Moda
yine çılgın moda... Nazan Şoray ise modadan daha çılgın bir
genç kadın... Yılın belirli aylarında yurt dışına çıkarak
Paris, Londra ve Milano gibi moda merkezlerinde son modayı takip
eden Şoray dönüşünde yepyeni kreasyonlarıyla büyük dikkat
çeker. Katıldığı davetlerden tutun da günlük yaşamın tüm
saatlerinde son derece şık olan Şoray bu yaşından sonra erkek
oldu çıktı. Geçtiğimiz günlerde Avrupa gezisinden dönen genç
yıldız bavulundakileri boşaltınca adeta cinsiyet değiştirdi.
Çünkü bu yılın sonbahar - kış modasında kadınlarda erkek
giysilerinin çok moda olması Nazan Şoray'ı fotoğraflarda
gördüğünüz gibi değiştirdi. Moda dergilerindeki manken
havasıyla karşımıza çıkan Nazan Şoray'ı resimlerken çevrede
dolaşanlar sanatçıyı tanımadı. Tıpkı "Victor Victoria"
filminde Julie Andrews, "Yenti'' filminde Barbara Streisand gibi
tebdil-i kıyafet yapan Nazan Şoray'a bakıp bakıp "Kim bu
güzel yakışıklı" diyen yaşlı hanımlarda çıktı. Ancak
hiçbir zaman dişiliğini elden bırakmayan Nazan Şoray fazla
erkeksi olmamak için pahalı mücevherler takıyor. Briyantinli
saçlarıyla, çatık kaşlarıyla erkeklerin gözünü korkutan
Nazan Şoray birçok seferinde olduğu gibi yine modanın öncüsü
oldu. İnşallah modanın çılgınlığı uğruna adı başka türlü
anılmaz...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Yorumlar
Yorum Gönder