Ana içeriğe atla

Oya Aydoğan Rolü Kaptı

FERDİ TAYFUR ile Oya Aydoğan «Kara Gurbet» adlı filmde ikinci kez birlikte kamera önüne geçtiler... Ancak bu beraberlik pek çok olayı da beraberinde getirdi... Film çekimi ile birlikte ilginç olaylar şöyle başladı ve gelişti:
Oya Aydoğan’dan önce iki isim üzerinde duruluyordu. Necla Nazır ve Perihan Savaş... Önce Perihan Savaş’la konuşuldu. Ancak daha ilk anda sanatçının cevabı, «Hayır» oldu... Nedeni ise ortadaydı... İbrahim Tatlıses, Perihan Savaş’ın bu filmde oynamasını istemiyordu... Bu nedenle bu sanatçı üzerinde ısrarla durmanın bir anlamı da yoktu. Baştan beri akla gelen isim hep Necla Nazır'dı ama, Ferdi Tayfur ısrarla Oya Aydoğan üzerinde duruyordu. Tabii bunun da bir nedeni vardı. Sanatçının uzun zamandan bu yana Oya Aydoğan ile yapılmış askıda duran bir mukavelesi bulunuyordu. Bu nedenle bu filmde onunla birlikte kamera önüne geçecekti. Sonunda yapacak hiçbir şey kalmadı ve Ferdi Tayfur ile Oya Aydoğan’ın birlikte ikinci kez kamera önüne geçmelerine karar verildi...
İşte olaylı beraberliğin içyüzü böyleydi... Dilerseniz, yönetmen Natuk Baytan’ın «Olay film olacak. Hasılat rekoru kıracak» dediği «Kara Gurbetsle ilgili bilgileri vermeden önce, «Son Sabah»la ilgili olarak Natuk Baytan’ın söylediklerine kulak verelim:
«1978 yılında 'Son Sabah' iki hafta üst üste İstanbul'un 9 ayrı sinemasında gösterime girdi. Hasılat ise olağanüstü oldu. Tam iki buçuk milyon... Başarının nedenleri herkes tarafından merak edildi. Halen de ediliyor. Bu filmin oldukça ilginç bir konusu vardı... Ferdi Tayfur’un bizzat anlattığı ilginç bir aşk öyküsünden yola çıkan senarist Erdoğan Tünaş, bu öyküyü senaryo haline dönüştürmüştü. 'Keramet bunlardadır' diyerek, pek çok yapımevi Ferdi Tayfur ile Oya Aydoğan'ı tekrar bir araya getirmek için ellerinden geleni yaptılar. Ancak tabii olmadı...»
«Kara Gurbet» adlı filmde ise rol alan öteki oyuncular da şöyle; Sümer Tilmaç, Baki Tamer, Macit Flordun, Ekrem Gökkaya, Muzaffer Nebioğlu ve Atilla Ergün... Siz bu satırları okurken, bu filmin çekimleri de büyük bir olasılıkla bitmiş olacak. «Kara Gurbet»in konusunu özetlemeden önce Ferdi Tayfur'un film setinde yaptığı açıklamaları belirtmek istiyoruz. İşte sanatçının söyledikleri:
«Bu filmim de tıpkı 'Son Sabah' gibi başarılı olacak. Buna inanıyorum. Bugüne kadar Natuk Baytan'la üç filmlik çalışmalarım oldu. Hepsi de başarılı idi...»
Ferdi Tayfur, bu film bittikten sonra sahne çalışmalarına ağırlık verecek. Sanatçı, bundan böyle sık sık halk konserleri düzenleyeceğini ve tüm hayranlarına görüntüsü ve sesiyle ulaşacağını söylüyor. Şimdi de dilerseniz, «Kara Gurbetsin konusunu özetleyelim:

Ferdi Tayfur, bir köy çiftliğinde çalışan bir kahyanın oğludur. Ağanın kızı Oya Aydoğan ile Ferdi Tayfur çocuk yaşlarından beri birlikte büyümüşlerdir. Bir gün ağa bir cinayet işler ve suçu kahyaya yükler. Karşılığında Ferdi'yi okutacaktır. Aradan yıllar geçer ve Ferdi, ziraat yüksek mühendisi olarak köye döner. Ferdi ile Oya birbirlerine aşık olurlar. Bu ilişkiyi Oya'nın ağabeysi Sümer Tilmaç bozmak ister... O da bir cinayet işler ve suçu Ferdi’nin üzerine yıkar. Ferdi hapise girince, Oya da onu terk eder. Sonrasını ise film setinde kimse söylemiyor. Yalnızca «Sürpriz bir final» diyorlar, o kadar...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Nükhet Duru'nun Çıplaklığı Başına Dert Oldu

ARTIK Nükhet Duru gecede 3-4 yerde sahneye çıkan bir uvertürdür. Repertuvarına daha bir dikkat eder; saçına, giyimine, hareketlerine daha bir özen göstermeye gayret eder. Bu arada Yeşilçam'dan da film teklifleri gelmektedir. Ve yıl 1970'tir. Ayhan Işık, Bahar Erdeniz ve Yusuf Sezgin 'in başrolleri paylaşacakları bir filmin hazırlıkları yapılmakta ve bu filme bir kadın oyuncu aranmaktadır. Ve Nükhet Duru adında karar verir yapımcılar. O günleri de şöyle anlatır Duru: «Bir gün çalıştığım gazinonun kulisine bir prodüksiyon amiri geldi. 'Nükhet Hanım hikaye tam size göre, Ayhan Işık'la oynayacaksınız' dedi. «Ben 'Oynayamam, imkanı yok' dedim. Adam 'Neden?' diye sordu. «'Zaten gecede üç dört yerde sahneye çıkıyorum. Gündüzleri de uyuyorum filmi ne zaman çekeceğiz. Film çekmeye zamanım mı var?' dedim. «'Biz çekim saatlerini sizin boş saatlerinize göre ayarlarız' dedi adam. «Sonra çekimler başladı. Ben ne filmin adını b...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Sekse Düşkün Mine Soley Ramazanda Oruç Tuttu

Türk sinemasının en çok soyunan kadını Mine Soley , bu günlerde sahneyle, set arasında mekik dokuyordu. Bir aylık mecburi Ramazan istirahatından sonra tekrar ortaya çıkmış, kendini jet hızıyla sahneye ve film setine atmıştı. Mine Soley'i "Ölüm Emri" adlı filmin setinde bulduk. "Ölüm Emri"ni Yücel Uçanoğlu-Metin Film-Işık Toraman adına yönetiyordu. Filmin başrollerini Murat Soydan ve Esen Püsküllü oynuyordu. Ve Mine Soley'İn yanısıra oynıyan öteki oyuncular da Behçet Nacar, Ali Poyrazoğlu , Erden Alkan'dı. Son ikisi tiyatro oyuncularıydı. Mine Soley kamera karşısına çıkmak için sırasını bekliyor bu arada da makiyajını yapıyordu. Sahneyle film setleri arasında mekik dokuyan genç kadın: - ''Bir bilseniz ses alanında neler dönüyor. Bazı ses sanatçıları, sahneye geçen sinema oyuncularım nedense çekemiyorlar. Hanımefendiler bütün yeni şarkıları amborgoya almışlar,bize okutmak istemiyorlar, Eskimiş unutulmuş şarkılar da bize kalıyor. Ama ne ...