Her
yıldızın bir devri vardır. Bugün Türk sinemasında yeri kolay
kolay doldurulamayacak gerçek sanatçılardan biri olan Fatma Girik'de artık şöhretini genç yıldızların yanında sürdürüyor.
Bir yıl öncesine kadar bir filmi tek başına sürükleyebileceğine
inanan Fatma Girik son olarak Kemal Sunal'ın sevgilisi rolünde
oynamayı kabul ediverdi. Üç yıl önce birlikte çevirdikleri ilk
film olan "Kanlı Nigar''ın yaptığı hasılatı bilen Fatma
Girik daha sonra kendi film şirketi hesabına Sunal'la ikinci kez
kamera karşısına geçerken, artık tek başına filmi
sürükleyemeyeceğini hissettirdi. Şimdi ise Hülya Avşar'ın
annesi rolüne çıkacak Fatma Girik, Mine Film hesabına çekimine
yeni başlanan filmde kocasından ayrıldıktan sonra genç sevgili
tutan bir dulu canlandıran Fatma Girik evlenme arefesinde iken kızı
tarafından nasıl engellendiğini anlatan öykünün kadın
kahramanı olacak. İki güzel gözlü kadın oyuncunun büyük ilgi
çekeceği bu filmin aktörleri ise Bulut Aras ve Metin Serezli. Ve
Amerikan sinemasında olduğu gibi eskimiş ayı artık kırpıp
kırpıp yıldız yapmıyor Yeşilçam'ın bilinçli yapımcıları.
Dünün ve bugünün yıldızlarını bir arada toplayarak
oluşturulan kadrolarla dev prodüksiyonlara giriyorlar. Ama köşke
herkes Fatma Girik gibi yerini, çizgisini bilebilse...(diğer
haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
İstanbul'un Caddebostan, Suadiye ve Bostancı semtlerinin bu mevsimde sesiz, yalnız bir havası vardır. İnsana huzur, biraz da hüzün veren bir havadır bu... Hele hava yağmurluysa, hele yapraklar rüzgarın tesiriyle oradan oraya uçuşuyorsa... Biz de şubat ortasında, böyle bir akşam üstü, Caddebostan Plajyolu Mehtap Sokağında 33 numaralı evde oturan Önder Somer 'in evini arıyoruz. Etraf tenha. On dakikadır yürüdüğümüz halde yolda ya iki insan gördük, ya da üç... Sert lodos rüzgarı kulaklarımızı sağır edercesine uğulduyor... Kapıda bizi Önder Somer karşıladı. İki yaşındaki oğlu Öner de sırtında. Tıpkı babasına benziyor. Hani derler ya: «Hık demiş, burnundan düşmüş!» diye, öyle işte. - «Buralarda ne işin var?» dedik. «İki saattir yoldayız!» Bir süre yüzümüze bakarak güldü: - «Hele bir oturun bakalım,» dedi. «Bir yorgunluk kahvesi içelim, sonra konuşuruz.» Oturduk, kahvelerimizi içtik... Önder Somer anlatmaya başladı: - «İstanbul tarafını hiç sevmem. İnsan...

Yorumlar
Yorum Gönder