İnsan
bazen her çareye başvurur da bir şey elde edemezse, ister istemez
söylenen sözlere aldanmaya başlar. Hani deva bulamadığı
yaralarına kocakarı ilaçları denemek, derdine çare bulamadığı
zaman da batıl inançlara sığınmak gibi... Zerrin Özer’in de başında
bir beladır dönüyor ki sormayın. Günlerce uğraşıp zorla
verdiği kiloları tekrar almaya başlamasından tutun da, evine
hırsız girmesinden, sevgilisi Müslüm Toprak’ın yeni aldığı
BMW’yi park ederken duvara vurup, yepyeni arabaya tamirci eli
değdirmesine kadar başına gelmedik terslik kalmadı. Çok bilmiş
yakınları bunu hemen nazara bağlarken, üstüste baktırdığı
her fal da “Sende büyü var” demeleri de sanatçıyı çileden
çıkardı. Görülmemiş bir show yaratmış, kısa sürmüştü ama
hala yankıları devam ediyordu. Zengin mi zengin bir sevgilisi
vardı. Yediği önünde yemediği ardındaydı artık. Nasıl nazara
gelmezdi, ama kim neden büyü yapabilirdi ki? Sonunda herkesin “Bu
büyüyü çözdür” demeleri üzerine falcı falcı gezen Zerrin
bir türlü derdine çare bulamayınca işin başa düştüğünü
anladı. Hemen gerekli malzemeyi edinen sanatçı, evinde işlerine
yardım eden Çiğdem ile yakın bir arkadaşını çağırıp,
öğrendiklerini bir bir anlattı. Ve iki kız bir anda evin içini
telaş yuvasına çevirip, zar zor başına kurşun dökebildiler ve
anlamadan uzun süre çıkan şekilleri sökmeye çalıştılar.
Tabii her kafadan bir ses çıktı ama, çıkan seslerin, benzetilen
şekillerin bir faydası olmayacağı da apaçık ortadaydı. Bu
karmaşıklığın ardından kendi hallerine saatlerce güldükten
sonra umutsuzca “İnşallah yaran olur” demekle yetinmeleri
gerektiğini de gayet iyi biliyorlardı. Ve bu işi iyi bilen
birisini bulabilme ümidiyle dağılan evi toplarken de aksiliklerin
gerçek nedeninin dikkatsizlik ve umursamazlık olduğunu
farkedemiyorlardı nedense...(diğer haberler için aşağıdaki
linke tıklayın)
1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Yorumlar
Yorum Gönder