Müzikal,
sinema filmi, video filmi çalışmaları derken tüm bir yılı
büyük bir yorgunluk içinde geçiren Necla Nazır, dinlenebilmek
için kendine yemyeşil kırları, bayırları seçiyor. Çocuklar
gibi neşe içinde hoplayıp, zıplayan jimnastik
yapan Nazır, “Bu şekilde bütün yorgunluğumu, bir saatte
üzerimden atıyorum” diyor...
Yaklaşık
son bir yıldır yoğun bir çalışma içindeydi Necla Nazır...
Gazino sahnelerinden sonra ilk kez halkın karşısına çıkacağı
önemli bir müzikal teklifi vardı önünde.. Evet, ''Şen Sazın
Bülbülleri'' müzikali için birçok ünlü şarkıcı düşünülmüş,
fakat sonunda Erol Evgin’le başrolü paylaşacak kadın sanatçı
olarak şarkıcılık birikimi henüz çok az olan Necla Nazır
seçilmişti. Elbette ki müzikal için sadece ses, şarkı yeterli
gelmiyordu, bir de oyunculuk yeteneği gerekiyordu. Tüm bunları
gözönüne alarak ''Şen Sazın Bülbülleri"nde oynamaya karar
veren Nazır, daha ilk gecesinde ilk denemesi olmasına karşın
büyük beğeni toplamıştı. Ama bu arada asıl mesleği ve ilk göz
ağrısı sinemayı da unutmamıştı...
Bir
yandan geceleri sahneye çıkarken, diğer yandan da gündüzleri
film çeviriyordu. Sinema filmini tamamladıktan sonra bir video
şirketinin teklifini değerlendirerek Cüneyt Arkın’la tekrar
kameralar karşısına geçen Necla Nazır, video filminin İstanbul
sahnelerini bitirdikten sonra bu kez de dağ çekimleri için film
ekibi ve sevgilisi Ferdi Tayfur'la Uludağ’ın yolunu tutmuştu.
Amacı hem çalışmak, hem de Uludağ’ın temiz havasını
soluyarak dinlenip, eğlenmekti. Ne var ki çalışmaların yoğunluğu
Nazır’a dinlenmeyi çok görmüştü. Ve İstanbul'a yorgun argın
geri dönen sanatçı, şu sıralarda yine sahneye çıkıyor ama
çalışmaları biraz daha hafiflediği için gönlünce
dinlenebilmenin çarelerine de bakıyor...
Necla
Nazır’ın en çok sevdiği ve bir avantaj olarak kabul ettiği
dinlence yeri ise kışı yaşamadan baharın ılık sıcaklığına
ve insana huzur veren güneşine kendini kaptıran İstanbul’un
parkları, koruları oluyor. İşte böylesine güzel günlerden
birinde yemyeşil çimenlerin üzerine sere serpe uzanan, kah
hoplayan, zıplayan, kah jimnastik yaparak vücudunu dinlendiren, kah
baharın geldiğini müjdeleyerek meleyen kuzuları seven genç
sanatçı duygularını da şöyle dile getiriyor:
''İnanın
bu yıl öylesine zor günler geçirdim ki, çalışmaktan kendime
ayıracak vaktim kalmadı. Ne zaman dinlenmek istediysem bir engel
çıktı karşıma. Şimdi ise bu açığımı güzel havalarda,
yeşillikler içinde dilediğim gibi hareket ederek kapatıyorum. Bir
yandan havaların güzelliği, diğer yandan bahann kendine özgü
özellikleri insana apayrı bir sevinç kaynağı oluyor. Ve tüm
yılın yorgunluğunu adeta bir günde üzerimden atıyorum. Bundan
sonra sık sık böyle yapacağım, yorgunluk çıkarmak isteyenlere
de benim gibi yapmalarını öneririm...”
Konuşması
bittikten hemen sonra çimenlere uzanarak güneşlenmeye çalışan
Necla Nazır, ne denli bir bahar sarhoşu olduğunu da sevinciyle,
neşesiyle ve hareketleriyle gözler önüne seriyordu...
“En
güzel dinlenme yöntemi temiz hava ve doğa, inanın bir yılın
yorgunluğunu bir günde üzerimden attım” diyerek dinlenmenin
tadını çıkaran Necla Nazır, bu arada kendi halinde otlayan ve
meleyerek kendisine yaklaşan baharın müjdecisi bir kuzuyu da
dakikalarca sevdi...(diğer haberler için aşağıdaki linke
tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder