Sanat
dünyasında birçok ünlü kardeş gördük. Yabancı ve yerli
kardeş ünlüler arasında Şoray kardeşlerin yeri ise bambaşkadır.
Birbirine tarifsiz kuvvetle bağlı olan iki kardeş en zor
günlerinde sıkıntıları, üzüntüleri birlikte göğüslerken en
mutlu günlerinde de yaşadıkları mutluluğa ortak olurlar. Ancak
bu güzel bağlılığın tek üzüntülü örneği Türkan Şoray
ile Cihan Ünal’ın herkesten gizli evlenirken tek bilen kişi
olarak Nazan Şoray’ın nikahta bulunamayışında yaşanmıştı.
Dikkat çekmemek ve nikahın gizliliğini bozmamak için gazinoda
programlarını her zamanki süksesiyle sürdüren Nazan Şoray nikah
günü gidemediği için içinin kan ağladığını daha sonradan
itiraf etmişti. Bu üzüntülü olayı unutturan mutluluk ise 5 Ocak
Perşembe günü yeni yaşına giren Nazan Şoray’a sürpriz baskın
yapan Türkan Şoray’ın İstanbul’a gelişiyle yaşandı.
Kızkardeşine elinde pastası ve çiçeğiyle gelen Türkan Şoray
dakikalarca sarılarak öpmeye doyamadan kutlarken Nazan Şoray
mutluluktan hastalığını bile unutuverdi. Birlikte yeni yaşının
mumunu söndüren Şoray kardeşler şampanya patlatarak içlerindeki
coşkunluğu taşırdı sonrası kardeşine dönerek “Canım
kardeşim, kim ne derse desin, hayatımıza kimler girerse girsin
bizi kimse ayıramayacak. En zor günlerimizde olduğu gibi en mutlu
günlerimizde de bundan sonra birarada olacağız. Biricik annemizin
üstüne yemin ediyorum.” Ve bu yemin şöyle karşılık buldu:
“Ben de...”...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Yorumlar
Yorum Gönder