ŞANSSIZLIKLARIN
ve acı olayların birbiri peşisıra gelmesi karşısında, kişileri
avutmak için de olsa, söylenecek, yazılacak pek az iyi şey
kalıyor... İnsanlar, ummadıkları anda, hiç düşünmedikleri ve
istemedikleri kötü sonuçlarla karşı karşıya kalabiliyorlar...
İşte Sevda Karaca da, bir değil, birçok acıyla karşı karşıya.
Sanatçı, yaşamının akışını olumsuz yönde değiştiren «acı
sonuların hangisine daha çok üzüleceğini bile şaşırmış.
Daha düne kadar, Sevda Karaca ile nişanlısı Abdi Ülgen çifti, mesut bir tablo
oluşturuyordu. Birbirleriyle başbaşa olmaktan duydukları sevinç
ve mutlulukları, kahkahalarında yansıyordu. Ne zaman evlenecekleri
sorulduğunda da Sevda Karaca, «Abdi askere gitsin gelsin, ondan
sonra inşallah!» diyordu..
Bu
olayın üzerinden aylar geçti... Abdi Ülgen vatan borcunu yerine
getirmek için asker ocağına gitti. Bu arada Sevda Karaca'nın
sinirleri bozuldu ve hastalandı. Sanatçının sağlığının
bozulması aldığı ilk darbe oluyordu...
Çok
kısa bir süre sonra da. Sevda Karaca, canından çok sevdiği
annesini yitirdi. Hem de bir gece içinde oldu her şey... Ona olan
özlemini gideremeden, tıpkı çocukluğunda yaptığı gibi dizinde
oturup dertlerini ona anlatamadan, biricik annesini de
yitirivermişti... Bu sanatçının üstüste aldığı ikinci darbe
idi...
Sevda Karaca’nın
mutluluğu da, canlılığı da, şakacılığı da yavaş yavaş
kayboluyordu. O herkesin tanıdığı cıvıl cıvıl Sevda gitmişti
de, yerine asık yüzlü, karamsar ve insanlardan kaçan bir Sevda
gelmişti. Bebek'teki evinden dışarıya adım atmayan sanatçı,
geleceğin, bir büyük acıyı daha getireceğini bilmeden,
annesinin yasını tutuyordu.
Bu
kötü günlerinde çok sevdiği nişanlısı Abdi Ülgen de yoktu
yanında. Çünkü Ülgen askerde bulunuyordu ve sık sık mektuplar
gönderiyordu. İşte Sevda Karaca’nın aldığı üçüncü ve son
darbe de bu mektuplardan biriyle birlikte geldi..
Abdi Ülgen, nişanlısı
Sevda Karaca'ya yazdığı son mektupta, artık ayrılmaları
gerektiğini belirtiyordu... Nedenleri de vardı ama, bunlar Sevda
için önemli değildi... Bir, iki, üç, dört., defalarca tekrar
tekrar, her satırını sindire sindire, mektubu yutarcasına okudu,
okudu, okudu... Gözlerine inanamıyordu.. Önce sağlığını,
ardından annesini, şimdi de sevgilisini yitiriyordu... Abdi
Ülgen'in son mektubunda sanatçıyı yıkan şu satırlar da yer
alıyordu:
«Parmağımdaki yüzüğü
de yakında yollayacağım...»
Abdi
Ülgen, Sevda Karaca’yı neden terkediyordu? Bu sorunun cevabı
açık seçik ortadaydı. Sanatçının yıllar önce çektirdiği
bikinili fotoğrafları tekrar yayınlanmaya başlamıştı. Sevda
Karaca gündemdeydi. Önce film çekti. Ardından hastalandı. Sonra
annesini kaybetti. Basında sanatçıyla iigili yer alan haberlerde
bir iki bikinili fotoğrafa da rastlamak mümkündü. İşte bu
fotoğraflar Abdi Ülgen'in gururuna dokunmuştu. Sonunda Sevda
Karaca'ya mektup yazmaya karar verdi ve ayrılmaları gerektiğini
bildirdi.
Bir
yanda «ölüm acısı» bir yanda «gönül yarası» ile Bebek'teki
evinde bir başına kalan Sevda Karaca'nın acıları çok büyük...
Ancak tesellisiz acıların bile en büyük merhemi herkesin bildiği
gibi zamandır... Dileriz, geçen zaman, geçmişteki o cıvıl cıvıl
hayat doiu Sevda Karaca'yı tekrar aramıza döndürür. Şair ne
demiş:
«Yaşamın en büyük
silgisi, zamandır... Silen de odur, yazan da...»...(diğer haberler
için aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder