«Anjelik»
filmini Fransızlar yapar da bizim fiiimciier durur mu? Hemen bir
senaryo yazıp «Anjelik» adlı dilberi bizim memlekete getirdiler.
Anjelik, günümüzde geçen bir konu olmadığı için filmin adının
başına Anjelik adını koydular, sonuna da «Osmanlı Saraylarında»
dediler. Geçen hafta, Salacak'taki meşhur Çürüksulu Ahmet
Paşa'nın yalısında (Burası güya Osmanlı sarayı olmuştu)
harem eğlencelerini çektiler. Filmin rejisörlüğünü Ülkü
Erakalın yapıyordu. Harem sahnesi olduğu için filmin erkek
kahramanı Tamer Yiğit bu sahnede yoktu. Erkek olarak gözümüze
sadece Feridun Çölgeçen ilişti. Keçi sakalıyle bir Cinli'ye
benziyordu. Bir de Diclehan Baban'la, Nevin Nuray'ı tanıdık.
Haremde kadınlar toplanmışlar, esir pazarından satın alınan
cariye «Frengistanlı Anjelik» hatunu eğlendiriyordu. Fakat
Anjelik Hatun (Sevda Ferdağ) Türk eğlencelerine o kadar ısındı
ki bîr ara coşup tef, sonra da ut çaldı, en sonunda da bir
İstanbul çiftetellisi döktürdü...(diğer haber için aşağıdaki
linke tıklayın)
İstanbul'un Caddebostan, Suadiye ve Bostancı semtlerinin bu mevsimde sesiz, yalnız bir havası vardır. İnsana huzur, biraz da hüzün veren bir havadır bu... Hele hava yağmurluysa, hele yapraklar rüzgarın tesiriyle oradan oraya uçuşuyorsa... Biz de şubat ortasında, böyle bir akşam üstü, Caddebostan Plajyolu Mehtap Sokağında 33 numaralı evde oturan Önder Somer 'in evini arıyoruz. Etraf tenha. On dakikadır yürüdüğümüz halde yolda ya iki insan gördük, ya da üç... Sert lodos rüzgarı kulaklarımızı sağır edercesine uğulduyor... Kapıda bizi Önder Somer karşıladı. İki yaşındaki oğlu Öner de sırtında. Tıpkı babasına benziyor. Hani derler ya: «Hık demiş, burnundan düşmüş!» diye, öyle işte. - «Buralarda ne işin var?» dedik. «İki saattir yoldayız!» Bir süre yüzümüze bakarak güldü: - «Hele bir oturun bakalım,» dedi. «Bir yorgunluk kahvesi içelim, sonra konuşuruz.» Oturduk, kahvelerimizi içtik... Önder Somer anlatmaya başladı: - «İstanbul tarafını hiç sevmem. İnsan...

Yorumlar
Yorum Gönder