Ana içeriğe atla

Gönül Yazar Kediye Döndü

«BEN her işimi kendim görmeye alışkın bir insanım. Şimdiye kadar çok kısa süreli çalışmalarım hariç tüm anlaşmalarımı kendim yaptım. Nerede çalışacağıma, kadroma kimleri alacağıma hep kendim karar veririm. Menajerle çalışanlar hep beni tenkit ederler... Ama ben kurt misali kendi işimi kendim yapmayı tercih ederim.
Alım-satımlarda, diğer iş ilişkilerimde kimseden yardım istemem. Evime bir şey yapılsa ustalarla kendim muhatap olurum. Böylece yorulurum ama, her şey gönlüme göre olur... Bu yüzden bana erkek gibi kadın diyenler de çoktur.
Bunları neden anlatıyorum derseniz? Bende aşkın yarattığı değişiklikleri dile getirmek için. Vural beni uysal, her dediğini dinleyen 'kedi' gibi bir kadın yaptı. Gazinolardan bir teklif gelince ilk düşündüğüm 'Vural ne der acaba?' oluyor, işlerde kazançtan çok onunla beraber olacağım günlerin hesabını yapıyorum. Eğer teklif tatile rastlarsa içimde en küçük bir sıkıntı duymadan reddediyorum. Şunu da belirtmem gerekir ki, Vural benim çalışmama hiçbir zaman karışmamıştır. Fikirleri bana daha iyi şartlarda çalışma imkanını sağlamak içindir. Benimle gururlanır, hata yapmamı istemez. Şimdi olduğum yerden daha iyilerine layık olduğuma inanır. İşte bu inanç ve sevgi beni kedi gibi bir kadın haline getirmiştir.
Hiç unutmam. Geçen yıldı. Yüzme bilmediğim için evimin bahçesine yaptırdığım havuzun kıyısında güneşleniyordum. Arada bir de havuza girip, serinliyordum. Telefon çaldı. Vural'dı. Bana ne yaptığımı sordu. Havuza girdiğimi söyledim. Telaşlandı. Mikrop kaparsın. Ben havuzu ilaçlaman için ilaç gönderiyorum O zamana kadar sakın girme' dedi. Ben uslu bir çocuk gibi odama çıktım. Duş yapıp serinledim. Sevdiğim erkek beni düşündüğü için ertesi sabah havuzu ilaçlamam için gereken maddeyi göndermişti.
Ben Vural sayesinde değiştim... Bu değişiklikten de son derece memnunum. Kader beni sanatçı yapmasaydı şimdi dört çocuklu bir anne olur, onların mutluluğu için çalışırdım. Ama geç de olsa kendimi ev kadını hissediyorum ve bu durumdan büyük zevk alıyorum.
Herkes bana Vural'la evlenip, evlenmeyeceğimi soruyor... Evlilik dünyanın en kutsal olayı... Ben şimdiye kadar hep boşanmamak, evimin kadını olmak için evlendim. Ama bir türlü mutlu olamadım. Her olay beni kahretti. Bir daha evlenmemeye yemin ettim boşandıktan sonra. Ama kalbim hep sevgiye aç olduğu için yine aşık oldum. Vural benim son ve gerçek aşkım. Onda aradığım her şeyi buluyorum. Arada bir kavga ettiğimiz de oluyor. Ama bu kavgalar bizim birbirimize daha çok yaklaşmamızı sağlıyor. Ortak öylesine çok yanımız var ki... Kızlarımıza olan sevgimiz, iyi şeylerden zevk alışımız, bayağılıktan nefret edişimiz... Evlenmeyi düşünmüyorum. Önemli olan beraber mutlu olmamız. Ama bir de bakarsınız evlenmişiz... Neden olmasın?..»
Gönül Yazar bu aşkla birlikte gerçek bir ev kadını olmuş. Boş zamanlarında Vural'ın beğeneceği eşyalar seçiyor. Öğrendiği yemek tariflerini Vural için deniyor. Beğenirse ona sürpriz yemekler hazırlıyor. Yıllarca hasret kaldığı şeylerin hepsini deniyor... «İşte mutluluk bu. Bir kadın bundan başka ne ister. Sahneye, şöhrete, lüks yaşama her şeye doydum ben. Her şeyin geçici olduğunu anladım. Eğer Vural istese mesleğimi de terkederim. Ama o beni sahnede de seviyor. Benim gibi birinin evine çekilmesini hatalı buluyor. Böylece hem sanat aşkımı, hem sevdiğim erkeği birlikte tutabiliyorum. Bundan daha büyük bir mutluluk nasıl olur?» diyor...
Bir yaz günü Vural Öger'le tanışan ve hayatının akışı birdenbire değişen sanatçı, artık yazları daha çok seviyor. Zaten burcu Aslan oluğu için yazın uğuruna inanıyor... Ben ağustos ayında doğmuşum... 1 Ağustos'ta da en büyük aşkıma ulaştım. Benim için en önemli ay ağustostur. Hep iyi şeyler olur ağustosta... Zaten Vural'la tanışma yıldönümümle doğum günümü birlikte kutluyorum. Yaşasın yaz, yaşasın yaz aşkı...»
Gönül Yazar, eskiden beri yurt dışına sık çıkan bir sanatçı. Ama eski çıkışları ile şimdiki çıkışları birbirinden çok farklı. O zaman batıyı nasıl görür, neler yapardı? Şimdi nasıl görüp nerler yapıyor? Vural'la beraberliğinin onda yarattığı başka değişiklikler? Vural, Gönül Yazar için ne düşünüyor, neler diyor? Bunları geniş olarak haftaya okuyabilirsiniz?...(diğer haberler iin aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Nükhet Duru'nun Çıplaklığı Başına Dert Oldu

ARTIK Nükhet Duru gecede 3-4 yerde sahneye çıkan bir uvertürdür. Repertuvarına daha bir dikkat eder; saçına, giyimine, hareketlerine daha bir özen göstermeye gayret eder. Bu arada Yeşilçam'dan da film teklifleri gelmektedir. Ve yıl 1970'tir. Ayhan Işık, Bahar Erdeniz ve Yusuf Sezgin 'in başrolleri paylaşacakları bir filmin hazırlıkları yapılmakta ve bu filme bir kadın oyuncu aranmaktadır. Ve Nükhet Duru adında karar verir yapımcılar. O günleri de şöyle anlatır Duru: «Bir gün çalıştığım gazinonun kulisine bir prodüksiyon amiri geldi. 'Nükhet Hanım hikaye tam size göre, Ayhan Işık'la oynayacaksınız' dedi. «Ben 'Oynayamam, imkanı yok' dedim. Adam 'Neden?' diye sordu. «'Zaten gecede üç dört yerde sahneye çıkıyorum. Gündüzleri de uyuyorum filmi ne zaman çekeceğiz. Film çekmeye zamanım mı var?' dedim. «'Biz çekim saatlerini sizin boş saatlerinize göre ayarlarız' dedi adam. «Sonra çekimler başladı. Ben ne filmin adını b...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Sekse Düşkün Mine Soley Ramazanda Oruç Tuttu

Türk sinemasının en çok soyunan kadını Mine Soley , bu günlerde sahneyle, set arasında mekik dokuyordu. Bir aylık mecburi Ramazan istirahatından sonra tekrar ortaya çıkmış, kendini jet hızıyla sahneye ve film setine atmıştı. Mine Soley'i "Ölüm Emri" adlı filmin setinde bulduk. "Ölüm Emri"ni Yücel Uçanoğlu-Metin Film-Işık Toraman adına yönetiyordu. Filmin başrollerini Murat Soydan ve Esen Püsküllü oynuyordu. Ve Mine Soley'İn yanısıra oynıyan öteki oyuncular da Behçet Nacar, Ali Poyrazoğlu , Erden Alkan'dı. Son ikisi tiyatro oyuncularıydı. Mine Soley kamera karşısına çıkmak için sırasını bekliyor bu arada da makiyajını yapıyordu. Sahneyle film setleri arasında mekik dokuyan genç kadın: - ''Bir bilseniz ses alanında neler dönüyor. Bazı ses sanatçıları, sahneye geçen sinema oyuncularım nedense çekemiyorlar. Hanımefendiler bütün yeni şarkıları amborgoya almışlar,bize okutmak istemiyorlar, Eskimiş unutulmuş şarkılar da bize kalıyor. Ama ne ...