«Anjelik»
filmini Fransızlar yapar da bizim fiiimciier durur mu? Hemen bir
senaryo yazıp «Anjelik» adlı dilberi bizim memlekete getirdiler.
Anjelik, günümüzde geçen bir konu olmadığı için filmin adının
başına Anjelik adını koydular, sonuna da «Osmanlı Saraylarında»
dediler. Geçen hafta, Salacak'taki meşhur Çürüksulu Ahmet
Paşa'nın yalısında (Burası güya Osmanlı sarayı olmuştu)
harem eğlencelerini çektiler. Filmin rejisörlüğünü Ülkü
Erakalın yapıyordu. Harem sahnesi olduğu için filmin erkek
kahramanı Tamer Yiğit bu sahnede yoktu. Erkek olarak gözümüze
sadece Feridun Çölgeçen ilişti. Keçi sakalıyle bir Cinli'ye
benziyordu. Bir de Diclehan Baban'la, Nevin Nuray'ı tanıdık.
Haremde kadınlar toplanmışlar, esir pazarından satın alınan
cariye «Frengistanlı Anjelik» hatunu eğlendiriyordu. Fakat
Anjelik Hatun (Sevda Ferdağ) Türk eğlencelerine o kadar ısındı
ki bîr ara coşup tef, sonra da ut çaldı, en sonunda da bir
İstanbul çiftetellisi döktürdü...(diğer haber için aşağıdaki
linke tıklayın)
Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Yorumlar
Yorum Gönder