Ana içeriğe atla

Çekim Bitti Öpüşmeleri Bitmedi

Daha önce Beyaz Ölüm ve Kayıp Kızlar adlı filmlerde uyumlu bir rol arkadaşlığı göstererek başarıya ulaşan ve sezonun en çok hasılat yapan filmlerini çeken Tarık Akan ve Ahu Tuğba geçtiğimiz günlerde de üçüncü filmlerinin son sahnelerini çevirdiler. Bundan önce çevirdikleri filmlerde kötü yola döşen vs eroin tutsağı olan kadınlan oynayan Ahu Tuğba ''Yosma'' adını taşıyan yeni filminde ise bir telo-kızı canlandırıyor...
Yönetmenliğini Orhan Elmas'ın yaptığı, gönümüz gerçeklerinden yola çıkılarak hazırlanan vs psikolojik yönü ağır basan ''Yosma'' filminde muhasebecilik yapan Tarık Akan'a telefonla giden, ancak sonunda ona aşık olan Ahu Tuğba, üçüncü kaz birlikte olduğu Akan'la sevişme sahnelerini diğer filmlerinin tersine son güne bıraktı. Sevişme sahnelerinin Dragos dolaylarında çekildiği Yosmada işin asıl ilginç yönü ise Tarık Akan'la, Ahu Tuğba'nın rol gereği sevişirken kendilerinden geçip gerçekten sevişmeleriydi...
Sevişme sahnelerinde kendisiyle aynı tür filmlerde oynayan meslektaşlarının tersine son derece başarılı olan Ahu Tuğba'nın bu filminin diğer bir oyuncusu ise hemen hemen her filminde rol alan Nuri Alço... Alço'yla daha önce sevişme sahneleri çevirirken, onun ileri gitmesi karşısında film setinde olay çıkaran ve Alço'ya hakaret derecesine varan sözler sarf eden Ahu Tuğba, Tarık Akan'la gerçeğe yakın çevirdiği sevişme sahnelerinde ise oldukça rahattı...

Evet çekime ara verildiği zamanlarda da aralarından su sızmadığı görülen Tarık Akan'la, Ahu Tuğba yeşil çimenlerin üzerinde tüm film ekibinin de şahit olduğu gibi gerçekten seviştiler. Kamera ''motor'' dediği sırada heyecanlı ve aea daraca canlı bir şekilde sevişmeye başlayan iki ünlü yıldızın kamera ''stop'' dediği zaman da hızlarını kesmeden seviştiklerini gören yönetmen ise ''Rol gerçeğe dönüştü. Böylesine doğal bir sahne kaçınılmaz'' düşüncesiyle o sırada hesapta olmayan filmin fragman bölümlerini de çekti. Son derece canlı sevişmelerinden olsa gerek daha sonra çimenlerin üstünden kalkan Ahu Tuğba boynunda gördüğü morluklara bile ses çıkarmadı. Tüm bu sahnelerden sonra film setindeki dostlukları daha da artan Akan ve Ahu Tuğba'nın böylesine yakınlaşmalarından en büyük mutluluğu duyanlar ise, kuşkusuz sevişme sahneleri çevrilirken gerginlikleri artan ve verilen talimatlara karşı bir türlü konsantra olamayan diğer oyuncuların yanısıra aralarında doğal bir iletişim kurarak çevirdikleri sevişme sahnelerinde da başarılı olan Ahu Tuğba ve Tarık Akan karşısında zorlanmayan film ekibiydi...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...