Ana içeriğe atla

Recep Kaymak Dilini Yuttu

Birçok kadınla çeşitli aşklar yaşamış ünlü türkücü Recep Kaymak’ı bugüne değin, geçtiğimiz günlerde ülkemize gelerek Etap Marmara Oteli’nde gösteri yapan çıplak “İngiliz revü”sünün güzel kızları kadar hiçbir şey heyecanlandıramamıştı. Üstelik çıplak revünün odasına giren sanatçının gördüğü manzara karşısında âdeta dili tutuldu o gün.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’a gelerek Etap Marmara Otell’nde gösteri yapan “İngiliz revü“sünü birçok kişi büyük bir merak ve ilgiyle izledi... Gösterilerin güzelliği, değişikliği, hareketli müziğin eşliğinde yapılan hızlı ve kıvrak devinimler bir yana, tüm bunları gerçekleştiren güzellikleri dünyaca ünlü İngiliz kızlarının bu gösterileri yapması bir yanaydı. Neden derseniz?... Revü için itina ile seçilmiş İngiliz kızlar adeta yarı çıplak çıkıyorlardı sahneye... Eee böylesine güzellikteki İngiliz kızlarının bir de yarı çıplak vücut sergilemesi, gösteriyi izleyen birçok erkeğin elbetteki yüreğini ağzına getiriyordu...
İşte bu yüreği ağzına gelen erkeklerden biri de ünlü türkücü Recep Kaymak’tı... Kendisine bir erkek evlat veren ve yine kendisi gibi türkücü olan onbeş yıllık eşi Elvan Sevil’den ayrıldıktan sonra çapkınlık üstüne çapkınlık yapan, bu arada birçok hatunla da aşk ilişkisine giren Recep Kaymak belki bu zamana değin hiç böylesine heyecanlanmamıştı. Onun bu denli heyecanlanmasının nedeni ise sadece güzel ve yarı çıplak İngiliz kızlarını sahnede izlemekten ileri gelmiyordu. Sanatçının heyecanını artıran ve hatta doruk noktasına çıkartan olay, gösteriden sonra İngiliz kızlarının soyunma odasına girmesinden kaynaklanıyordu. Zaten bu güzel kızları sahnede yarı çıplak izlerken oturduğu yerde kalbi küt küt atan Kaymak, çıplak revünün odasına girip de onlarla yüz yüze kalınca ve adeta güzel İngiliz kızlarına elleriyle dokunabilecek denli yakınlaşınca ne hallere girdi, gerisini varın siz düşünün...
Doğrusu, kendilerini hayranlıkla ve de şaşkınlıkla gözlerini ayıramadan seyreden Recep Kaymak’a “soğuk” diye tanınan İngiliz kızları da karşılıksız kalmadı. Ona İngilizce olarak iltifat eden İngiliz kızlarına heyecandan dili tutulduğu için doğru dürüst teşekkür bile edemeyen sanatçının gözü burnunun dibindeki göğüslerde olduğu için de ne patlayan flaşımızı, ne de bizim de onu şaşkınlıkla izlememizi farkedebildi...
Çıplak revünün odasından istemeye istemeye ve zorlukla ayrılabilen Recep Kaymak’ın dilinden sık sık ''Kim demiş İngiliz kızları soğuktur diye... Allahım o ne güzellik, o ne sıcaklıktı öyle. Olmaz böyle şey yoksa rüya mı?..." sözleri dökülüyordu. Bu güzel ve kanter içinde kaldığı heyecanlı rüyadan ancak otelden caddeye çıktığında uyanabilen Recep Kaymak bir yandan da “İnşallah bu güzel İngiliz kızları bir kez daha gelir” diyerek dua ediyordu...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zavallı Oya Hep Yatakta

Oya Aydoğan 'ın sinemadaki çizgisi bellidir... Çevirdiği her filmde mutlaka dişiliğini şöyle ya da böyle gösterir ya da göstertirler... İşte, Berhan Şimşek’le birlikte oynadığı son filmi olan “Zavallılar”da da, Oya Aydoğan bir türlü yataktan çıkamadı. Çeşil çeşit zavallılık vardır... İnsan, açlıktan zavallıdır, çaresizlikten zavallıdır, işsizlikten, parasızlıktan, kimsesizlikten zavallıdır... Fakat bizim bilmediğimiz bir başka zavallılık türü daha varmış... Aşk zavallısı... Bunu nerede mi teşhis ettik? Hemen söyleyelim, Oya Aydoğan'ın son çevirdiği filmin setinde... Yapımcı Kemal Dilbaz adına, yönetmen Ümit Efekan tarafından çekilen ve “Zavallılar” ismini taşıyan filmde, Oya Aydoğan, köyden şehre gelip, büyük kentin çarkları arasında kaybolan ve kaderin acımasızlığına karşı koyamayıp, hayalleri yok olan ve sonunda da onun bunun elinde oyuncak olan bir genç kızı canlandırıyor. Bu filmde Oya Aydoğan, yukarıda söylediğimiz gibi tam bir aşk zavallısı... Mekanı ise çoğu ...

Ajda Pekkan'ın Gönlünde Yatan Aslan

1962 yılında Ajda Pekkan hiç kimsenin tanımadığı meçhul bir şantözdür. Moda Deniz Kulübünde beş para almadan, belki ilerde şöhret olabilirim ümidiyle, şarkı söylemekte, zirveye doğru yükselebilmek için açık bir kapı aramaktadır. Aradan bir yıl geçmiştir. Sıcak bir haziran gecesinde Ajda Pekkan üçü kız, ikisi erkek beş arkadaşıyle Suadiye'de bir gazinoda oturmaktadır. Konu şarkıcılık üzerinedir, ama konuşmaların içinde sık sık «şöhret» kelimesi geçmektedir. Sohbetin heyecanlı bir anında üç kızdan sarışın olanı Ajda Pekkan'a, orada bulunan herkesin tasdik ettiği, fakat Ajda’nın hiç, ama hiç düşünmediği cazip bir teklifte bulunur: «Ajda SES Mecmuası'nın Sinema Artisti Yarışması'na niye girmezsin? Gençsin, güzelsin, kültürlüsün, muhakkak birinci olursun!» Ajda Pekkan güler bu sözlere. Ve arkadaşlarına üç ay önce başından geçen bir olayı anlatır: «Çocuklar görüşlerinizde belki haklısınız, ama bilemiyorum ki... Üç ay kadar önce tesadüfen 'Zavallı Necdet' film...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ajda Pekkan Niye Saklanıyor?

AJDA PEKKAN ’a incecik porselen çay bardaklarıyla çaylarımızı içerken sordum: «Bana kalırsa her sanatçı sahne hayatından bu kadar şikayetçi değil. Kendinizi fazla yıpratmıyor musunuz?» «Belki ben fazla hassasım, belki de layık olduğum şeyleri istiyorum. Bunları bulamadığım zaman da üzülüp, yıpranıyorum.» «Ne gibi?» «Şöyle açıklayabilirim. Siz de kabul edersiniz ki, Türkiye’nin önemli, isim yapmış sanatçılarından birisiyim. Zaman zaman duraklama dönemlerine girdiğim oluyor. Ama, benim bu birkaç aylık duraklamam bunca yıldır yaptığım ismi bir anda silip götüremez herhalde. Bizde alışılmış bir kural var. Yeni bir sanatçı fırlamaya görsün. Hemen bir eski ismi tahtından indirdiği iddia ediliyor. Ne kadar aldırmasanız üzülüyorsunuz. Şöyle bir düşünün ne kadar çok sanatçıya bu çirkin davranışta bulunuldu.» «Türkiye'deki meslektaşlarınızla ilgili düşünceleriniz?» «Seyyal Taner’in showuna hayranım. Sezen Aksu 'nun sesine, duygulu bestelerine bayılıyorum. Erol Evgin’i ço...

Hülya Avşar Telefonda

Aydoğan Kısacık... -Hülya hanım, bir kızımız oldu. Ona bir isim söyler misiniz? -“Benim ismimin tersi olan Aylüh." Dr. Faruk Abit... -İyi günler efendim. Ben estetik cerrahıyım. Acaba siz hiç estetik oldunuz mu? -“Hayır ama olacağım. Film setinde karnımda fünye patlamıştı. Dikiş izleri için gideceğim.” Aysel Şimşek... -En çok sevdiğiniz şarkı nedir? -“Bir Sevgi İstiyorum...” Gülten Korkmaz... -İlerisi için neler düşündüğünüzü öğrenebilirmiyim? -“Yapmak istediğim daha çok toplumsal filmler.” Erdinç Ülüş... -Siz olaylı bir yarışma sonucu büyük bir sükse ile beyaz perdeye geçtiniz. Daha önce yarışmanın kurallarını bilmiyor muydunuz? -“Maalesef biliyordum. Yarışmaya son anda katıldığım için form bile doldurmaya fırsat bulamadım.” -Böyle bir durum olmadan kazansaydınız, şimdiki sükseyi yapabilir miydiniz? -“Hiç zannetmiyorum.” Cüneyt Ertür... -Hülya hanım. İngiliz bir kızla evlilik yapıyorum. Ailem ve ben onu Müslüman yapacağız ama isim bulamıyoru...