Sahil
yolundaki Star Gazinosu’nun kulisindeyiz. Koridorlarda süren
koşuşturmaların aksine içinde bulunduğumuz oda son derece sessiz
ve sakin. Aman aman, o da ne? Yanlış görmedik değil mi? Gazinonun
iki assolistinden Atilla Kaya sahneyi paylaştığı sanatçı
arkadaşı Aylin Urgal’ın kalçalarını açıkta bırakan
elbisesinin arkasını düzeltiyor. Bu ne samimiyet böyle. Aylin
Urgal’ın ise keyfinden, çalımından yanına yanaşılmıyor.
Sanki bir zafer kazanmış gibi bakışları gurur dolu. Bu mutlu
havanın nedeni daha sonra anlaşıldı. Gazino yeni kadroyla işe
başladığı zaman solist altı olarak Alev Altın da yer alıyordu
kadroda. Ne var ki, bu çalışması sadece bir gece sürmüş ve her
nedense kadro dışı bırakılmıştı Aylin Urgal ile Alev Altın
arasındaki gerginlik ise gözle görülmese de hissediliyordu.
Nedeni ise her iki sanatçının da Atilla Kaya’ya olan
zaaflarıydı. Eh şimdi Aylin Urgal kasılmasın da kim kasılsın.
Bu savaşın galibi o olduğuna göre kendince hava atması da
hakkı...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
İstanbul'un Caddebostan, Suadiye ve Bostancı semtlerinin bu mevsimde sesiz, yalnız bir havası vardır. İnsana huzur, biraz da hüzün veren bir havadır bu... Hele hava yağmurluysa, hele yapraklar rüzgarın tesiriyle oradan oraya uçuşuyorsa... Biz de şubat ortasında, böyle bir akşam üstü, Caddebostan Plajyolu Mehtap Sokağında 33 numaralı evde oturan Önder Somer 'in evini arıyoruz. Etraf tenha. On dakikadır yürüdüğümüz halde yolda ya iki insan gördük, ya da üç... Sert lodos rüzgarı kulaklarımızı sağır edercesine uğulduyor... Kapıda bizi Önder Somer karşıladı. İki yaşındaki oğlu Öner de sırtında. Tıpkı babasına benziyor. Hani derler ya: «Hık demiş, burnundan düşmüş!» diye, öyle işte. - «Buralarda ne işin var?» dedik. «İki saattir yoldayız!» Bir süre yüzümüze bakarak güldü: - «Hele bir oturun bakalım,» dedi. «Bir yorgunluk kahvesi içelim, sonra konuşuruz.» Oturduk, kahvelerimizi içtik... Önder Somer anlatmaya başladı: - «İstanbul tarafını hiç sevmem. İnsan...

Yorumlar
Yorum Gönder