Ana içeriğe atla

İbrahim Diye Birini Hatırlamıyorum

Cumartesi gecesi “Şeref Sözü” filminde izlediğimiz Perihan Savaş bir aşk defterini daha kapattı. Yedi yıldır gayrimeşru yaşayıp bir de kız çocuğu doğurduğu İbrahim Tatlıses’ten son kez kopan Perihan Savaş ekrandaki eski filmini sinemaya dönüş müjdesi olduğunu söylüyor...
Baharın geldiğini müjdeleyen nisanın ilk sıcak günlerinde Perihan Savaş’ın kapısını çaldığımız zaman kucağında dört aylık kızı Melek'le karşıladı. Yüzünde başka türlü bir canlılık vardı. Hele hele gülerken gözlerinin içi gülüyordu sanki. Bu değişimi, bu canlılığı insanın içini kaynatan bahar havasına bağlamak istedik ama yetersiz geldi. Çünkü içindeki kıpırtı, coşku ve heyecan yedi yıl sonra ilan ettiği ikinci özgürlüğünden kaynaklanıyordu anlattıklarına göre. Ne var ki özgürlüğün ilk çığlıklarını atarken yedi yılını verdiği İbrahim Tatlıses’in adını anarken yüzündeki neşe, coşku yerini nefret ve acı izlerine bırakıyordu...
''Artık İbrahim diye birini hatırlamıyorum. Çocuğumun babası bile olarak anmak istemiyorum. Kapımdan içeri giremez. Zorbalık yaptığı an polise, savcılığa şikâyet ederim. Yazık oldu onunla geçen yıllarıma. Bir erkeğin alabileceği her şeyi verdim ona yine o gitti başkalarının tavuğunu kovaladı. Şimdi gitsin dilediğini yapsın. Umurumda bile değil, kızını bile görmeye gelmesin. Zaten bir kez gelmeye kalktı, boyunun ölçüsünü aldı. Bundan böyle yalnız kızım ve kendim için yaşayacağım. En kısa zamanda sinemaya döneceğim. Kaybettiğim yılların acısını çıkartacağım. Herkes sıkı dursun, Perihan Savaş dönüyor artık..."
Ekranda izlediğimiz ''Şeref Sözü" filmi bir yerde Perihan Savaş’ın sinemaya dönüşünü müjdeliyordu. Yedi yıllık İbrahim Tatlıses’in aşkı şimdi bir acıses olarak kaldı mazide. Geriye kalan fotoğrafları, mektupları, çiçek kartlarını tek tek yırtan Perihan Savaş genç yaşında yaptığı iki aşk hatasının faturasını ağır ödediğini, bundan böyle kalbine kolay kolay kimsenin giremeyeceğini iddia ediyor şimdi...
İbrahim Tatlıses ise Perihan Savaş’tan kopmamak için "Çocuğumun anası, seni çok seviyorum" diyerek en pahalı çiçekleri yollamasına karşılık bir seneye yakın zamandır hayatına giren Derya Tuna’dan kopamıyor bir türlü. Derya Tuna'ya tuttuğu yeni evde sansasyonel aşkını dolayısıyla yaşarken gayrimeşru çocuğunun anası Perihan Savaş ise özgürlüğünü bayram havasında kutluyor...
Fiziğini formda tutabilmek için âdeta kampa giren Perihan Savaş şu günlerde gelen film tekliflerinden cazip olanlarının senaryolarını okuyor.
Sahneye dönmemeye kararlı olan Savaş sinemadaki boşluğunu kimsenin dolduramadığını söyleyerek genç rakiplerini şimdiden uyarıyor. Çünkü bu dönüşünden sonra bütün gözlerin üstünde toplanacağına inanıyor güzel yıldız..
Bir ay sonra yepyeni bi r yüze kavuşacak...
İbrahim Tatlısesten ayrıldıktan sonra kendine daha önem veren Perihan Savaş dört aylık kızını annesine emanet ettiği gibi soluğu Jimnastik salonunda alıyor. Haftanın üç günü beşer saatlik seanslarda kilo atmak için çabalayan Perihan Savaş canı istediği zaman bir güzellik salonundan diğerine giderek yüzünü yeniletiyor. Bu arada Etap Marmara Oteli'nin sergi salonunda açılan kozmetik fuarında en çok dikkatini çeken Helena Rubinstein'in reyonunda 1984 yılının yaz makyajını öğrenen Perihan Savaş firmanın en son ürünlerinden bir güzellik setine de sahip oluverdi. Bundan böyle sadece kendisini düşüneceğini dilinden düşürmeyen Perihan Savaş bir ay sonra yepyeni bir yüzle hayranlarının karşısına çıkacağını iddia ediyor...
İlk Özgürlük Adımları
Böylesine bir hırs az görülür desek yalan olmaz. Perihan Savaş’ın sinemaya dönüş hazırlığı eski günlere kavuşma savaşından çok İbrahim Tatlıses’ten intikam almak için çabaladığını hissettiriyor. Bugüne kadar üstüne bir giyim almaktan çekinen, güzellik bakımını unutarak adeta saçını süpürge eden Perihan Savaş şimdi en pahalı butiklerden alışveriş ederek giyiniyor... Yalnız şıklığına değil tepeden tırnağa süsüne önem veren genç yıldız her gün kuaförüne giderek yaşamın tadını çıkartıyor, özgürlüğün tadını böyle çıkartan Perihan Savaş’taki değişimi farketmemek elde değil. Ama şu anda kötü günü için ayırdığı parasını harcayan Perihan Savaş ne kadar daha çalışmadan oturur bilinmiyor. Çünkü bilinen tek gerçek, hazıra dağ bile dayanmaz, diye atalarımızdan yadigar kalan halk sözü...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...