Ana içeriğe atla

Bu Düşmanlık Nasıl Bitecek?

Yeşilçam da yıllar önce yaşanan düşmanlık şimdi tekrar yaşanıyor. Bu kez de Tarık Akan ve Kadir İnanır düşman kardeşler. Kimler araya girdiyse onları yanyana getiremedi ama iki oyuncuyu aynı filmde oynatmak için gerek yapımcılar, gerekse yönetmenler büyük çaba gösteriyorlar...
Dargınlıklara, kırgınlıklara ve dostlukları bir günde bitirmelere Yeşilçam’da sıkça rastlanır... Başından beri de bu böyledir. Ama bir zamanlar dillerde olan Cüneyt Arkın ve Tarık Akan dargınlığı sona erdirilmişti... Şimdi ise Tarık Akan-Kadir İnanır arasındaki gerginliklere ve dargınlığa son verilmek isteniyor. Ama nasıl?
Sinemada aynı dönemde ilgi gören ve genellikle erkek aktörler arasında baş gösteren rekabet dış etkenlerle körüklenerek öyle boyutlara ulaşır ki, işin başında çok iyi dost olan bu aktörler, herkesin tanıdığı bir isim haline gelince birbirleriyle kanlı bıçaklı oluverirler... Bu durumda sinemada çok eskilere dayanır. Rahmetli Ayhan Işık, ile Sadri Alışık kanlı bıçaklı bu rekabet yüzünden yıllarca dargın kalmışlar, ancak çok sonra araya giren dostlar onları yanyana getirebilmek için akla karayı seçmişlerdir... Bu geçmiş tarihten bir örnek... Şimdi de biraz yakına gelelim...
Yetmişli yılların başında yılda 250 film çevrilirdi Yeşilçam’da... Üstelik aktör bolluğundan geçilmezdi... Hepsi de ünlü, hepsi de boş durmayan kişilerdi... Hele Cüneyt Arkın’ın koca yıl içinde verecek tarihi yoktu filmcilere... Bir derginin açtığı yarışmayla birinci olan Tarık Akan'da Yeşilçam sokağına adımını atmıştı atmasına ama tam sekiz ay kimse ona iş vermemiş ve nihayet "Solan Bir Yaprak Gibi'' filmiyle kameralarla tanışan Tarık Akan bu arada kimseye nasip olmayacak baş döndürücü bir hızla ve çok kısa bir zaman içinde patlayarak, bir anda romantik tipiyle genç kızların sevgilisi olmuştu... Her yerde Tarık Akan vardı... İşte bu olayda o günlerde henüz tanışmayan iki oyuncunun arasının açılmasına neden oldu... Dış etkenler Cüneyt Arkın ile Tarık Akan’ın arasına karakediyi sokuverdiler ve onları kıyasıya bir rekabete yönlendirdiler kendi çıkarları için...
Aradan geçen zaman içinde Türk sinemasının krize girdiği dönemde ortaya çıkan Yavuz Özkan adlı bir yönetmen eli yüzü düzgün film yapmak amacıyla ''Maden''i önerdi iki oyuncuya... Ve bu öneri de Cüneyt Arkın ile Tarık Akan arasındaki buzları eritti... Aynı filmde yanyana gelen iki ünlü oyuncu gerçekten sinemanın yüzakı olan filmlerinden birisi olan "Maden''i çevirdiler...
Şimdi ise sinemada Cüneyt Arkın hariç iki isim var bilindiği gibi... Ve bu iki isim, Tarık Akan ile Kadir İnanır kıyasıya rekabetteler... Adata birbirlerinin kan-can düşmanı olacak kadar... Ne yanyana geliyorlar, ne de karşılaştıkları yerlerde birbirlerine selam veriyorlar...
"Maden" olayını çok iyi bilen filmciler, iki oyuncunun birlikte oynayacakları filmin yankılarının büyük olacağını ve ortaya hem sanat, hem de gişe yönünden kaliteli film çıkacağını bildiklerinden Akan ve İnanır’ı yanyana getirmek ve oynatmak için çareler arıyorlar... Akla ilk gelen alternatif yeni bir "Maden'' olayı... Ama bunun şekli nasıl olacak işte kördüğüm burada...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Nükhet Duru'nun Çıplaklığı Başına Dert Oldu

ARTIK Nükhet Duru gecede 3-4 yerde sahneye çıkan bir uvertürdür. Repertuvarına daha bir dikkat eder; saçına, giyimine, hareketlerine daha bir özen göstermeye gayret eder. Bu arada Yeşilçam'dan da film teklifleri gelmektedir. Ve yıl 1970'tir. Ayhan Işık, Bahar Erdeniz ve Yusuf Sezgin 'in başrolleri paylaşacakları bir filmin hazırlıkları yapılmakta ve bu filme bir kadın oyuncu aranmaktadır. Ve Nükhet Duru adında karar verir yapımcılar. O günleri de şöyle anlatır Duru: «Bir gün çalıştığım gazinonun kulisine bir prodüksiyon amiri geldi. 'Nükhet Hanım hikaye tam size göre, Ayhan Işık'la oynayacaksınız' dedi. «Ben 'Oynayamam, imkanı yok' dedim. Adam 'Neden?' diye sordu. «'Zaten gecede üç dört yerde sahneye çıkıyorum. Gündüzleri de uyuyorum filmi ne zaman çekeceğiz. Film çekmeye zamanım mı var?' dedim. «'Biz çekim saatlerini sizin boş saatlerinize göre ayarlarız' dedi adam. «Sonra çekimler başladı. Ben ne filmin adını b...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Sekse Düşkün Mine Soley Ramazanda Oruç Tuttu

Türk sinemasının en çok soyunan kadını Mine Soley , bu günlerde sahneyle, set arasında mekik dokuyordu. Bir aylık mecburi Ramazan istirahatından sonra tekrar ortaya çıkmış, kendini jet hızıyla sahneye ve film setine atmıştı. Mine Soley'i "Ölüm Emri" adlı filmin setinde bulduk. "Ölüm Emri"ni Yücel Uçanoğlu-Metin Film-Işık Toraman adına yönetiyordu. Filmin başrollerini Murat Soydan ve Esen Püsküllü oynuyordu. Ve Mine Soley'İn yanısıra oynıyan öteki oyuncular da Behçet Nacar, Ali Poyrazoğlu , Erden Alkan'dı. Son ikisi tiyatro oyuncularıydı. Mine Soley kamera karşısına çıkmak için sırasını bekliyor bu arada da makiyajını yapıyordu. Sahneyle film setleri arasında mekik dokuyan genç kadın: - ''Bir bilseniz ses alanında neler dönüyor. Bazı ses sanatçıları, sahneye geçen sinema oyuncularım nedense çekemiyorlar. Hanımefendiler bütün yeni şarkıları amborgoya almışlar,bize okutmak istemiyorlar, Eskimiş unutulmuş şarkılar da bize kalıyor. Ama ne ...