Ana içeriğe atla

Adnan Şenses'i İçten Vurdular

Adnan Şenses'i yakından tanıyanlar onun her türlü zorluğa aldırmadığını, hakkında söylenenlere gülüp geçtiğini ve her türlü boşvermişlikle hayata hep iyimser baktığını, bu nedenle de yüzünün daima gülüp, şen şakrak olduğunu çok iyi bilirler...
Çok yakınlarından her türlü nankörlüğü gördüğü halde, bundan hiç bir zaman şikayetçi olmamıştır... Ama bugünlerde Adnan Şenses oldukça kızgın, tam bir sinir küpü... Çileden çıkmış bir vaziyette veryansın ediyor... Kime? Eski sevgilisi Yasemin Kutsi ve daha düne kadar herkese ortağım diye tanıttığı aslında ''Yanımda çalışan biriydi'' diye., nitelediği Necati Kuşçu adlı teknisyenine...
Bilindiği gibi Adnan Şenses'in Öztaş isimli petrol şirketinde çok kısa bir süre öncesine kadar Necati Kuşçuda vardı... Ve bu iki isim yıllardan beri de gazino piyasasında ayrılmazlardı... Bir gün petrol şirketi kurma işini Adnan Şenses gerçekleştirince, şirkette müdürlük ve petrol işlerini yürütme görevini Necati Kuşçu üstlendi.
Birdenbire Adnan Şenses'le eski teknisyeni, yeni müdürünün ya da ortağının arası açılıverdi. Şirketten ayrılan Necati Kuşçu, Şenses'in eski sevgilisi Yasemin Kutsi ile birleşerek ''Astaş'' adlı bir petrol şirketi kurdular. Ve Şenses'in müşterilerinden bir kısmına da el attılar... İşte Adnan Şenses'in çileden çıkış öyküsü bu... Bakın bu konuda da gerek Yasemin Kutsi'ye, gerekse Necati Kuşçu’ya nasıl ateş püskürüyor:
Yıllardır koynumda yılan beslemişim de haberim yokmuş... Yasemin hanım bir zamanlar yakın arkadaşımdı... Birlikte güzel günler geçirdik. Necati’ye gelince yanımda çalışan biriydi... Kendisine maaş verirdim. Ben şirketi kurunca da yine yanıma aldım ve bir paye verdim kendisine... Hatta çoğu kez ortağım diye tanıştırıyordum, sırf onuru yükselsin diye... Bir de baktım ki eski düşmanımla birlik olup bana karşı petrol şirketi kurdular... Onlann bu çabası benim için devede kulaktır ama benim kızdığım şey Necati denen adamın benim parafenmiş şirketi kurup, sağda solda konuşması....
Ayrıca bir şey daha var... Kendisinden benden alıp da üzerine yattığı bazı şeyleri geri göndermesini istedim, göndermedi, üstelik bu konuda Yasemin Kutsi de kendisine baskı yapıyormuş... Benim kafamı attırmasınlar, onlara içten vurmak neymiş gösteririm.
Elifi elifine böyle söylüyordu Adnan Şenses... Söylediğine bakılırsa da eski sevgilisi Yasemin Kutsi ile eski ortağı kendisine karşı birleşip, içten vurmuşlardı Adnan Şenses'i...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Önder Somer'in Şansı Açıldı

İstanbul'un Caddebostan, Suadiye ve Bostancı semtlerinin bu mevsimde sesiz, yalnız bir havası vardır. İnsana huzur, biraz da hüzün veren bir havadır bu... Hele hava yağmurluysa, hele yapraklar rüzgarın tesiriyle oradan oraya uçuşuyorsa... Biz de şubat ortasında, böyle bir akşam üstü, Caddebostan Plajyolu Mehtap Sokağında 33 numaralı evde oturan Önder Somer 'in evini arıyoruz. Etraf tenha. On dakikadır yürüdüğümüz halde yolda ya iki insan gördük, ya da üç... Sert lodos rüzgarı kulaklarımızı sağır edercesine uğulduyor... Kapıda bizi Önder Somer karşıladı. İki yaşındaki oğlu Öner de sırtında. Tıpkı babasına benziyor. Hani derler ya: «Hık demiş, burnundan düşmüş!» diye, öyle işte. - «Buralarda ne işin var?» dedik. «İki saattir yoldayız!» Bir süre yüzümüze bakarak güldü: - «Hele bir oturun bakalım,» dedi. «Bir yorgunluk kahvesi içelim, sonra konuşuruz.» Oturduk, kahvelerimizi içtik... Önder Somer anlatmaya başladı: - «İstanbul tarafını hiç sevmem. İnsan...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Zavallı Oya Hep Yatakta

Oya Aydoğan 'ın sinemadaki çizgisi bellidir... Çevirdiği her filmde mutlaka dişiliğini şöyle ya da böyle gösterir ya da göstertirler... İşte, Berhan Şimşek’le birlikte oynadığı son filmi olan “Zavallılar”da da, Oya Aydoğan bir türlü yataktan çıkamadı. Çeşil çeşit zavallılık vardır... İnsan, açlıktan zavallıdır, çaresizlikten zavallıdır, işsizlikten, parasızlıktan, kimsesizlikten zavallıdır... Fakat bizim bilmediğimiz bir başka zavallılık türü daha varmış... Aşk zavallısı... Bunu nerede mi teşhis ettik? Hemen söyleyelim, Oya Aydoğan'ın son çevirdiği filmin setinde... Yapımcı Kemal Dilbaz adına, yönetmen Ümit Efekan tarafından çekilen ve “Zavallılar” ismini taşıyan filmde, Oya Aydoğan, köyden şehre gelip, büyük kentin çarkları arasında kaybolan ve kaderin acımasızlığına karşı koyamayıp, hayalleri yok olan ve sonunda da onun bunun elinde oyuncak olan bir genç kızı canlandırıyor. Bu filmde Oya Aydoğan, yukarıda söylediğimiz gibi tam bir aşk zavallısı... Mekanı ise çoğu ...

Seyyal Taner'le Aşk ve Seks Üzerine

On beş gün süreyle Akdeniz sanülerinde tatil yapan Seyyal Taner 'i, İstanbul'a dönüşünde ziyaret ettik. Bronzlaşmış bir tenle ve dinlenmiş elmanın rahatlığı için, de karşımıza geçen sanatçı, hala Akdeniz'in güneşini ve denizini yaşıyordu... Kendisine röportaja değil de, sohbete geldiğimizi söyleyince daha da rahatladı... Seyyal Taner'le aşk, seks ve uyuşturucu konuları üzerinde sohbet ettik. İşte sorularımız ve işte sanatçının verdiği birbirinden ilginç cevaplar: «Bize 'Aşk'ın tanımını yapar mısınız?» «Aşk, insanın kendi kafasında yaşadığı ve yaşattığıdır... Aşk, her insanın kişiliğine ve dünya görüşüne göre farklılıklar gösterir. Ben, aşkı şöyle tanımlayabilirim: Duyguların doruğudur o...» «Aşkın mantıkla çeliştiği ve çoğu kez de galip geldiği söylenir. Sizce her aşk mantıksızca mı yaşanır?» «Aşk karşılık görürse, zamanla mantık kendiliğinden yok olur.. Nasıl mı? Aşık olan bir kişi istese de istemese de duyguları ile hareket eder. Çünkü, yukarıda da ...