Ana içeriğe atla

Unutulmayacak Oscar Gecesi

SALONDAN içeri girdiğim zaman ne tarafa bakacağımı şaşırdım. Hollywood'un genç ve yaşlı şöhretlerinin hemen hepsi 42'nci Oscar gecesinde hazır bulunmak için işlerini güçlerim bırakıp Hollywood’a gelmişlerdi. Kadınlarla erkekler birbirleriyle şıklık yarışına girmişlerdi. Bir ara kadınların mı, yoksa erkeklerin mi daha gözalıcı kıyafetler giymiş oldukları konusunda tereddüde düştüm. Sonunda iki tarafın da bu konuda aynı seviyeye ulaştığı kanısına vardım!.
Oscar adaylarının bir kısmı üzerine toto oynayanlar, hemen oracıkta, masalar arasında müşterek bahis tertipleyen açıkgözler de vardı. Netice hakkında kimse kesin bir şey söyleyemiyor, armağan kazanacak adaylar üzerine bahse girmiş olanlar bile bu işi sırf eğlence olsun diye yaptıklarını, aslında sonuç hakkında kesin bir tahminde bulunmanın güçlüğünü ısrarla belirtiyorlardı.
Neticelerin ilan edilmesine on dakika kala Hollywood'un koca Dük’ü John Wayne, eşi Pilar ile elete salona girdi. O içeri girer girmez salonda bir alkıştır koptu. Kadın, erkek herkes ayağa kalkmıştı. Yıllarca önce kanserle amansız bir mücadeleye girişmiş olan ünlü aktörün kırk yıllık meslek tecrübesine herkesin saygısı vardı. Ayrıca John Wayne bunca yıldır kimsenin kalbini kırmamış, kimseyi hor görmemişti. Ünlü aktör tatlı gülümseyerek dostlarım selamlarken hanımların bir çoğu göz yaşlarını tutamadılar.
Neticeler ilan edildiği zaman da John VVayne’nin en başarılı aktör olarak ilk defa bir Oscar kazanması, salonu ayağa kaldırdı. Bir insanın gözlerimin önünde yaşayan bir efsane haline gelişini zevkle ve heyecanla seyrettim. John Wayne'nin Oscar'ını geçen yılın Oscar kazanan yıldızı Barbra Streisand verdi. Genç yıldız, parlak taşlarla süslü tuvaletiyle her zaman olduğu gibi yine pek şık ve zarifti. John Wayne'i tebrik etmek için yanağından öperken o da bir hayli alkışlandı.
Yılın en başarılı yıldızı seçilen Maggie Smith'i en çok alkışlayanlar salonda bulunan İngiliz asıllı artistler oldular, fakat genç kadın herhalde armağan kazanacağını hiç aklına getirmediği için olsa gerek Oscar gecesine katılmamıştı, Londra'da kalmıştı. Hollywood'un genç yıldızlarından Alice Ghostley, sahneye çıkıp Maggie Smith'in Oscar'ını emaneten aldı.
Ünlü yıldız JaneFonda, eşi Roger Vadim ve babasıyle birlikte Oscar gecesinin en fazla dikkati çeken davetlisiydi. Genç kadının Kızılderillerin haklarını korumak için giriştiği kampanyayı garipseyenler de olmuştu. Hele yıldızın kocasını terkedip bir delikanlıyla dolaştığı haberi itibarını bir hayli sarsmıştı. Fakat Oscar gecesi Roger Vadim ile kolkola salona girmesi ve bütün gece gözlerini bir saniye olsun kocasından ayırmaması Jane Fonda ile Roger Vadim arasındaki anlaşmazlığın giderildiğini göstermeye yetti. Roger Vadim de Mia Farrow'nun kardeşi Tisa Farrow ile olan ilişkisini tamamen unutmuşa benziyordu. Böylece Vadim'lerin evinde dirlik ve düzenliğin yeniden kurulduğuna inanmaktan başka yapacak iş kalmamıştı.
Yılın en başarılı rejisörü seçilen John Schlesinger'i de gözler salonda boş yere aradı. Ünlü rejisörün çevirdiği ''Midnight Cowboy'' filmi yılın en başarılı filmi seçildiği gibi yöneticisi de Oscar kazanmıştı. Fakat armağanını onun yerine filmin genç aktörlerinden John Voight aldı. Bu durum salondakileri biraz şaşırtmadı değil. Zira John Voight de yılın en başarılı aktörlerinden biri olarak Oscar adayı seçilmişti ve birçokları genç sanatçının armağını kazanabileceğini düşünüyordu.
Gecenin en talihli erkeği hiç şüphesiz Gig Young'dı. Şakakları iyice kırlaşmış olan bu yakışıklı aktör, yardımcı aktör olarak Oscar kazanınca armağanını almak üzere sahneye çıktı. Yardımcı aktris seçilen Goldie Hawn’un Oscar'ını da emaneten Raquel Welch alınca Gig Young, Hollywood’un bu yeni seks bombasıyle yanyana fotoğraf çektirdi. Güzel yıldız ile yüzlerce meraklı gözün önünde uzun uzun konuştu, şakalaştı ve öpüştü..
Gig Young'un bu davranışı, geceye ayrı bir renk kattı. Amerikan sinemasının yeni seks kraliçesi de şöhretini arttırmak ve filimcilerin dikkatini çekebilmek için bundan daha iyi bir fırsat bulamayacağını sezmişti.
Yıllar yılı Amerikan sineması uğruna çalışıp didindiği için Cary Grant’e de özel bir armağan verildi. Yeni perukasıyle tipi adamakıllı değişmiş olan Frank Sinatra, Cary Grant'i sahnede alkışlayarak eski dostunun sevincine iştirak etti. Cary Grant, kendisine gösterilen bu ilgiye pek sevindi. Oscar’ını ömrünün sonuna kadar saklayacağını söylerken onun da John Wayne gibi gözleri sulanmıştı.. Sözün kısası davetlilerin şık kıyafetlerinden, armağan kazanan ve kaybeden sanatçıların olgun davranışlarına ve seçimdeki isabete kadar 42. Oscar gecesi gerçekten unutulmaz bir gece oldu...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Ahu Tuğba'nın Erkeği Kenan Kalav Olacak

Yazın son günlerini yaşadığımız Eylül ayının en büyük sansasyon yaratacak filmini çekmeye hazırlanıyor Ahu Tuğba . Türk - İran ortak yapımı olarak gerçekleşilecek bu filmde Tuğba’nın erkeği Kenan Kalav olacak... Gün artık büyük söz söyleme günü değil... Yoksa ademoğluna öyle yuttururlar ki zamanı ve yeri gelince... Nasıl mı? Alın size en canlı en güzel örneği. Daha bir hafta öncesine kadar Kenan Kalav’la film çevirmeyeceğini, hiç bir şekilde görüşmediğini önüne gelene söyleyen Ahu Tuğba üç gün önce Türk - İran yapımı bir filmde genç aktörle oynamayı kabul etti. Peki söylediği o kadar lafı nasıl yuttu dersiniz? Nasıl olacak 8 milyon Türk Lirası’na. Evet bugün Türk sinemasının zirvedeki yıldızları Türkan Şoray ’ın, Hülya Koçyigit ’in, Müjde Ar ’ın alamadığı ücreti bir film başına alarak yine ol vay kadın oluverdi Ahu Tuğba. Geçtiğimiz haftabaşı yaptığı anlaşmadan sonra nakit 8 milyon lira aldığının çabası, bir de hakaret ettiği, hor gördüğü Kenan Kalav’la kamera karşısına geçmeyi...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Önder Somer'in Şansı Açıldı

İstanbul'un Caddebostan, Suadiye ve Bostancı semtlerinin bu mevsimde sesiz, yalnız bir havası vardır. İnsana huzur, biraz da hüzün veren bir havadır bu... Hele hava yağmurluysa, hele yapraklar rüzgarın tesiriyle oradan oraya uçuşuyorsa... Biz de şubat ortasında, böyle bir akşam üstü, Caddebostan Plajyolu Mehtap Sokağında 33 numaralı evde oturan Önder Somer 'in evini arıyoruz. Etraf tenha. On dakikadır yürüdüğümüz halde yolda ya iki insan gördük, ya da üç... Sert lodos rüzgarı kulaklarımızı sağır edercesine uğulduyor... Kapıda bizi Önder Somer karşıladı. İki yaşındaki oğlu Öner de sırtında. Tıpkı babasına benziyor. Hani derler ya: «Hık demiş, burnundan düşmüş!» diye, öyle işte. - «Buralarda ne işin var?» dedik. «İki saattir yoldayız!» Bir süre yüzümüze bakarak güldü: - «Hele bir oturun bakalım,» dedi. «Bir yorgunluk kahvesi içelim, sonra konuşuruz.» Oturduk, kahvelerimizi içtik... Önder Somer anlatmaya başladı: - «İstanbul tarafını hiç sevmem. İnsan...