Ana içeriğe atla

Sezen Aksu Hamile

ŞİŞLİ'DEKİ özel bir hastanedeyiz...
«Derin nefes al...»
«Bir daha...»
«Şimdi de tansiyonunu ölçelim..»
Sezen Aksu doktorun her dediğini büyük bir titizlikle yapıyor. Ancak az da olsa endişeli olduğu gözümüzden kaçmıyor. Kısa bir süre önce dillere destan olan aşkını, nikah memuru önünde attığı imzayla pekiştiren ve Sinan Özer'le evlenen Sezen Aksu, balayı için planladıkları Amerika gezisinden önce her gün doktora taşınmaya başladı. Bunun nedenini gene sanatçının kendisi açıklıyor:
«Altı aylık hamileyim...»
Sevincinden, mutluluğundan havalara uçuyor Sezen Aksu. Karnındaki 6 aylık bebeğinin her hareketi, her kıpırtısı, mutluluğuna mutluluk, sevincine sevinç katıyor.. Doktorun öğütlerini ise harfiyen yerine getiriyor.
«Kendinizi kesinlikle yormayacaksınız... Hele hele uzun yolculuklara çıkmak yok...»
Sezen Aksu bir süre susuyor vs sonra gülerek konuşuyor:
«Şey doktor bey!.. Biz Sinan'la balayı için Amerika'ya gitmeyi düşünüyorduk da.»
Doktorun cevabı oldukça kesin oluyor:
«Amerika mı!... Şaka mı ediyorsunuz yoksa... Ben size yorulmak yok diyorum, siz Amerika’dan söz ediyorsunuz...»
Sezen Aksu, önce gülerek «Yok yok gitmeyeceğiz» diyor, sonrc da bize dönerek şunları anlatıyor:
«Artık bütün işlerimi yakın bir gelecekte dünyaya gelecek olan bebeğime göre ayarlıyorum. Sinan’la birlikte gitmeyi düşündüğümüz Amerika seyahatimiz bu durumda gerçekleşmeyecek. Sonra İzmir Fuarı’nda da sahneye çıkmayacağım...»
Mutluluğunu gözlerinden okumak mümkün. Doktorun her söylediğini yerine getireceğini söyleyen Sezen Aksu. «Anne olabilmenin ilk şartı fedakar olabilmektir,» diyor, sonra da sürdürüyor konuşmasını:
«Annem, babam, kayınvalidem öyle hazırlık yapıyorlar ki, benim bir şey yapmama gerek kalmadı diyebilirim. Müjde Ar daha şimdiden bebek giysileri satan dükkanları tek tek dolaşarak siparişi vermiş bile. Kız veya erkek olması hiç önemli değil. Önemli olan sağlıklı olması... Doktor sigaranın bebek için zararlı olabileceğini söyledi. Bende bunun üzerine sigarayı bıraktım. Artık çok az içeceğim. Günde 2 paket içiyordum, şimdi 10 taneden az içiyorum.»
Doğum tarihini şimdiden hesapladığını söyleyen Sezen Aksu, bu tarihi 12 Kasım 1981 olarak belirlemiş. işte o tarihte doğum yapacak olan ünlü sanatçı, hep çocuğundan söz etmek istiyor:
«Tekme atmaya başladı... Midem bir tuhaf oluyor ki, hiç sormayın.., Dünyada bundan daha mutlu bir şey olduğuna inanmıyorum.»
Sonunda doktor, Sezen Aksu'nun konuşmasını kesiyor ve.
«Günden güne iyiye doğru gidiyor... Her şey normal... Üçbuçuk kilo almışsınız, bu da lehinize bir durum tabi...»
Doktor muayenehanesinden ayrıldıktan sonra Sezen Aksu çocuk giysileri ve eşyaları satan mağazaları gezmeden edemiyor.
Sezen Aksu’nun doğum yapacağı yer de şimdiden ayarlanmış... Sanatçı, Şişli Özel Can Hastanesi'nin 301 numaralı odasında yatacak ve doğumunu da orada yapacak.. Aslında Sezen Aksu'nun bebeği ile ilgili tüm hazırlıkları hemen hemen tamam. Bir şeyin dışında. O da bebeğin adı... Bu konuda bakın neler anlatıyor genç sanatçı:
«İsim konusunda uzun süren tartışmalar ve söylevler sonunda Sinan'la nihayet ortak bir karara vardık. Kız olursa adını Deniz koyacağız. Yok eğer erkek olursa Sinan Deniz olacak. İkimiz de denizi çok sevdiğimiz için çocuğumuzun da erkek olsun, kız olsun adını Deniz koymaya karar verdik. Bu durumda bile fırsat buldukça kendimi fazla yormamak koşuluyla denize gidiyoruz.»

istinye sırtlarında bir ev kiralayan Sezen Aksu ile Sinan Özer, evlerinin bir odasını dünyaya gelecek olan çocukları için dekore ediyorlar...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Ahu Tuğba'nın Erkeği Kenan Kalav Olacak

Yazın son günlerini yaşadığımız Eylül ayının en büyük sansasyon yaratacak filmini çekmeye hazırlanıyor Ahu Tuğba . Türk - İran ortak yapımı olarak gerçekleşilecek bu filmde Tuğba’nın erkeği Kenan Kalav olacak... Gün artık büyük söz söyleme günü değil... Yoksa ademoğluna öyle yuttururlar ki zamanı ve yeri gelince... Nasıl mı? Alın size en canlı en güzel örneği. Daha bir hafta öncesine kadar Kenan Kalav’la film çevirmeyeceğini, hiç bir şekilde görüşmediğini önüne gelene söyleyen Ahu Tuğba üç gün önce Türk - İran yapımı bir filmde genç aktörle oynamayı kabul etti. Peki söylediği o kadar lafı nasıl yuttu dersiniz? Nasıl olacak 8 milyon Türk Lirası’na. Evet bugün Türk sinemasının zirvedeki yıldızları Türkan Şoray ’ın, Hülya Koçyigit ’in, Müjde Ar ’ın alamadığı ücreti bir film başına alarak yine ol vay kadın oluverdi Ahu Tuğba. Geçtiğimiz haftabaşı yaptığı anlaşmadan sonra nakit 8 milyon lira aldığının çabası, bir de hakaret ettiği, hor gördüğü Kenan Kalav’la kamera karşısına geçmeyi...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Önder Somer'in Şansı Açıldı

İstanbul'un Caddebostan, Suadiye ve Bostancı semtlerinin bu mevsimde sesiz, yalnız bir havası vardır. İnsana huzur, biraz da hüzün veren bir havadır bu... Hele hava yağmurluysa, hele yapraklar rüzgarın tesiriyle oradan oraya uçuşuyorsa... Biz de şubat ortasında, böyle bir akşam üstü, Caddebostan Plajyolu Mehtap Sokağında 33 numaralı evde oturan Önder Somer 'in evini arıyoruz. Etraf tenha. On dakikadır yürüdüğümüz halde yolda ya iki insan gördük, ya da üç... Sert lodos rüzgarı kulaklarımızı sağır edercesine uğulduyor... Kapıda bizi Önder Somer karşıladı. İki yaşındaki oğlu Öner de sırtında. Tıpkı babasına benziyor. Hani derler ya: «Hık demiş, burnundan düşmüş!» diye, öyle işte. - «Buralarda ne işin var?» dedik. «İki saattir yoldayız!» Bir süre yüzümüze bakarak güldü: - «Hele bir oturun bakalım,» dedi. «Bir yorgunluk kahvesi içelim, sonra konuşuruz.» Oturduk, kahvelerimizi içtik... Önder Somer anlatmaya başladı: - «İstanbul tarafını hiç sevmem. İnsan...