Ana içeriğe atla

Müjde'ye İlan-ı Aşk

ŞİİR GÖZLÜM
Bu nasıl dünya şiir gözlüm
İşe gidiyorum, işim yok
Eve dönüyorum, evim yok
Anladımki şiir gözlüm.
Benim senden başka gidecek bir yerim yok.

Ne yapsam, ne etsem, nereye gitsem yolumu değiştiremiyorum
Ya seni bağrıma basacağım
Ya da şu sahipsiz bedenimi
İlk gördüğüm ağaca asacağım.

Kimlik kartımdan adımı silmişler
Senin adını yazmışlar
Bu iş sende bitecek, şiir gözlüm
Sende bitecek
Daha ötesi yok... Yok...

Ahmet Selçuk İlkan'ın yeni piyasaya çıkan “Şiir Gözlüm” isimli plağı ve kasetinde üç yıldır gizli ve tek taraflı bir aşkın öyküsü yatıyor. İsterseniz gelin hep birlikte bu öyküyü dinleyelim...
Evet, yukarıdaki dizeler yaşanmış değil, hep yaşayacak ve hiçbir zaman unutulmayacak, hayal filizleriyle süslü, yalnız ve yalnızca tek taraflı bir aşkın çaresizliği... Çok seven bir insanın sevgilisinden uzakta geçirdiği günlerin ve dünyanın anlamsızlığını vurgulayan bu satırlarda, birçok aşk şarkılarının yaratıcısı, romantik şair Ahmet Selçuk İlkan’ın, sinemanın starlarından Müjde Ar’a karşı duyduğu karşılıksız aşkın acılı izleri var.
Evet, yanlış duymadınız... Ahmet Selçuk İlkan, Müjde Ar'a delicesine tutkun. Müjde Ar'ı gizli gizli seviyor. Ve bugüne kadar da bu aşkını ne Müjde Ar, ne de bir başkası bilmiş...
Onu ilk gördüğü bir Temmuz gününden beri içinde yaşatan Ahmet Selçuk İlkan, hiçbir zaman ne aşkını ispat edebilmiş, ne de aşık olduğu, sevdiği kadınla konuşabilmiş... İşte, bu karşılıksız aşk yüzünden çektiği sancılar da son plağı olan "Şiir Gözlüm''de dile geliyor... Bir başka deyişle bu plak Ahmet Selçuk İlkan’ın, Müjde Ar’a olan derin ve gizli kalmış aşkını anlatmak için yapıldı.
Nitekim bu aşk, dizelerden sonra aynı plağın kasetinin yüzünde de dile geldi ve Müjde Ar'a ithaf edildi... Ahmet Selçuk İlkan, aynı plağın kasetinin yüzünde Şiir Gözlüm (Fahriye Abla) diye yazarak, bu karşılıksız aşkını, isyanını haykırmak, herkese duyurmak istedi.
Bildiğiniz gibi de ''Fahriye Abla" son günlerde şiiriyle, filmiyle Müjde Ar’dan başkası değil... Ama, bu kadar tertemiz ve karşılıksız, için için duyulan, yeşeren ve üç yıldır da saklanan bu aşktan ne yazık ki, Müjde Ar'ın haberi bile yok... Nitekim, Ahmet Selçuk İlkan, bunu yüreklice ve biraz da acılı bir şekilde şöyle anlattı, yaşattığı sırrını verdi: "Artık saklayamıyorum... Çünkü, insanın bu gibi durumlarda bir dert ortağına ihtiyacı var. Benim dert ortağım olmadığı için ancak şiirlerimde dile getirdim. Seviyorum Müjde’yi.. Saçımın telinden, tırnağımın ucuna kadar onunla doluyum... Üç yıl önce Temmuz ayında bir gün ona en çok yakın olduğum andı. Bir kokteylde yanyana idik ama varlığımdan habersizdi... İnsana şiirler yazdırtacak kadar güzel gözleri vardı... Sonra herşey anlamını yitirdi benim için. Yalnızca dünyamda Müjde vardı. Ondan uzakta olduğum anlarda caddelerin, evlerin bomboş olduğunu iddia eder hale gelmiştim. Sevgi yüklüydüm ve ona bu sevgimi, aşkımı ispat edememenin, bugüne kadar tek kelime konuşamamanın çaresizliğini yaşadım. Çoğu zaman da karamsarlığa düşüp, ölümü bile düşündüğüm anlarım oldu. Ya ona kavuşurum ya da kendimi öldürürüm gibi... İnanın böyle düşündüm... Aslında benimki hayaldi ama ne yapayım ki, bütün benliğimde Müjde vardı. Eğer onunla tanışsaydım, görüşseydim belki bu kadar yaşatamayacaktım ama üç yıldır, bu aşk benim içimde yeşerdi tek taraflı olarak. Yine de tüm hüznüme rağmen bu aşktan pişmanlık duymuyorum. Tek taraflı da olsa, Müjde’nin haberi bile olmasa onu seviyorum, seveceğim, yaşatacağım.. İşte, bu duygularım sonunda taştı ve plağımda dile geldi... Şiir gözlüm plağını Fahriye Abla'ya ithaf ediyorum.''
Daha önce de Selim İleri...
Karşılıksız aşklar artık yalnız sevilene değil, dünyaya haykırılmak istenircesine plakla, kitapla anlatılmaya başlandı...
Ünlü yazar Selim İleri de “Hatırlıyorum” isimli kitabında Türkan Şoray’a karşı duyduğu karşılıksız aşkını “Hiç saklamayacağım... Aşık olmuştum Türkan Şoray'a...” şeklindeki satırlarında dile getirmişti... Ve Selim İleri bu aşkını hiçbir zaman unutmayacağını da açıklamıştı kitabında...
Meğerse Müjde Ar, üç yıldır şarkı sözü yazan ve şair Ahmet Selçuk llkan’ın gönlünde çok sevildiğinden habersiz yaşıyormuş. İste Ahmet Selçuk İlkan'da son plağında bu aşkını dile getirdi, hatta aynı plağın kasetinin üstüne “Şiir Gözlüm (Fahriye Abla)” diyerek, kalbindeki ince sızıyı herkese duyurdu... Fahriye Abla da bildiğiniz gibi artık Müjde Ar'dan başkası değil...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Nükhet Duru'nun Çıplaklığı Başına Dert Oldu

ARTIK Nükhet Duru gecede 3-4 yerde sahneye çıkan bir uvertürdür. Repertuvarına daha bir dikkat eder; saçına, giyimine, hareketlerine daha bir özen göstermeye gayret eder. Bu arada Yeşilçam'dan da film teklifleri gelmektedir. Ve yıl 1970'tir. Ayhan Işık, Bahar Erdeniz ve Yusuf Sezgin 'in başrolleri paylaşacakları bir filmin hazırlıkları yapılmakta ve bu filme bir kadın oyuncu aranmaktadır. Ve Nükhet Duru adında karar verir yapımcılar. O günleri de şöyle anlatır Duru: «Bir gün çalıştığım gazinonun kulisine bir prodüksiyon amiri geldi. 'Nükhet Hanım hikaye tam size göre, Ayhan Işık'la oynayacaksınız' dedi. «Ben 'Oynayamam, imkanı yok' dedim. Adam 'Neden?' diye sordu. «'Zaten gecede üç dört yerde sahneye çıkıyorum. Gündüzleri de uyuyorum filmi ne zaman çekeceğiz. Film çekmeye zamanım mı var?' dedim. «'Biz çekim saatlerini sizin boş saatlerinize göre ayarlarız' dedi adam. «Sonra çekimler başladı. Ben ne filmin adını b...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Sekse Düşkün Mine Soley Ramazanda Oruç Tuttu

Türk sinemasının en çok soyunan kadını Mine Soley , bu günlerde sahneyle, set arasında mekik dokuyordu. Bir aylık mecburi Ramazan istirahatından sonra tekrar ortaya çıkmış, kendini jet hızıyla sahneye ve film setine atmıştı. Mine Soley'i "Ölüm Emri" adlı filmin setinde bulduk. "Ölüm Emri"ni Yücel Uçanoğlu-Metin Film-Işık Toraman adına yönetiyordu. Filmin başrollerini Murat Soydan ve Esen Püsküllü oynuyordu. Ve Mine Soley'İn yanısıra oynıyan öteki oyuncular da Behçet Nacar, Ali Poyrazoğlu , Erden Alkan'dı. Son ikisi tiyatro oyuncularıydı. Mine Soley kamera karşısına çıkmak için sırasını bekliyor bu arada da makiyajını yapıyordu. Sahneyle film setleri arasında mekik dokuyan genç kadın: - ''Bir bilseniz ses alanında neler dönüyor. Bazı ses sanatçıları, sahneye geçen sinema oyuncularım nedense çekemiyorlar. Hanımefendiler bütün yeni şarkıları amborgoya almışlar,bize okutmak istemiyorlar, Eskimiş unutulmuş şarkılar da bize kalıyor. Ama ne ...