İSVEÇLİ tenisçi
Björn Borg'u tanımayan pek az kişi çıkar herhalde. Bu ünlü
raket, üst üste beş kez Wimbledon Tenis Turnuvasını kazanınca
Muhammed Ali, Pele, Jesse Owens gibi ünlü sporcular arasına girdi
ve adını herkese duyurdu. Beş yıl krallık tahtında oturan
Borg'a tenis yıldızları, «İsveç Kralı» diyorlar.
Borg için yalnızca
kral denmiyor. Tenis kortlarında bir robot gibi hareket ettiği için
«Kibar Robot» da deniyor ona. Ama özel hayatında hiç de öyle
değil. Ülkesinde vergilerin çok yüksek olması nedeniyle
taşındığı Monte Carlo'da, yanında çok sevdiği Romen asıllı
karısı Mariana ile, caddelerde elele geziyor. Borg ile Mariana
arasındaki aşk altı yıldır sürüyor. Bu arada birçok defa
kavga edip ayrıldılar, ama birbirlerinden hiçbir ağman
kopamadılar. Sonunda gecen yıl evlendiler ve artık çok mutlular.
Ama bu evlilik krala pahalıya malolmuşa benziyor. Evlilikle
birlikte yeni bir yaşantıya başlayan Borg, bunu spor yaşantısına
yansıtmamayı başaramayınca beş yıllık tahtından oldu.
95.
Wimbledon Tenis Turnuvasında, 3,5 saat süren nefes kesici bir
mücadeleden sonra Björn Borg, beş yıldır saltanatını sürdüğü
yerini turnuvanın finallerinde 3 kez arka arkaya yendiği 20
yaşındaki tenisçi Amerikalı John Mc Enroe'ya bırakmak zorunda
kaldı. Artık en büyük McEnroe idi. Maçın sonunda, Enroe raketi
elinden bırakmadan yere diz çöktü ve sevinç çığlıkları
atarak, «Teniste artık benden büyük yok» diye bağırdı.
Şimdi akıllara bir
soru takılıyor: Acaba bu, Borg efsanesinin sonu mu? Bunu söylemek
için henüz vakit çok erken. Ama insan ister istemez Borg'un spor
dışı faaliyetlerini düşünüyor. Çünkü Borg sporla uğraştığı
kadar ticaret ile, reklamcılık ile de uğraşıyor. Bu yakınlarda
karısıyla birlikte Bükreş yakınlarında bir Fransız foto
ajansını satın aldılar. Ayrıca bu yılın başlarında Borg, bir
Japon firmasıyla elektronik beyin reklamı için 10 milyon dolara
anlaştı. Ünlü tenisçi yalnızca başındaki bant reklamından
200.000 Alman Markı kazanıyor... Giydiği gömlek ve pantolondan
aldığı para ise 900.000 Mark. Borg'un kartlardan kazandığı para
da astronomik rakamlara uluşıyor. Bütün bunlar ilk bakışta
kimseye olağanüstü gelmeyebilir. Gelgelelim bir sporcu, spor
yaşamıyla spor dışı yaşamını dengede tutmasını bilmelidir.
Yoksa, spor yaşamından fedakarlık yaptığı her saati onun
sporuna inen bir darbe olabilir.
Burada
dikkat çekici olan, Borg'un evlendikten sonra bu tür faaliyetlerine
hız vermesi. Üstelik karısının da bu ticari faaliyetlerde yer
alması, bunun karısıyla bağıntılı bir durum olabileceğini
akla getiriyor. Gerçi karısının ona bütün uğraşlarında
destek olduğu İleri sürülebilir, ama acaba bu destek nerelere
kadar varacak; destek olma adına, sporuna köstek olacak mı?
Bütün
bunlar bazılarına, erken sorulmuş sorular gibi gelebilir. Ama,
olaylar birbiriyie bu şekilde yanyana gelince üstelik beş yıllık
tahtını da elden kaçırınca sorulması gereken sorular oluyorlar.
Bakalım bundan sonra neler olacak? Borg efsanesinin sonunun gelip
gelmediğini olaylar gösterecek...(diğer haberler için aşağıdaki
linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder