalışmalarımızı benim evimde sürdürdük... Sanıyorum ki, bu ikimizin ortak kanısıdır, başarılı da olduk. Bundan sonraki çalışmalarımız seyirciye daha iyiyi daha güzeli sunabilmeyi amaçlıyor. Başaracağımıza ikimiz de inanıyoruz.»...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Nükhet Duru'nun Çıplaklığı Başına Dert Oldu

ARTIK Nükhet Duru gecede 3-4 yerde sahneye çıkan bir uvertürdür. Repertuvarına daha bir dikkat eder; saçına, giyimine, hareketlerine daha bir özen göstermeye gayret eder. Bu arada Yeşilçam'dan da film teklifleri gelmektedir. Ve yıl 1970'tir. Ayhan Işık, Bahar Erdeniz ve Yusuf Sezgin 'in başrolleri paylaşacakları bir filmin hazırlıkları yapılmakta ve bu filme bir kadın oyuncu aranmaktadır. Ve Nükhet Duru adında karar verir yapımcılar. O günleri de şöyle anlatır Duru: «Bir gün çalıştığım gazinonun kulisine bir prodüksiyon amiri geldi. 'Nükhet Hanım hikaye tam size göre, Ayhan Işık'la oynayacaksınız' dedi. «Ben 'Oynayamam, imkanı yok' dedim. Adam 'Neden?' diye sordu. «'Zaten gecede üç dört yerde sahneye çıkıyorum. Gündüzleri de uyuyorum filmi ne zaman çekeceğiz. Film çekmeye zamanım mı var?' dedim. «'Biz çekim saatlerini sizin boş saatlerinize göre ayarlarız' dedi adam. «Sonra çekimler başladı. Ben ne filmin adını b...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Sekse Düşkün Mine Soley Ramazanda Oruç Tuttu

Türk sinemasının en çok soyunan kadını Mine Soley , bu günlerde sahneyle, set arasında mekik dokuyordu. Bir aylık mecburi Ramazan istirahatından sonra tekrar ortaya çıkmış, kendini jet hızıyla sahneye ve film setine atmıştı. Mine Soley'i "Ölüm Emri" adlı filmin setinde bulduk. "Ölüm Emri"ni Yücel Uçanoğlu-Metin Film-Işık Toraman adına yönetiyordu. Filmin başrollerini Murat Soydan ve Esen Püsküllü oynuyordu. Ve Mine Soley'İn yanısıra oynıyan öteki oyuncular da Behçet Nacar, Ali Poyrazoğlu , Erden Alkan'dı. Son ikisi tiyatro oyuncularıydı. Mine Soley kamera karşısına çıkmak için sırasını bekliyor bu arada da makiyajını yapıyordu. Sahneyle film setleri arasında mekik dokuyan genç kadın: - ''Bir bilseniz ses alanında neler dönüyor. Bazı ses sanatçıları, sahneye geçen sinema oyuncularım nedense çekemiyorlar. Hanımefendiler bütün yeni şarkıları amborgoya almışlar,bize okutmak istemiyorlar, Eskimiş unutulmuş şarkılar da bize kalıyor. Ama ne ...