Ana içeriğe atla

Öldürecektim Vazgeçtim

Bir süre önce gazetelerde Necla Nazır’ın ölümle tehdit edildiği yazıldığı zaman çok kişi bunun yeni müzikal yıldızı olan sanatçı için yapılan bir sansasyonel reklam olduğunu sanmıştı. Oysa geçtiğimiz hafta gazetemize gelerek tüyler ürpertici cinayet planım soğukkanlılıkla anlatan 23 yaşındaki Yılmaz adlı genç Necla Nazır’ı para karşılığında öldürmekten niye vazgeçtiğini de anlattı...
8 yıllık yayıncılığımız süresince İlk kez böylesine tüyler ürpertici bir olayla karşı karşıya kaldık. Geçtiğimiz haftalarda yoğun çalışma günlerimizden birinde yazı işlerinden herhangi bir sorumlu ile görüşmek isteyen soluk benizli 23-24 yaşlarındaki bir genci karşımıza aldığımızda ağzından çıkan ilk söz "Necla Nazır’ı ben öldürecektim'' olunca servisin tüm çalışanları donup kalıverdi. Ardından söylediği "Ama vazgeçtim'' sözünü duyanlarımız koltuk üzerinde çok soğukkanlı oturan ve yüzünde hiçbir hareket görülmeyen bu genci şöyle bir yan gözle süzdükten sonra işine devam etti. Çünkü bu güne değin karşısında birçok kez bunun gibi "Tatlıkaçık''lar görmüştü yazı işleri çalışanları...
Soluk benizli 23-24 yaşlarında olan ve adının Yılmaz olduğunu söyleyen gencin bir çırpıda anlattıklarını Necla Nazır’a ilettiğimizde ise güzel sanatçı önce bembeyaz kesildi ve bu konuda hiçbir açıklama yapmayacağını söyleyerek görüşmeyi kesti. Çünkü Necla Nazır çok kısa süre önce müzikal yıldızı olarak çalıştığı Şan Müzikholünde de bir kaç kez ölüm tehditi almış ve şaka olup olmadığı belli olmayan tehditler basına ''Necla Nazır ölümle tehdit ediliyor" denilerek kısa haberlerde geçmişti. Hemen akabinde Necla Nazır’ın her akşam dört saat kaldığı Şan Müzikholünde şüpheli görülen bir şahıs polis tarafından gözaltına alınınca sanatçı derin bir ''oh" çekerek her akşamki programını gönül rahatlığı içinde sürdürüyordu. Taaa ki bizim ''Seni öldürmeye niyetli olan ama sonradan vazgeçen genç karşımızda" diyerek telefon açmamıza kadar...
40-45 yaşlarında uzun boylu hafif göbekli ve de esmer olan düzgün konuşmalı, temiz ve şık giyimli, altında kırmızı renkte 280 S Mercedes marka arabası olan bir adam tarafından 250.000 lira karşılığında Necla Nazır'ı öldürmek üzere ''iş'' aldığını söyleyerek açıkça "Kiralık katil'' olduğunu vurgulayan Yılmaz adındaki bu genç sanatçıyı ekim ayında başlayan Çakıl programından beri sürekli takip ettiğini, hangi saatte nerelere girip çıktığını birer birer söyleyince teybimizi çalıştırmayı uygun gördük.
GALİBA BEN YOLUN SONUNA GELDİM.”
Necla Nazır’ı takip ettiği sırada çok sevdiğini ve hanımefendiliğine hayran olduğunu belirterek öldürmekten vazgeçtiğini kendisini tutanlara bildirince bıçaklı saldırıya uğradığını söyleyen Yılmaz sözlerine şöyle devam etti:
-“Galiba ben yolun sonuna geldim. Çünkü Necla Nazımı kesinlikle öldüremeyeceğimi anladım. Defalarca Çakıl'da çalıştığı zaman gazinoya ve de Şan Müzikholüne gittim. Yaptığım harcamalar sonunda aldığım 50.000 liralık avans bitince verdikleri işi bitiremeyeceğimi bildirdim. Bunun üzerine bana bu iş için tutulan Selahattin adlı başka bir kişi ağzımı sıkı tutmam için bıçaklı saldında bulundu. ''350.000 lira al bu işi unut" diyen bu şahıs piyasayı karıştırmamam için de uyarı yaptı. Çünkü o günlerde gazetelerde Necla Nazır ölümle tehdit ediliyor gibi haberler çıkmıştı. Ben ne para istedim, ne de bir başka şey ama onu öldüremeyeceğimi anladım. Eğer size bu anlattıklarım duyulursa beni temizler. Ben size sadece Necla Nazır’ı uyarmanız için geldim. 10 gün içinde vurulabilir.”
Eğer soluk benizli yüzünde ölüm beyazlığının yerleştiği 23 yaşındaki Yılmaz'ı bizimle birlikte ruh ve sinir doktorları da dinlese kesinlikle "Klinik Vaka" olarak görüp müşahade altına alabilirlerdi. Konuştuğu sürece çay ve sigara içerek “Necla'yı uyarın. Başına kötü bir şey gelmesin” diyen sonra da adeta kaçarcasına gazete binasından ayrılan bu gencin anlattıklarını daha sonra Necla Nazır'da doğruladı ve bu ürkütücü olayı kapatmak için konuşmak istemediğini anlattı. Daha önce Ankara'da sahnedeyken bıçaklı saldırıya uğrayan Emel Sayın'ın başına gelenler henüz akıllardan silinmemişken ölümle tehdit edilen Necla Nazır'ın vurdumduymazlığını bir kenara bırakıp önlemler alması için yazıyoruz. Hem de herkesin okuyabileceği, duyabileceği bir şekilde... Çünkü bize bu tüyler ürpertici cinayet planını anlatan kişi deli de olsa önlem alınmazsa her an üzücü bir olay meydana gelebilir. Hele hele böyle akıllı görünenler sokakta elini kolunu sallaya sallaya dolaştıktan sonra...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Ahu Tuğba'nın Erkeği Kenan Kalav Olacak

Yazın son günlerini yaşadığımız Eylül ayının en büyük sansasyon yaratacak filmini çekmeye hazırlanıyor Ahu Tuğba . Türk - İran ortak yapımı olarak gerçekleşilecek bu filmde Tuğba’nın erkeği Kenan Kalav olacak... Gün artık büyük söz söyleme günü değil... Yoksa ademoğluna öyle yuttururlar ki zamanı ve yeri gelince... Nasıl mı? Alın size en canlı en güzel örneği. Daha bir hafta öncesine kadar Kenan Kalav’la film çevirmeyeceğini, hiç bir şekilde görüşmediğini önüne gelene söyleyen Ahu Tuğba üç gün önce Türk - İran yapımı bir filmde genç aktörle oynamayı kabul etti. Peki söylediği o kadar lafı nasıl yuttu dersiniz? Nasıl olacak 8 milyon Türk Lirası’na. Evet bugün Türk sinemasının zirvedeki yıldızları Türkan Şoray ’ın, Hülya Koçyigit ’in, Müjde Ar ’ın alamadığı ücreti bir film başına alarak yine ol vay kadın oluverdi Ahu Tuğba. Geçtiğimiz haftabaşı yaptığı anlaşmadan sonra nakit 8 milyon lira aldığının çabası, bir de hakaret ettiği, hor gördüğü Kenan Kalav’la kamera karşısına geçmeyi...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Önder Somer'in Şansı Açıldı

İstanbul'un Caddebostan, Suadiye ve Bostancı semtlerinin bu mevsimde sesiz, yalnız bir havası vardır. İnsana huzur, biraz da hüzün veren bir havadır bu... Hele hava yağmurluysa, hele yapraklar rüzgarın tesiriyle oradan oraya uçuşuyorsa... Biz de şubat ortasında, böyle bir akşam üstü, Caddebostan Plajyolu Mehtap Sokağında 33 numaralı evde oturan Önder Somer 'in evini arıyoruz. Etraf tenha. On dakikadır yürüdüğümüz halde yolda ya iki insan gördük, ya da üç... Sert lodos rüzgarı kulaklarımızı sağır edercesine uğulduyor... Kapıda bizi Önder Somer karşıladı. İki yaşındaki oğlu Öner de sırtında. Tıpkı babasına benziyor. Hani derler ya: «Hık demiş, burnundan düşmüş!» diye, öyle işte. - «Buralarda ne işin var?» dedik. «İki saattir yoldayız!» Bir süre yüzümüze bakarak güldü: - «Hele bir oturun bakalım,» dedi. «Bir yorgunluk kahvesi içelim, sonra konuşuruz.» Oturduk, kahvelerimizi içtik... Önder Somer anlatmaya başladı: - «İstanbul tarafını hiç sevmem. İnsan...