Ana içeriğe atla

Göksel Arsoy'un Yaz Partisi

GRUPUN KODAMANLARI — Göksel Arsoy'un cumartesi sefasına davet ettiği artistler Leyla Sayar, Nilüfer Aydan, Pervin Par'dı. Bir de Tülin Elgin gelecekti. Göksel, bu kadınların arasında hareme giren ünlü Toto kadar zevklendi.

Yedeksubay öğretmenliğini yapmak üzere bu yıl Konya'ya giden Göksel Arsoy orada bir ev tutmuş olmasına rağmen, eşi ve çocuğu vakitlerini daha çok İstanbul'da geçiriyorlardı. Bu yüzden Konyalılar ona ''Kış Bekarı'' adını takmışlar, şimdi mevsim ile birlikte tabii Göksel Arsoy'un lakabı da değişti.

Günlerden cumartesiydi... Göksel Arsoy esneyerek uyandı. Ve hemen traş olmak için lavoboya koştu. Biraz acele etmesi gerekiyordu. Göksel Arsoy traşına özel bir itina gösterdi mi, o gün muhakkak tatlı bir randevusu var demektir. Yakışıklı artist bu konularda son derece hassastır. Üstelik, o günkü randevusunun ayrı bir özelliği vardı. Hafta sonunu, birbirinden cazip, dört güzel kadınla geçirecekti. Hep beraber bir Boğaz gezintisi yapıp, sonra döneceklerdi. Göksel Arsoy için enteresan bir randevu sayılırdı bu. Traş olurken buluşacağı hanımları düşündü: Leyla Sayar, Nilüfer Aydan, Pervin Par ve yeni artistlerden Tülin Elgin... Bu dörtlüye bir de kendini ekleyince gülmsedi. Bundan, ayrıca gururlanmadı da değil.
Bir süre sonra Göksel Arsoy arabası ile Topağacı yolundaydı. Memnun bir hali vardı. Birinci durak Pervin Par'ın evi oldu. Genç kadın hazırlanmış, onu bekliyordu. İkinci olarak Şişli'de Nilüfer Aydan'ın evinde durdu. Nilüfer ise, henüz tuvaletini tamamlamamıştı. On dakikalık bir bekleyişten sonra tekrar yola devam edildi. Bu defa istikamet Tarabya idi. Leyla Sayar ve Tülin Elgin Tarabya'dan alınacaktı.
Tarabya'da hava güneşli, deniz pırıl pırıldı. Kıyılarda sandallar, kotralar, Sahil kenarında gezinen çiftler... Ünlü dondurmacı Veli'nin önünde park eden hususi arabalar... Henüz ortalıkta Leyla Sayar görünmüyordu. Göksel Arsoy, Nilüfer Aydan ve Pervin Par «Leylayı beklerken Veli'den dondurma yiyelim.» dediler. Kağıt helvaları arasına konulan dondurmaları yerken, Göksel hep Leyla'yı düşünüyor, içinden «Ya gelmezse!» diye endişeleniyordu. Bir saat önce telefonla konuşmuşlardı ama gene de belli olmazdı Leyla Sayar'ın işi. Gelmiyebilirdi. Göksel, içinden «Leylasız olmaz bu gezi» diye düşündü. Neden sonra gözleri parlıyacak, Leyla Sayar'ı Tarabya yokuşunda görünce içi rahatlıyacaktı. Leyla son arkadaşı doktorun arabasındaydı. Yanında da Tülin Elgin vardı. Gurup tamamlanınca, güle oynıya kıyıda bekliyen sandala bindiler. Sandaldan da kotraya geçildi. Leyla Sayar, Nilüfer Aydan, Pervin Par mayolarını, Göksel Arsoy şortunu giydi. Soyunmayan bir Tülin Elgin'di. Nedense başta bir hayli kapris yaptı. Sonunda o da sırtına mayosunu geçirdi.
Leyla Sayar'ın biraz kilo vermesi vücuduna yaramıştı. Hafif bir incelme göze çarpıyordu. Yalnız bacaklarında morluklar peyda olmuştu. Acaba Leyla sedef hastalığına mı yakalanmıştı. Usulca sebebini sorduk fakat cevap alamadık. Grup, Göksel Arsoy'un kiraladığı kotrayla bir süre Boğazda gezdi. Sonra da sakin bir kıyıda hep birlikte denize girildi. Göksel, yanına kitarını da almıştı. Arada bir çalıp, İngilizce - Türkçe şarkılar söyliyerek misafirlerini eğlendirmeye çalıştı. O gün olanca centilmenliğini gösterdi. Öyle ki, Tülin Elgin'in giyinirken, arkasından havlu tutarak ona yardım etmekten bile kaçınmadı.
Vakit epey ilerlemişti. Nilüfer «Haydi çocuklar yağ satarım, bal satarım oynıyalım» dedi. Arkasından biri körebe teklif etti. Kadınlar bir ağızdan sordular.
-«Pekala ebe kim olacak?...»
-«Tabii Göksel...» dedi Pervin Par.
Göksel, dört güzel kadına karşı herhangi bir itirazda bulunmadı. Kibarlığı her tarafta ağır basıyordu. O kadar ki, oyunda bir hayli de hırpalandı. Pervin Par mendile iki kocaman düğüm atıp, Göksel'i yorulana kadar kovalamıştı. Geziden dönüşte düğümlü mendilin acısını Göksel hala sırtında duyuyordu. Buna rağmen «Kış Bekarı» Göksel Arsoy, çok tatlı bir cumartesi geçirdiği için memnun memnun gülümsüyordu.

KÖREBE - İçlerinden biri «Körebe oynıyalım» demişti. Ya ebe kim olacaktı? «Tabii Göksel» dedi biri.

TARABYA'NIN DONDURMASI — Leyla Sayar'ı beklerken Göksel ve arkadaşları dondurma yiyerek vakit geçirdiler. Sandala bindiklerinde baktık Göksel Arsoy, yanına kitarını almıştı.


YAĞ SATARIM... — Çocuksu oyunlar oynadılar. Beşli grupta en çok yorulan da Göksel Arsoy oldu...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Nükhet Duru'nun Çıplaklığı Başına Dert Oldu

ARTIK Nükhet Duru gecede 3-4 yerde sahneye çıkan bir uvertürdür. Repertuvarına daha bir dikkat eder; saçına, giyimine, hareketlerine daha bir özen göstermeye gayret eder. Bu arada Yeşilçam'dan da film teklifleri gelmektedir. Ve yıl 1970'tir. Ayhan Işık, Bahar Erdeniz ve Yusuf Sezgin 'in başrolleri paylaşacakları bir filmin hazırlıkları yapılmakta ve bu filme bir kadın oyuncu aranmaktadır. Ve Nükhet Duru adında karar verir yapımcılar. O günleri de şöyle anlatır Duru: «Bir gün çalıştığım gazinonun kulisine bir prodüksiyon amiri geldi. 'Nükhet Hanım hikaye tam size göre, Ayhan Işık'la oynayacaksınız' dedi. «Ben 'Oynayamam, imkanı yok' dedim. Adam 'Neden?' diye sordu. «'Zaten gecede üç dört yerde sahneye çıkıyorum. Gündüzleri de uyuyorum filmi ne zaman çekeceğiz. Film çekmeye zamanım mı var?' dedim. «'Biz çekim saatlerini sizin boş saatlerinize göre ayarlarız' dedi adam. «Sonra çekimler başladı. Ben ne filmin adını b...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Sekse Düşkün Mine Soley Ramazanda Oruç Tuttu

Türk sinemasının en çok soyunan kadını Mine Soley , bu günlerde sahneyle, set arasında mekik dokuyordu. Bir aylık mecburi Ramazan istirahatından sonra tekrar ortaya çıkmış, kendini jet hızıyla sahneye ve film setine atmıştı. Mine Soley'i "Ölüm Emri" adlı filmin setinde bulduk. "Ölüm Emri"ni Yücel Uçanoğlu-Metin Film-Işık Toraman adına yönetiyordu. Filmin başrollerini Murat Soydan ve Esen Püsküllü oynuyordu. Ve Mine Soley'İn yanısıra oynıyan öteki oyuncular da Behçet Nacar, Ali Poyrazoğlu , Erden Alkan'dı. Son ikisi tiyatro oyuncularıydı. Mine Soley kamera karşısına çıkmak için sırasını bekliyor bu arada da makiyajını yapıyordu. Sahneyle film setleri arasında mekik dokuyan genç kadın: - ''Bir bilseniz ses alanında neler dönüyor. Bazı ses sanatçıları, sahneye geçen sinema oyuncularım nedense çekemiyorlar. Hanımefendiler bütün yeni şarkıları amborgoya almışlar,bize okutmak istemiyorlar, Eskimiş unutulmuş şarkılar da bize kalıyor. Ama ne ...